* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Babalar günü!

Öncelikli olarak tüm babaların babalar gününü kutlarım. Bugüne dair bir yazı yazmak istiyorum ama ne yazacağımdan çok emin değilim aslında. Bugün birçok kişi babalar günü şöyledir, böyledir diyecek ama bir noktayı kaçıracağız her zaman olduğu gibi. Baba olmak ne demektir veya nasıl baba olunur gibi soruları her zaman olduğu gibi sormayacağız elbette. Genetik bir bağ mıdır babalık veya bir hayat koçluğu mudur. Galiba bu kavramları irdelemek istiyorum çünkü toplumumuzda bu konuda bir eksiklik var. Bunu görüyoruz, biliyoruz, hissediyoruz. Eğer genetik bir baş ise babalık her baba mükemmeldir. Eğer bir yaşam koçluğu ise tanıdığımız ve bildiğimiz birçok baba eksiktir. Aslında nesillerdir devam eden bir sorundur ülkemizde babalık. Babalarımız babalarından destek görmemiştir, erken yaşta çalışmaya başlamışlardır. Belki çocuk olmaları gereken yaşlarda giydikleri büyük elbiseler, hayata erken atılma onları bu hale getirmiştir. Onlarda babalarından böyle görmüştür kısaca ve çocuklarına da bu şekilde davranıyorlardır. Nesiller geçtikçe, toplumun bilgi seviyesi arttıkça elbette babalık kavramı da değişmektedir ama yeterli midir emin değilim.

Her çocuk babasından ve annesinden büyük bir destek ister. Doğumundan bu yana o destek ölçüsünde yaşar, ilerler, büyür ve gelişir. Mesela "sen bunu yapamazsın, beceremezsin" gibi cümlelerle büyüyen bir çocuğun taşıdığı özgüven eksikliği bir gerçektir. Bunu herkes bilir ama pek bir şey yapılmaz, yapılamaz. Mesela çocuğa kendi hayallerimizi giydirmeye çalışırız, onu kafamızdaki bir kalıba uydurmak isteriz. Bu kalıbın dışına çıkmak istediğinde ise onu desteklemeyiz. Onun arkasında durmayız farklı bir yol seçtiğinde. Bu yüzden mutsuz bir toplumuz biz. Çocuk kendi hayalleri ile babasının veya toplumun hayalleri arasında kalır. Hangi yolu seçse mutlu olamaz. Kendi hayallerini kovalasa az önce bahsettiğim özgüven eksikliği peşini bırakmaz. Başkalarının hayallerini seçerse o zamanda içinde büyük bir acaba ile yaşar. Sonra gün olur büyür kendi çocuğu olur ve gördüğü, bildiği, deneyimlediği babalık kavramı çerçevesinde babalık yapar. Belki biraz değiştirir çerçeveyi ama bazı noktalarda değişemez. Geçmişe duyduğu öfke, onu zamanında kısıtlayanlara belki kendi babasına karşı hissettiklerini çocuğuna yansıtır.

Bazen çocuğun yaptıkları asla yeterli gelmez babaya. Yukarıda bahsettiğim gibi farklı bir yol kabul görmez bizim ülkemizde. Farklı yollara kapalıdır hatta, farklı düşünceleri desteklemeyiz. Elimizden geldiği kadar kısıtlarız yapabilirsek engelleriz. Bunu da birince elden babalar yapar. Çocuğa "yapabilirsin oğlum/kızım" demek zor değildir ama demeyiz, demezler. Çocuğun en başından beri duymak istediği tek şey "sana güveniyorum" veya "senin kararlarına saygılıyız ve her adımında arkandayız" iken bunun yerine "yapamazsın"lar veya  "bu yoldan gitmezsen desteklemem seni"ler alır. Bu şekilde de özgüven ekliği çeken bir toplum çıkar ortaya aynı bizim gibi. Sorunun başlangıcı ise babalardadır. Sonra gün gelir toplumdaki özgüvensizliği eleştirir aynı babalar. Durup kendi içimize bakmamız gerekir bu noktada ve en başta sorduğum soruya bir cevap bulmamız. 

Eğer babalık genetik bir bağ ise her baba mükemmeldir. Ancak eğer babalık bir yaşam koçluğu ise çok eksiğimiz var inanın bana. Dünyaya bir çocuk getirip onun eğitimini karşılamak, bir telefon, bir araba almak mıdır yoksa çocuğun istediği yolda yürümesine yardım etmek midir babalık? Mutlu veya mutsuz bireyler yetiştirmek babaların ve gelecekteki babaların elinde. Mutlu bir toplum olmamızda aynı şekilde. Gelin çocuğumuza "sen yapabilirsin" diyelim. Gelin çocuğumuza "her zaman yanındayız" diyelim. Bakın geleceğimiz nasıl daha güzel olacak. 

Bütün babaların babalar gününü tekrardan kutlarım. Ancak babalar günü yüzeysel bir hediye ile geçiştirilebilecek bir gün değildir. Gelin mutlu bir gelecek yaratalım birlikte.


Bizi de Okusana ;) × +