Bekle Beni İstanbul


Şehirlerin en güzeli!!

Eteğinde deniz köpükleriyle
Yedi tepe üzerine serilmiş fettan kadın!

Bir yüzü ağlayıp bir yüzü gülen
Tiyatro maskelerinin en zengini
Bir eliyle okşayıp, bir eliyle döven
Belalı aşıkların en yangını!


Gözünü açıp bir kez gördüğünde
Bir kez dolandığında tozlu sokaklarında
Yokuşlarında daralıp, inişlerinden yuvarlandığında
Lodosunun beşiğinde sallanıp
Trafiğin düğümünde dellenip
Serin Ortaköy akşamlarında
Meltemin sefasını sürdüğünde
Bir daha akıldan çıkmayan şehir!

Bekle beni geliyorum!

Surlarını geçip sahil yollarında yürüyecek
Soğuğunda donup, sıcağında eriyecek
Halicin kokusunu balık ekmeğime katık edecek
Boğazda seyreden gemilerinde serinleyecek
Her sokak başında
Simidinden yiyeceğim!

Serin serin Kapalıçarşı’da
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa’da
Anadolu Hisarı’da, Rumeli Kavağı’nda
Olacağım her yerde ayni anda
Caddelerden seller gibi akan insanlarına karışacak
Çukurlarınla, eğri kaldırımlarınla barışacak
Yirmidört saatle yarışacak
Eski ayak izlerimi arayacağım
Her kavşakta, her meydanda
Her semtinin kokusunu soluyacağım!

Bekle beni İstanbul!

Çocukluğumun vazgeçilmez aşkı!
Dünyanın en güzel şehirlerinin
Unutturamadığı sevdalım bana!
Nereye gitmişsem kanamış yaram!
Anam, babam, eşim, atam!
İçeceğim seni kana kana
Çölde susuz kalmış yaralı gibi
Toplayacağım serptiğim anılarımı bir bir
Kaldırım taşlarına..

Bekle beni İstanbul!

Öyle bir sarılacağım ki sana
Çatırdayacak asırlık kemiklerin
Öyle bir bakacağım ki gözlerine
Titreyecek iliklerin

Bana ne bilmem kaç sevgiliden arta kalmışsan
Bana ne yorgunsan, aldatılmışsan
Vız gelir gövdeni ezen milyonlar
Bende sana aşık koca bir kalp var

Geliyorum İstanbul!

Aç kollarını ve beni bekle
Geliyorum sana aç bir yürekle
İzin ver özlemim dinsin koynunda
Geçit ver, kollarım kalsın boynunda
Huzursuz bekleyiş artık son bulsun
Sen bir teksin çünkü

Sen İstanbul’sun!!!



Zühal Voigt/ 29.04.2010

Şehirlerin en güzeli!!

Eteğinde deniz köpükleriyle
Yedi tepe üzerine serilmiş fettan kadın!

Bir yüzü ağlayıp bir yüzü gülen
Tiyatro maskelerinin en zengini
Bir eliyle okşayıp, bir eliyle döven
Belalı aşıkların en yangını!


Gözünü açıp bir kez gördüğünde
Bir kez dolandığında tozlu sokaklarında
Yokuşlarında daralıp, inişlerinden yuvarlandığında
Lodosunun beşiğinde sallanıp
Trafiğin düğümünde dellenip
Serin Ortaköy akşamlarında
Meltemin sefasını sürdüğünde
Bir daha akıldan çıkmayan şehir!

Bekle beni geliyorum!

Surlarını geçip sahil yollarında yürüyecek
Soğuğunda donup, sıcağında eriyecek
Halicin kokusunu balık ekmeğime katık edecek
Boğazda seyreden gemilerinde serinleyecek
Her sokak başında
Simidinden yiyeceğim!

Serin serin Kapalıçarşı’da
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa’da
Anadolu Hisarı’da, Rumeli Kavağı’nda
Olacağım her yerde ayni anda
Caddelerden seller gibi akan insanlarına karışacak
Çukurlarınla, eğri kaldırımlarınla barışacak
Yirmidört saatle yarışacak
Eski ayak izlerimi arayacağım
Her kavşakta, her meydanda
Her semtinin kokusunu soluyacağım!

Bekle beni İstanbul!

Çocukluğumun vazgeçilmez aşkı!
Dünyanın en güzel şehirlerinin
Unutturamadığı sevdalım bana!
Nereye gitmişsem kanamış yaram!
Anam, babam, eşim, atam!
İçeceğim seni kana kana
Çölde susuz kalmış yaralı gibi
Toplayacağım serptiğim anılarımı bir bir
Kaldırım taşlarına..

Bekle beni İstanbul!

Öyle bir sarılacağım ki sana
Çatırdayacak asırlık kemiklerin
Öyle bir bakacağım ki gözlerine
Titreyecek iliklerin

Bana ne bilmem kaç sevgiliden arta kalmışsan
Bana ne yorgunsan, aldatılmışsan
Vız gelir gövdeni ezen milyonlar
Bende sana aşık koca bir kalp var

Geliyorum İstanbul!

Aç kollarını ve beni bekle
Geliyorum sana aç bir yürekle
İzin ver özlemim dinsin koynunda
Geçit ver, kollarım kalsın boynunda
Huzursuz bekleyiş artık son bulsun
Sen bir teksin çünkü

Sen İstanbul’sun!!!



Zühal Voigt/ 29.04.2010

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"