
Defalarca izledim,defalarca izlerim.Kendimi iyi hissettiğim zamanları hatırlatıyor her izlediğimde.Yazın hamakta Yann Tiersen dinlerken uyuyakalışımı,yolda klasik müzik dinlerken dans etmek isteyişimi,tek başıma Eski Kafa'da oturup Emma'yı okuyuşumu,otobüste sabahın ilk ışıklarını, güneşi seyredişimi...
Öyle işte.

Gelelim, bana bu denli iyi hissettiren film neyi anlatıyor?
Müziği...
Müzisyen anne ve babadan doğmuş,ama ikisini de hiç görmemiş doğuştan yetenekli bir çocuk.Yetimhanede büyürken canına tak edince birkaç arkadaşıyla kaçıyor.Bir gün müzik sayesinde anne babasını bulacağına inanıyor.Fakat sokakta da kötüler peşini bırakmıyor.Şarkı çaldırıp çoğu parayı kendine alan cimri,kötü bir adamla çalışmaya başlıyor sokakta.Öylesine hissederek çalıyor ki, adam onu hiç yanından ayırmayarak çok para kazanıyor.İşte o andan sonra müzisyen olduğunu anlıyor.Ve kendine bir ad veriyor.August Rush.

August Rush 2007 yılında İngiltere'de gösterime girdi.Kısa sürede zirveye oturan filmlerden oldu.2008 yılında Türkiye'de gösterime girdiğinde yine zirvedeydi.Benim her zaman gülümseyerek izlediğim, gülümseyerek hatırladığım bir filmdir.Hele bir sahnede şarkı söyleyen zenci küçük kızı her gördüğümde 'Müzik ne güzel bir şeydir' demişimdir.
Puanım: 7.5
İmdb: 7.5
Sinemalar: 7.3
4 Yorumlar
..
Belki izlemişsindir... izlemediysen öneririm ve izlersen fikrini de öğrenmek isterim :)))
http://www.sinemalar.com/film/25000/The-Guitar/