Bu bir babalar günü yazısı değildir



CANI YANANIN MEKTUBU OKUNUR

Yıllar önce oğlum bir kaza geçirdi. Piknik yolunda kaldırım çalışması yapılan bölgede yola yayılmış kuma kaptırdığı motosikletinden düştü ve bacağını kırdı. Acıyı o çekti ama bizim için de zor bir hafta sonuydu, aylarca da sürdü o zor günler. Allah beterinden saklasın ve onu bize bağışladığı için şükrettiğimiz duaları kabul etsin. Hiç kimseyi de evlat acısı ile sınamasın.

İnsanoğlu sosyal bir canlı, hepimiz küçüklü büyüklü topluluklar halinde yaşıyoruz. Bizim gibi küçük bir kasabada yaşayanlar bazı açılardan şansız olduğu gibi sosyal çevre açısından daha şanslı. Düğünlerimiz de nişanlarımız da, kazalarımız da ölümlerimiz de hep bizi bir araya getirip dostluk bağlarımızı kaynaştırıyor ve acılarımızı hafifletiyor.

Hani derler ya ben ol da bil diye. Ben de bir zamanlar bisikletten düşüp kafam balon gibi şiştiğinde babamın neler hissettiğini oğlum motosikletten düştüğünde çok daha derin ve iyi anladım. Canınızdan çok sevdiğiniz evlatlarınızın acılarıyla sınamasın sizi Mevla.

Kaza gecesi evde onsuz yattım. Geceleri o kapıdan içeri girmeden uyuyamazken o gece onun yatağına uzanıp uyudum. Kirli çoraplarını bulup kokladım ve onu bize bağışladığı için yüce Mevla’ya şükrettim.

Biz doğu toplumları biraz fazla kaderciyiz. Belki acılarımızın çokluğundan kendimizi böyle avutuyoruz. Belki dini inançlarımızın sağlamlığı sanarak kaderle kaderciliği karıştırarak bir hata yapıyoruz. Oysa tevekkülün öncesi tedbir değil mi? Her alanda tedbirsiz davranıp, her şeyi kadere yüklemek ne kadar doğru?

Keşke…
Ne çok kullanırız bu kelimeyi. ‘Pişmanlık ve çileler’ demiş şair: Keşke ona bir motosiklet almasaydım diyemiyorum çünkü kendi çalışıp, alın teri ve emeğiyle kazandığı bir şey almak istedi. Uzun süre engel oldum ama 19’unu geçmiş bir gencin çok istediği bir şeye çalışıp para kazandığı halde sahip olmak istemesine daha fazla karşı duramadım.

Zaten hepimiz hayatta tercihlerimizi ve kaderimizi yaşıyoruz. Biliyorum ne yaparsan yap, olacaksa oluyor her şey. Allah imtihanımızı zorlu ve büyük yapmasın, bizlere dayanamayacağımız yükler yüklemez inşallah.

Ve bugün babalar günü….
Yıllardır olduğu gibi dün de babalar evlatlarını kaybetti 11 vatan evladı bu topraklar için yine şehid düştü Bunca acıyla yüreği yanan babaların nasıl babalar günü olsun ki:( Ben motorsikletten düşen evladım için kafayı yiyecek hale gelmişken. Bir gün bir telefon mesajı ile başın sağolsunu duyan bu insanlar nasıl dayanacaklar bu acıya. Allah sabır versin hepsine. Zor çok zor, konuşamıyorum, yazamıyorum.

Sayın yetkililer, etkililer lütfen artık ne yapacaksanız yapın bu terör ün ve teröristlerin işini bitirin. Evet karşınızdaki de insan ama sana silahla gelene çiçek verilmez. Benim gibi bir çok insanın sabrı da anlayışı da bitti.

Devlete silah çekmenin bedeli budur der kanuni hakkını kullanır eşkiyayı  gözünü kırpmadan öldürürsün. Gerekirse tümünün köküne kibrit suyu dökün. Bir tek sağ teslim alma derdine düşmeyin. Yeter, Artık sabır, sabır nereye kadar...


