Altın, döviz yükselir, insanlık düşerken - Bir milyon kalem

Bir milyon kalem

Blog yazarları topluluğu

14 Ocak 2010 Perşembe

Altın, döviz yükselir, insanlık düşerken



Yıllar önce: 1996, Karlı bir kış gecesi. Saat 24.00’ü geçti geçecek. Balıkesir’den gelen misafirlerimi uğurluyorum. Yolun karşısında turkuaz renkte bir TX Renault durdu.

Araba çalışıyor, içinden benden bir-iki yaş küçük biri indi. Komşu köylerden bir tanıdığımın yeğeni olan delikanlı heyecanla:
-Erkan Abi annem kalp krizi geçiriyor. Balıkesir’e hastaneye kaldırıyoruz acil. Yeterli paramız yok. Lütfen yardım eder misin dedi?

Çıkardım cebimden makul bir para verdim. Delikanlı o gece gitti sevinerek. Ertesi gün geldi elinde bazı poşetler. Annesi kurtulmuş şükür. İlaç için para yetmemiş. Bir miktar daha verdim geçmiş olsun diledim…
Cuma günü arkadaşım da olan amcası geldi. Geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Amcası şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra birden parladı
- O it herif seni de mi dolandırdı? Bir dostumun daha kapısını mı kapattı? diye…

Tanıdık birkaç kişi vasıtasıyla bulduk delikanlıyı kumarhanede. Gece 24.00 de annesinin kalp krizi geçirdiğini söyleyen delikanlı kumar krizi geçiriyormuş meğerse. Amcası döverken elinden zor aldım. Bırak dedim ve delikanlıya tek bir laf söyledim:
-Bir gün gerçekten ihtiyacı olan biri gelecek ve ben belki para vermeyeceğim ve bu yüzden de o adam bir yakınını kaybedecek.. Ne hakkın var buna? Vebali senin olsun.

Yıl 1986 Askere gitmeden veresiye verdiğim bir adamla tartıştım. Mahkemelik olduk. Kendisine küfrettiğimi söyledi mahkemede. Benim avukatım yoktu. Şahidim de yoktu. Haklıysam ne gerek var demiştim. Öyle olmadı. 10 lira için 20 ytl para cezası ödedim. Bu ceza sicilimden 5 yılda ancak temizlendi. Nasıl yaptımsa, adamı dövmüşüm.:)

Sonraki yıllar… İş yaptırmak için anlaştığım bir arkadaş kaporayı aldıktan sonra birden hasta oldu 1 hafta da iyileşmedi. Bir daha da görüşemedik. Meğerse o sadece kaparo alırmış

Dilenci bir kadına kesilen elektirik parası için bir miktar borç verdim. Meğerse bir ben kalmışım dolandırılmayan:) elektrik faturası dümeniyle.

Kolonya imalatı yaptığım yıllar: İzmir’li bir toptancı ile anlaştık. 2-3 station taksi ile mal verdim. Senetleri asla ödenmedi. Senetleri İzmir’de tahsil etsin diye verdiğim avukattan da senetler gelmedi.

Kimyevi gübre sattığım yıllar. Müşteri yağmurlu bir Pazar sabahı yalvardı. Yanında eşi ve eşeği vardı. Eşine hürmeten hatta eşeğe hürmeten bu güvenilmez adama güvendim. Aylarca ödemedi borcunu. Bir gün kızıp sokak ortasında istedim. Bana bağıra bağıra cevap verdi. “-kaç kere ödeyeceğim?” sonra da bir arkadaşına “sokak ortasında isterse tabi öyle derim” demiş.

Bilgisayarcılık yıllarım:
Edremit’te bir arkadaşla alışverişimiz oldu. Kendisi hala borcunu ödeyecek. Tabi insan içine çıkacak yüzü olursa. Geçenlerde bana sitem etti. -Abi herkese anlatmışsın diye… Güldüm.

İlkokul arkadaşım… Pc’si ile ilgili bir sorunu hallettiğimde çok teşekkür ederek en kısa zamanda borcunu ödeyeceğini söyledi. İstettiğimde ise pişkince daha 2 yıl olmadı demiş.

Bir başkası çocuklarının masumiyetine sığınarak borç takma yolunu seçmiş, babam verecek diye gönderiyor. Allah iflah etsin.

Haftaya öderim'ler… Aybaşında'lar. Hemen en kısa zamandalar. Açık hesaplar.. Kapanmayan hesaplar. Ödenmeyen senetler. Kendisini akıllı alemi abdal sananlar. Allah bu hesapları kapatıyor mu? A Allahsızlar…
Oysa borç almak da vermek de ayıp birşey değil. Önemli olan borcunu ödemekten kaçmamak. Hile, yalan dolana başvurmamak.  Adam gibi adam olmak...

Geçenlerde 2 hurdacı delikanlıya da inanmak gafletine düştüm. Aldıkları hurdalar 40 tl tutuyordu, benden 50 lira vereceğiz diyerek 10 tl para üstü almayı da başardılar. Peşinen söyliyeyim ki paranın peşinde değilim. Yeteneklerine hayranım. Gördüm ki her insanın bir bedeli var. Kimileri 10 liralık, kimileri de 10bin liralık. Onlar da beni kandırdı. Tebrik ediyorum:)

Borçlar bir gün ödenir. Eğer ödemek niyetiniz de varsa. Ama ya öbür dünyaya kalanlar.
Hani gerçekten Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Alnınız secdeye göstermelik değil de Allah diyerek varıyorsanız…

Kanundan kaçabilirsiniz. Cadde, sokak değiştirebilirsiniz. O esnafı bırakıp bu esnafa borç takabilirsiniz. Olmadık Ali Cengiz oyunları ile insanları kandırabilirsiniz. Ama ya ilahi adaletten nasıl kaçacaksınız?

Ben “Annem ölüyor abi” diyecek kadar düşen, insanlık ederi 1 tek kağıt paradan öteye geçmeyen bir insan olmaktansa “Annesi ölüyor sanarak birine para veren saf, aptal bir adam olarak” algılanmaya razıyım…

Kriz dönemlerinde insan kalitesi daha da düşüyor. İnsanların yapabileceklerini ve yaptıklarını görseniz şaşarsınız. Altın, döviz yükseliyor ama insanlık düşüyor.
Yazık çok yazık….

HAMİŞ:

(*) Bu gün bir çok esnaf benzer olaylar yüzünden iş hayatından soğumuş, insanlara güvenini yitirmiş durumdadır.
(*) Bu yazıda geçen olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek İNSAN’larla herhangi bir ilgisi yoktur.

Sayfalar