Yanıyorum Allah’ın yanıyorum. Nasıl bir acı bu? İçim, dışım her yerim yanıyor. Allah’ım dermanı yok mu? Allah’ım niye verdin ki bana bu acıyı? Ne günah işledim sana. Bilmeyerek kimimin canını yaktım ki bana bu acıyı verdin.
Öleceğim günü söyleseydin bana ama bu acıyla imtihan etmeseydin.
Dışarıda hava karanlık. Düğün var sokakta; her yer kalabalık. Ama benim gözümden yaş bile akmıyor. Bağırıyorum kimse duymuyor. Üstümü başımı yırtıyorum. Çırılçıplak kalıyorum kimseye aldırmadan, yine de acım dinmiyor. Beni yakan ateş sönmüyor.
Küçük kızım koltukta uyuyor. Oğlumu bakkala yolluyorum sakız alsın diye başka bir arkadaşıyla birlikte. Bir daha geri gelmiyor. Oğlum yer yarılıyor içine giriyor. Berkayy! Berkayy! Yok! ses yok! Duymuyor beni. Gelmeyecek, gelmeyecek. Güzel gözlü, güzel kirpikli oğlum. Çok konuşan hiç susmayan yaramaz oğlum. Nerdesin? Annem ne olur gel. İki çocuk getirdiler yanıma ben yırtınıp ağlarken. Biri kız bir erkek. Güler yüzlü zayıf iki çocuk. Al dediler bana al. İkisine’ de sen bak bundan sonra. Merhem olurlar yarana. Dünyayı da getirseniz önüme ben oğlumu isterim. Dışarıda ki o düğün kalabalığına attım kendimi. Alabildiğince bağırıyorum. Ama sesim çıkmıyor. Kendim bile duyamıyorum sesimi.
Can acısıyla, kalbim sıkışıpta ben ölmeden, uyandım kan ter içinde uykumdan. Açtım gözlerimi yarı rüyada. Kızım yatıyor yatağımın ortasında en solunda da eşim. Rüyamda çıkmayan sesim. Artık özgür. Ağlıyorum. Hıçkıra, hıçkıra. Yine sesimi duyan yok. Her kez horultu da. Ama olsun kendim duydum ya sesimi bu defa.
Uyuyamadım daha. Uyumak tekrar aynı yerden başlamak istemem bir daha. Korktum oğluma bakmaktan odasında, Ya yerinde yoksa. Ya bu bir kabuz değilse. Mutfağa girdim. Bir sigara yaktım. Uykulu gözlerle ağladım.
Sonra bir çıtırtı duydum arkamda. Hemen akabin de bir ses.
‘’Anne! Çişim geldi’’
Bu oğlumun sesiydi. Fırladım yerimden. Ben cesaret edip onun yanına gidememiştim ama o sanki sesimi duymuş yanıma gelmişti. Öptüm kokladım. Tuvalete götürdüm. Sonra uyku kokan mis yatağına geri yatırdım. Oğlum yanımdaydı. Gitmemişti…
Kaybolmamıştı bir yere. Ve bu kötü bir kâbustan öte değildi.
İşin gerçeği gece yatmadan önce rahatsızdım. İlaç aldım. Sonra uzunca bir müddet uyuyamadım. Bir gerginlik, bir telaş vardı üstümde anlamını ve sebebini bilmediğim. Uykuya daldım zar zor. Bu kâbus bekliyormuş beni kapıda bir Azrail gibi. Yakaladı uykumun en derin halinde. Çarptı, savurdu, acıttı, ağlattı, yaktı.
Ve kendime geldiğimde içimden şu dualar geldi.
Allah’ım. Beni evlat acısıyla sınama.
Allah’ım Para, pul, şan, şöhret, zenginlik hiçbir şey istemiyorum. Ben yalnız çocuklarımı istiyorum.
Onların büyüdüğünü bana görmeyi nasip et Allah’ım.
Hiç kimseye, düşmanıma dahi bu acıyı yaşatma.
Evlat acısı ile imtihan ettiklerinin yanında sabırlarını eksik etme Yarabbim.
Saat: sabahın 5:30’u. Sabah 4:00’de fırladım uykumdan. 4:30’da oturdum koltuğa başladım yazmaya.
Şimdi biraz açıldım. Ama bu etki tüm gün peşimde olacak. Anlayacağınız arkadaşlar. Bu gün Siyah Kelebekten kimseye hayır gelmez.
İyi sabahlar.
- Genel
- Edebiyat
- __Şiirler
- __Öykü
- __Kitap
- __Mizah
- __Bilim Kurgu
- Makaleler
- __Günlük
- __Denemeler
- __Gazete
- __Köşe Yazıları
- Kültür Sanat
- __Sinema
- __Tiyatro
- Özel Günler
- __23 Nisan
- __Kadınlar günü
- __Anneler günü
- __Babalar günü
- __Sevgililer günü
- __Öğretmenler günü
- Kampanya vs.
- __Anket
- _Röportaj
- _Günün konusu
- _Günün sorusu
- Seyahat
- _Gezi
- _Tatil
- _Fotoğraf
- Spor
- _Yarışma
- Sağlık
- _Yemek
8 Yorumlar
Rüyanız hayır olsun.
Sevgilerimle