CANI YANANIN MEKTUBU OKUNUR

Yıllar önce oğlum bir kaza geçirdi. Piknik yolunda kaldırım çalışması yapılan bölgede yola yayılmış kuma kaptırdığı motosikletinden düştü ve bacağını kırdı. Acıyı o çekti ama bizim için de zor bir hafta sonuydu, aylarca da sürdü o zor günler. Allah beterinden saklasın ve onu bize bağışladığı için şükrettiğimiz duaları kabul etsin. Hiç kimseyi de evlat acısı ile sınamasın.

İnsanoğlu sosyal bir canlı, hepimiz küçüklü büyüklü topluluklar halinde yaşıyoruz. Bizim gibi küçük bir kasabada yaşayanlar bazı açılardan şansız olduğu gibi sosyal çevre açısından daha şanslı. Düğünlerimiz de nişanlarımız da, kazalarımız da ölümlerimiz de hep bizi bir araya getirip dostluk bağlarımızı kaynaştırıyor ve acılarımızı hafifletiyor.

Hani derler ya ben ol da bil diye. Ben de bir zamanlar bisikletten düşüp kafam balon gibi şiştiğinde babamın neler hissettiğini oğlum motosikletten düştüğünde çok daha derin ve iyi anladım. Canınızdan çok sevdiğiniz evlatlarınızın acılarıyla sınamasın sizi Mevla.

Kaza gecesi evde onsuz yattım. Geceleri o kapıdan içeri girmeden uyuyamazken o gece onun yatağına uzanıp uyudum. Kirli çoraplarını bulup kokladım ve onu bize bağışladığı için yüce Mevla’ya şükrettim.

Biz doğu toplumları biraz fazla kaderciyiz. Belki acılarımızın çokluğundan kendimizi böyle avutuyoruz. Belki dini inançlarımızın sağlamlığı sanarak kaderle kaderciliği karıştırarak bir hata yapıyoruz. Oysa tevekkülün öncesi tedbir değil mi? Her alanda tedbirsiz davranıp, her şeyi kadere yüklemek ne kadar doğru?

Keşke…
Ne çok kullanırız bu kelimeyi. ‘Pişmanlık ve çileler’ demiş şair: Keşke ona bir motosiklet almasaydım diyemiyorum çünkü kendi çalışıp, alın teri ve emeğiyle kazandığı bir şey almak istedi. Uzun süre engel oldum ama 19’unu geçmiş bir gencin çok istediği bir şeye çalışıp para kazandığı halde sahip olmak istemesine daha fazla karşı duramadım.

Zaten hepimiz hayatta tercihlerimizi ve kaderimizi yaşıyoruz. Biliyorum ne yaparsan yap, olacaksa oluyor her şey. Allah imtihanımızı zorlu ve büyük yapmasın, bizlere dayanamayacağımız yükler yüklemez inşallah.

Ve bugün babalar günü….
Yıllardır olduğu gibi dün de babalar evlatlarını kaybetti 11 vatan evladı bu topraklar için yine şehid düştü Bunca acıyla yüreği yanan babaların nasıl babalar günü olsun ki:( Ben motorsikletten düşen evladım için kafayı yiyecek hale gelmişken. Bir gün bir telefon mesajı ile başın sağolsunu duyan bu insanlar nasıl dayanacaklar bu acıya. Allah sabır versin hepsine. Zor çok zor, konuşamıyorum, yazamıyorum.

Sayın yetkililer, etkililer lütfen artık ne yapacaksanız yapın bu terör ün ve teröristlerin işini bitirin. Evet karşınızdaki de insan ama sana silahla gelene çiçek verilmez. Benim gibi bir çok insanın sabrı da anlayışı da bitti.

Devlete silah çekmenin bedeli budur der kanuni hakkını kullanır eşkiyayı  gözünü kırpmadan öldürürsün. Gerekirse tümünün köküne kibrit suyu dökün. Bir tek sağ teslim alma derdine düşmeyin. Yeter, Artık sabır, sabır nereye kadar...

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"