* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

SAHİBİ OLMAYAN MEKTUP

Bu mektubu sana yazmadım. Okumaya başladığın bu satırların hiçbiri benim dilimden sen okuyasın diye yazılmadı. Yazılamaz da zaten. Uzun zamandır sessizliğe mahkum edilmiş biri nasıl konuşup yazabilir ki? Sessizlik dememe bakma; korkunun, acının, çaresizliğin, sesini duyuramamanın, görmezden gelinmenin, hayatın tam da orta yerinde en kanayan yanının feryatları var burada aslında. Oraya ulaş/a/masa da ölümün en ağır, en koyu, en acı dili dökülüyor burada yüreklerden. Henüz atılmamış bir kurşun ağırlığında kabullenilmişlik. Ve onca sesin içersinde sessiz bırakılmak bizimkisi...

Bu kelimeleri sana yazmadım. Şu anda okumakta olduğun kelimelerin hiçbiri benim kalemimden senin için yazılmadı. Yazılamaz da zaten. Uzun zamandır ellerim kalem tutmuyor çünkü. Kalem yerine silah veriliyor artık bizlerin eline, akıtacağımız her kan damlasının bir kelimeye eşit olduğu söyleniyor, ne kadar can yakarsak o kadar yaşayacağımız yerleştiriliyor körpecik beyinlerimize. Seçimlerimizle eksiliyoruz kendimizden. Ya içinde tutulup ya dışına çıkarılıyoruz hayatın. Aydınlık içersinde kör bırakılmak bizimkisi...

Bu cümleleri sana yazmadım. Belki de okumaktan çoktan sıkıldığın bu cümleler senin gündelik hayatında yer etsin diye bırakılmadı. Bırakılamaz da zaten. Ben kendi hayatımın peşindeyim çünkü. Ve bugünlerde sokak aralarında, şehrin yıkıntılarında, sarılmayan yaralarda, bir ananın dizinin dibinde, bir babanın canhıraş feryatlarında ölümle saklanbaç oynuyorum sürekli. Ne de olsa gördüğüm onca büyük gerçeğe, acıya rağmen hala küçüğüm, hala çocuk yüreğim. Gözümü açıyorum; önüm, arkam, sağım, solum sobe. Benim başlatmadığım bir ölüm oyununda, bir var olup bir yok olmak benimkisi...

Dedim ya bu mektubu sana yazmadım. Yıkılmış evimin ayakta duran tek bir duvarının arkasında, içimin saklanması burada yazılanlar. Nereye kaçacağını bilememenin satırları, korkunun acıyla karışık, yalnızlıkla sırnaşık halinin dışa vurumu. Kendi kendime teselli sözleri, yeni bir kaçışa dair kendime yaptığım telkinler sadece. O nedenle sen sakın üstüne alınma. Bu satırlar biter bitmez devam et hayatına kaldığın yerden. Zaten benim de gün aydınlanmadan gitmem lazım. Kendime saklanacak yeni bir duvar dibi, dizine sığınacak başka bir anne, elinden tutacak başka bir baba bulmam lazım belki de, üzerine korkusuzca basabileceğim yeni bir toprak hatta; eğer yaşarsam tabi. Şansım yaver giderse, akşam haberlerinde ya da gazetelerde resmime ya da adıma rastlamazsan bil ki bugünü de sağ çıkardım. Ve yaşadığım her gün belki de yaşayacağım günlerin habercisi. Böyle işte; sağlam kalan bir yerinden tutunup da hayata, koca bir kabusun bitmesine dair küçücük bir umut benimkisi...


*Biz büyüklerin savaşlarında canlarından, yaşamlarından, zamanlarından çalınan tüm çocuklara...


Görsel: Deviantart

Bizi de Okusana ;) × +