
Kestirme yollar denildiğinde aklıma ilk gelen "-mış gibi yapmak"tır. Birisinin dostu olursak eğer bizimle bir noktaya kadar özellerini paylaşır. Eğer onun dostuymuş gibi yaparsak, en başından beri onu anlıyormuş gibi yaparsak çok daha hızlı bir şekilde açarız o kapıları. Elbette karşı taraf gerçek bir dostuna anlatabileceklerinin kısıtlı bir bölümünü anlatır ama yine de kestirme bir yoldur bu. Normalde yılları eskiten bir yolcuğu çok daha kısa bir zamana, daha az emeğe geçebiliriz. İnanın birini anlıyormuş gibi yapmanın bile çağımızda çok önemli bir yeri var. İnsanların içinde şimdiye kadar hiç gün yüzü görmemiş o kadar büyük bir bölüm var ki gerçekten dinliyormuş gibi yapan birisine çok fazla anlatabilir. Hele anlıyormuş gibi yapan birisine neleri anlatabileceğini siz düşünün. Hatta şöyle yapalım ve küçük bir oyun oynayalım. Karşılaştığınız birisi sizi gerçekten anlar ve dinlerse ona neler anlatabilirsiniz bir kurgulayın bakalım. Bu oyunun sonucunda da anlatmaya ne derece ihtiyacınız olduğunu ölçün. Tarihte "-mış gibi yapmak" her zaman en kestirme yol olmuştur. Hele karşımızda ki insan dolma noktasında çok kötü günler yaşıyorsa o kadar fazla şey öğrenebiliriz ki.
Kestirme yollardan bir diğeri aslında biraz geniş bir kapsamda kalıyor. Şöyle düşünün kafanız güzelken, güzel bir müzik varken, canınız da yanıyorsa neler anlatabilir siniz? Alkol olmasına gerek yok aslında. Güzel bir sohbet, güzel bir akşam, dolunayın olduğu romantik bir akşam yemeği yine aynı etkiyi yaratır. Bunlar hep kestirme yollardır. Mesela ortak bir tanıdığınız vasıtasyla karşımızdaki insanın çok özel bilgilerini öğreniriz. Sonra bunları cümle aralarımıza serpiştirerek karşı tarafa "seni anlıyorum, seni tanıyorum" mesajını veririz. İpin ucu çorap söküğü gibi gelir ardından. Daha uç noktalarda "biz birbirimiz için yaratılmışız" derler mesela. Asla anlamam bu kadar güçlü bir cümleyi insanlar nasıl kullanır ama benim anlamamam bir şeyi değiştirmez. "Bizim DNA'larımız bir" deriz mesela eh karşı taraf inandığı sürece yine anlatır bize. Kestirme yolları herkes kullanır, çok da doğaldır. İnsan tembel bir canlıdır ve karanlıktan korkar.

Aslında konu kalbe giden kestirme yollar ise anlatacak daha çok şeyim var elbette. Ancak burada bir insanın derinlerine nasıl ulaşılabileceğini anlatacak değilim. Bunun yöntemlerini bilmediğim için anlatmıyor olabilirim. Biraz biliyor olup yine de anlatacak kadar yetkin hissetmiyor da olabilirim. Veya bir insanın kalbine hangi kestirme yolların gittiğini anlatmak istediğimdendir asıl. Bu yazıyı yazdım çünkü inanların bunları kullanmaları beni rahatsız ediyor. Hatta o kadar rahatsız ediyor ki bütün bu yazıları yazdım ve yazmaya devam edeceğim.
Size bir insanın kalbine en kolay nasıl ulaşabileceğinizi söyleyebilirim ama; kaldırın koşullarınızı. Birisi gerçekten dinleyin, anlıyormuş taklidi yapmayın ve her ne olursa olsun sahici olun. Yalan söylemeyin, olmadığınız birisi gibi görünmeyin ve kaldırın bütün koşullarınızı. Yapması en kolay ama çok az insanın uyguladığı bir yöntemdir bu. Kimseniz o olun ve karşınızdaki de kimse onu öyle kabul edin. Değiştirmeye çalışmayın çünkü yapamazsınız.
Umarım bu kısa yazı dizisi bazı şeyleri değiştirebilir. Ufacık bir sorgulama yaratabildiysem yeterlidir benim için. Fazlasını beklemiyorum çünkü insanların tembel olduğunu ve karanlıktan korkuttuğunu çok iyi biliyorum...
0 Yorumlar