GÜL YÜZLÜ SEVGİLİYE -5



                   Cehalet ve azgınlık doluydu sen gelmeden önceki günler. Güçsüzler ve kimsesiz garibanlardı hep ezilen ve hakir görülenler. Diri diri gömülüyordu günahsız ve niçin böyle bir cezaya layık görüldüklerini bile bilmeyen küçük kız çocukları. Kadın erkek eşitliğini ve kadına değer vermeyi sen öğrettin insanlığa gül yüzlü sevgili sultanım. İnsanlar vardı adına kölelik denen ve mal gibi aramızda alınıp satılan, alan kişi tepe tepe kullanıyordu. Sultanım onları ilahi nasihat ve tebliğlerin ile sen kurtardın. Köle diye eşya gibi, mal gibi alınıp satılan insanları alınıp satılmaktan sen kurtardın.




                  Yollarımız vardı bizim kıvrım kıvrım akan Sakarya nehri misali. Bizi çıkışa götürmeyen ve kurtuluşa götürmeyen, Labirentler misali yollarımız vardı. Önümüzü görmeden, nereye varacağını bilmediğimiz, insanlık bizi nereye götüreceğini bilmediğimiz alametlere binmişti. Sonuçta gelecektik yinede kıyamete. Sen gelince anladı insanlık bu gidilen yolun sonu karanlık imiş.



                   Gecenin karanlığından sonra dağların arkasından çıkan güneş gibi, bulutların arkasında gizlenip bulutlar çekildikten sonra ortaya çıkıp dünyayı ısıtan güneş gibi gül yüzlü sevgili sen doğdun bin dört yüz yıl önce ve dünyamızı aydınlattın. Bütün karanlıkları aydınlattın ve kurtuluş yolunu gösterdin tüm insanlığı aydınlatarak.


                   Sendin sultanım insanlığın cehaletten kurtuluşu için beklenen. Sendin dünyada eksikliği hissedilen ve özlem ile istene ve beklenen. Bir yanımız hep eksikti yokluğunda. Musa a.s, Davut a.s ve İsa a.s. gelen ilahi kitaplar tahrip edildikten sonra manevi yanımız hep eksik kaldı yokluğunda. Susup kalıp kuruyan fidanlar misali ruhlarımız kurumaya yüz tutmuştu. Yağmurun toprağı suladığı gibi ruhlarımızın üzerine yağdırdın insanlığı kurtuluşa götürecek sevdanı gül yüzlü sultanım. Umutsuzluklara ait tüm gözyaşlarımızı silip, gözlerimize ve gönüllerimize mutluluğa dair damlalar döktün.



                   Gül yüzlü sevgili! Tam ihtiyacı olduğu bir zamanda tuttun, cehalet batağındaki insanlığın ellerinden. Çıkmaza giden yollardan bizi kurtuluş yoluna döndürdün. Hiç düşünmedik gösterdiğin kurtuluş yolundan ayrılmayı. Hiç düşünmedik seni sevgi ve muhabbetle yerleştirdiğimiz gönüllerimizden çıkarmayı. Hasretinle yanıp kavrulsa da benliğimiz. Ebedi alem de sana kavuşmanın ümidi ve özlemiyle hasretimizi dindirmekteyiz.



                    Sultanım insanlığın kurtuluşu için gösterdiğin yolları takip ederek, eksik ve hatalarımız ile sana kavuşmaya geliyoruz.



Feyzullah Kırca
Akbaşlar köyü / Dursunbey


                 


                   Cehalet ve azgınlık doluydu sen gelmeden önceki günler. Güçsüzler ve kimsesiz garibanlardı hep ezilen ve hakir görülenler. Diri diri gömülüyordu günahsız ve niçin böyle bir cezaya layık görüldüklerini bile bilmeyen küçük kız çocukları. Kadın erkek eşitliğini ve kadına değer vermeyi sen öğrettin insanlığa gül yüzlü sevgili sultanım. İnsanlar vardı adına kölelik denen ve mal gibi aramızda alınıp satılan, alan kişi tepe tepe kullanıyordu. Sultanım onları ilahi nasihat ve tebliğlerin ile sen kurtardın. Köle diye eşya gibi, mal gibi alınıp satılan insanları alınıp satılmaktan sen kurtardın.




                  Yollarımız vardı bizim kıvrım kıvrım akan Sakarya nehri misali. Bizi çıkışa götürmeyen ve kurtuluşa götürmeyen, Labirentler misali yollarımız vardı. Önümüzü görmeden, nereye varacağını bilmediğimiz, insanlık bizi nereye götüreceğini bilmediğimiz alametlere binmişti. Sonuçta gelecektik yinede kıyamete. Sen gelince anladı insanlık bu gidilen yolun sonu karanlık imiş.



                   Gecenin karanlığından sonra dağların arkasından çıkan güneş gibi, bulutların arkasında gizlenip bulutlar çekildikten sonra ortaya çıkıp dünyayı ısıtan güneş gibi gül yüzlü sevgili sen doğdun bin dört yüz yıl önce ve dünyamızı aydınlattın. Bütün karanlıkları aydınlattın ve kurtuluş yolunu gösterdin tüm insanlığı aydınlatarak.


                   Sendin sultanım insanlığın cehaletten kurtuluşu için beklenen. Sendin dünyada eksikliği hissedilen ve özlem ile istene ve beklenen. Bir yanımız hep eksikti yokluğunda. Musa a.s, Davut a.s ve İsa a.s. gelen ilahi kitaplar tahrip edildikten sonra manevi yanımız hep eksik kaldı yokluğunda. Susup kalıp kuruyan fidanlar misali ruhlarımız kurumaya yüz tutmuştu. Yağmurun toprağı suladığı gibi ruhlarımızın üzerine yağdırdın insanlığı kurtuluşa götürecek sevdanı gül yüzlü sultanım. Umutsuzluklara ait tüm gözyaşlarımızı silip, gözlerimize ve gönüllerimize mutluluğa dair damlalar döktün.



                   Gül yüzlü sevgili! Tam ihtiyacı olduğu bir zamanda tuttun, cehalet batağındaki insanlığın ellerinden. Çıkmaza giden yollardan bizi kurtuluş yoluna döndürdün. Hiç düşünmedik gösterdiğin kurtuluş yolundan ayrılmayı. Hiç düşünmedik seni sevgi ve muhabbetle yerleştirdiğimiz gönüllerimizden çıkarmayı. Hasretinle yanıp kavrulsa da benliğimiz. Ebedi alem de sana kavuşmanın ümidi ve özlemiyle hasretimizi dindirmekteyiz.



                    Sultanım insanlığın kurtuluşu için gösterdiğin yolları takip ederek, eksik ve hatalarımız ile sana kavuşmaya geliyoruz.



Feyzullah Kırca
Akbaşlar köyü / Dursunbey


                 

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

BİR TALEP...

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.