Yerin 540 Metre Altından Bir "Farkındalık" Testi

Öğle yemeğinde annesinin bin bir zahmetle önlerine koyduğu yemeklere çemkirenler:

Onlar her gün öğle yemeğini “öğle güneşini görmeden” yiyorlardı!

Aldığı bilmem kaç bin dolarla yetinmeyip servetine servet katmak isteyenler:

Onlar, emin olun, sizin kazandığınız paranın en fazla yarısını kazanmak için, her gün “atmosfer” değiştiriyorlardı!

Kocasının maaşıyla geçinip, kendi maaşını suratındaki boya malzemelerine tahsis edenler:

Onların her günkü düzenli makyajları kömür karasıydı!

Kazandığı para ile eşlerinin üzerinde tahakküm kurmak isteyen erkekler:

Onların amacı tahakküm kurmak değil, “bu akşam da” eşlerini görebilmekti!

Deniz seviyesinde yahut onun en fazla birkaç metre altında-üstünde ekmeğini kazanıp, kazancının kıymetini bilmeyen ve çoluk çocuğunun rızkını çarçur edenler:

Onlar paralarını yerin 540 metre altında kazanıyorlardı!

Babasının kıymetini bilmeyenler:

Onlar da babaydı!

Kardeşinin, ağabeyinin kıymetini bilmeyenler:

Onlar da kardeş ve ağabeydi!

Çocuğunu dahi sevemeyenler:

Onlar da çocuktu!..

Vefat eden işçilerin iş arkadaşlarından birisi “10 dakika geciksek hemen evden aramaya başlıyorlar” diyordu. Öyle ya, onların ailelerinin normal mesleklerde çalışan kişilerin aileleri gibi “arkadaşlarına takılmıştır” deme şansları yoktu. Zira onları için her geç kalınan dakika bir “göçük” tehdidiydi!

Onlar evlerine para götürmek, çocuk okutmak, ev geçindirmek için “risk” alıyorlardı. Alelade bir risk de değildi ki bu: Ortaya hayatlarını koyuyorlardı. Ve tabii onlarla aynı sorumluluğu yüklenen aileleri…

30 “adam” işte bu uğurda, şerefli bir uğurda, bu kez kaldılar yerin 540 metre altında. Bu kez taşımadı o derme çakma asansör onları. Onları her gün birkaç saatliğine alıp, ardından geri veren “yer altı” kahpelik yaptı bu kez. Bulundukları yerden “nokta” gibi görünen gökyüzü, bu kez bu lütufu da çok gördü onlara. Bu kez 10 dakikada çalmaya başlayan telefonlar çok uzun çaldı… Bu kez çok geciktiler… Bu kez gelmekten ziyade, gittiler…

Allah Vefat eden 30 işçi ağabeyimize, amcamıza gani gani rahmet eylesin. Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Ve aynı “riskli” kısır döngüde devam eden onların işçi kardeşlerini koruyup kollasın…

Biz geride kalanların da biraz gözlerini açsın. Biraz yardımcı olsun bir şeyleri görmemize, henüz güneşi, gökyüzünü de görebiliyorken…


Öğle yemeğinde annesinin bin bir zahmetle önlerine koyduğu yemeklere çemkirenler:

Onlar her gün öğle yemeğini “öğle güneşini görmeden” yiyorlardı!

Aldığı bilmem kaç bin dolarla yetinmeyip servetine servet katmak isteyenler:

Onlar, emin olun, sizin kazandığınız paranın en fazla yarısını kazanmak için, her gün “atmosfer” değiştiriyorlardı!

Kocasının maaşıyla geçinip, kendi maaşını suratındaki boya malzemelerine tahsis edenler:

Onların her günkü düzenli makyajları kömür karasıydı!

Kazandığı para ile eşlerinin üzerinde tahakküm kurmak isteyen erkekler:

Onların amacı tahakküm kurmak değil, “bu akşam da” eşlerini görebilmekti!

Deniz seviyesinde yahut onun en fazla birkaç metre altında-üstünde ekmeğini kazanıp, kazancının kıymetini bilmeyen ve çoluk çocuğunun rızkını çarçur edenler:

Onlar paralarını yerin 540 metre altında kazanıyorlardı!

Babasının kıymetini bilmeyenler:

Onlar da babaydı!

Kardeşinin, ağabeyinin kıymetini bilmeyenler:

Onlar da kardeş ve ağabeydi!

Çocuğunu dahi sevemeyenler:

Onlar da çocuktu!..

Vefat eden işçilerin iş arkadaşlarından birisi “10 dakika geciksek hemen evden aramaya başlıyorlar” diyordu. Öyle ya, onların ailelerinin normal mesleklerde çalışan kişilerin aileleri gibi “arkadaşlarına takılmıştır” deme şansları yoktu. Zira onları için her geç kalınan dakika bir “göçük” tehdidiydi!

Onlar evlerine para götürmek, çocuk okutmak, ev geçindirmek için “risk” alıyorlardı. Alelade bir risk de değildi ki bu: Ortaya hayatlarını koyuyorlardı. Ve tabii onlarla aynı sorumluluğu yüklenen aileleri…

30 “adam” işte bu uğurda, şerefli bir uğurda, bu kez kaldılar yerin 540 metre altında. Bu kez taşımadı o derme çakma asansör onları. Onları her gün birkaç saatliğine alıp, ardından geri veren “yer altı” kahpelik yaptı bu kez. Bulundukları yerden “nokta” gibi görünen gökyüzü, bu kez bu lütufu da çok gördü onlara. Bu kez 10 dakikada çalmaya başlayan telefonlar çok uzun çaldı… Bu kez çok geciktiler… Bu kez gelmekten ziyade, gittiler…

Allah Vefat eden 30 işçi ağabeyimize, amcamıza gani gani rahmet eylesin. Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Ve aynı “riskli” kısır döngüde devam eden onların işçi kardeşlerini koruyup kollasın…

Biz geride kalanların da biraz gözlerini açsın. Biraz yardımcı olsun bir şeyleri görmemize, henüz güneşi, gökyüzünü de görebiliyorken…


BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"