AFFAN DEDE


Bugünlerde çocuk kitapları okuyorum.. Renk renk, boy boy çocuk hikayeleri ve romanları.. Mesela Alice'i... Çocukluğunda psikoloji ve felsefe kitapları okuyan, sınıf kitaplığından okuyacak tek bir kitap bulamayan benden de farklı bir şey beklenemez herhalde..
Aman ne güzel.. Yaşam enerjisi, renkleri artıyor insanın.. Şekerden yapılmış evlerde kaybetmeyi, kaşağılarla merhameti, Alice'le hayal gücünün sonu olmayan dehlizlerini silbaştan öğreniyorum. Küçük Prens elimden tutuyor, masumiyete doğru çeviriyorum sayfalarımı.. Çocuk olmak ne hafif, ne ferahlatıcı... Yaşam kitaplardaki gibi değilmiş, kimin umurunda...
İşte bu kitaplardan birinde yalnızca adını bildiğim bir izin peşine düşüyorum. İlkokul Türkçe kitabımdaydı sanırım Cahit Sıtkı'nın "Affan dedeye para saydım..." diye başlayan şiiri.. Şiirin tamamını okurdum da, bu Affan Dedeyi anlamlandıramaz, bu isimde bir dedenin tesadüfen bu şiire giremeyeceği kurdu içimi kemirirdi. Öğretmenimden aldığım yanıt, bunun bir rastlantı olduğuna dairdi.
Seneler sonra Affan Dedenin izini buldum. Bu okuduğum çocuk kitaplarından birinde Ruşen Eşref Ünaydın'ın bir hikâyesinde beni bekliyordu. Çocuklara renk renk oyuncak yapan, mahallenin tek oyuncakçısı Affan Dede.. Yeni açılan seri imalatçı -hepsi birbirinin aynı- oyuncak mağazasının gölgesinde kalıp, kapanmaya mecbur kalırken; dükkanındaki el yapımı bütün oyuncakları mahalle çocuklarına dağıtır..
Çocukluğuma dair bulduğum iz, beni tekrar bu şiire getirdi.Artık benim de bir Affan Dedem vardı.. Hem de seri imalat düşlere karşı; el yapımı oyuncaklar gibi bir tornadan çıkmamış, özgün düşlere yelken açtığım...
Herkesin bir Affan Dedesi olmalı, ona masumiyeti,kendiliğindenliği ve benzersizliği anımsatan..
Şiir alır sözü, horoz şekerinin bittiği yerde..
"Affan Dede'ye para saydım
sattı bana çocukluğumu
artık ne adım var ne yaşım
bimiyorum kim olduğumu
hiçbir şey sorulmasın benden
haberim yok olan bitenden
bu bahar havası bu bahçe
havuzda su şırılşırıldır
uçurtmam bulutlardan yüce
zıpzıplarım pırıl pırıldır
ne güzel dönüyor çemberim
hiç bitmese horoz şekerim"*
*Cahit Sıtkı Tarancı, Çocukluğum

Bugünlerde çocuk kitapları okuyorum.. Renk renk, boy boy çocuk hikayeleri ve romanları.. Mesela Alice'i... Çocukluğunda psikoloji ve felsefe kitapları okuyan, sınıf kitaplığından okuyacak tek bir kitap bulamayan benden de farklı bir şey beklenemez herhalde..
Aman ne güzel.. Yaşam enerjisi, renkleri artıyor insanın.. Şekerden yapılmış evlerde kaybetmeyi, kaşağılarla merhameti, Alice'le hayal gücünün sonu olmayan dehlizlerini silbaştan öğreniyorum. Küçük Prens elimden tutuyor, masumiyete doğru çeviriyorum sayfalarımı.. Çocuk olmak ne hafif, ne ferahlatıcı... Yaşam kitaplardaki gibi değilmiş, kimin umurunda...
İşte bu kitaplardan birinde yalnızca adını bildiğim bir izin peşine düşüyorum. İlkokul Türkçe kitabımdaydı sanırım Cahit Sıtkı'nın "Affan dedeye para saydım..." diye başlayan şiiri.. Şiirin tamamını okurdum da, bu Affan Dedeyi anlamlandıramaz, bu isimde bir dedenin tesadüfen bu şiire giremeyeceği kurdu içimi kemirirdi. Öğretmenimden aldığım yanıt, bunun bir rastlantı olduğuna dairdi.
Seneler sonra Affan Dedenin izini buldum. Bu okuduğum çocuk kitaplarından birinde Ruşen Eşref Ünaydın'ın bir hikâyesinde beni bekliyordu. Çocuklara renk renk oyuncak yapan, mahallenin tek oyuncakçısı Affan Dede.. Yeni açılan seri imalatçı -hepsi birbirinin aynı- oyuncak mağazasının gölgesinde kalıp, kapanmaya mecbur kalırken; dükkanındaki el yapımı bütün oyuncakları mahalle çocuklarına dağıtır..
Çocukluğuma dair bulduğum iz, beni tekrar bu şiire getirdi.Artık benim de bir Affan Dedem vardı.. Hem de seri imalat düşlere karşı; el yapımı oyuncaklar gibi bir tornadan çıkmamış, özgün düşlere yelken açtığım...
Herkesin bir Affan Dedesi olmalı, ona masumiyeti,kendiliğindenliği ve benzersizliği anımsatan..
Şiir alır sözü, horoz şekerinin bittiği yerde..
"Affan Dede'ye para saydım
sattı bana çocukluğumu
artık ne adım var ne yaşım
bimiyorum kim olduğumu
hiçbir şey sorulmasın benden
haberim yok olan bitenden
bu bahar havası bu bahçe
havuzda su şırılşırıldır
uçurtmam bulutlardan yüce
zıpzıplarım pırıl pırıldır
ne güzel dönüyor çemberim
hiç bitmese horoz şekerim"*
*Cahit Sıtkı Tarancı, Çocukluğum

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.