Sosyal Demokratları Anlayan Var Mı?

Bizim ülkemizdeki şu sosyal demokratları anlayan biri varsa, anlamayanlara da anlatsa çok makbule geçecek. Bundan önceki genel başkanları bir yere kadar anlamak mümkün idi, bizim ülkemizdeki sosyal demokrat anlayışa göre attıkları adımları yaptıkları eylemleri akla biraz daha mantıklı gelebiliyordu. 

Ama Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarını dinlediğinizde çok güzel konuşan ve doğru sözler söyleyen kişi hissi vermesine karşılık, söylediklerini ve yaptıklarını sakin bir şekilde düşündüğünüzde ne kadar boş ve gereksiz olduğunun farkına varmamak için ne olmak gerekir bilemiyorum. Eleştirildikçe de daha çok bocalamaya başlayan bir genel başkan partisine güven veremediği gibi halka hiç veremez. 

Bundan önceki genel seçimlerde birçok sağ görüşlü insanı sırf sağcılardan oy alacağım diye seçim bölgelerinde birinci sıraya koyarak sağcıları kendi eliyle milletvekili yaptı. Üstelik milletvekili çıkaracağı garanti olan illerde birinci sıraya koydu. Böyle bir düşüncen var ise milletvekili çıkaramadığın illerin birinci sırasına koy hem sen oyunu arttır, hem de o ilde milletvekilin olsun. Bu sağcıları milletvekili yaptın da partiye katkıları ne oldu. Başka partiler ne yaparsa yapsın, hapishanede olan ve ne zaman çıkacağı belli olmayan insanlar nasıl aday gösterilip, milletvekili olsun diye de en güçlü olduğun illerin birinci sıralarına koyarsın. 

Böylesi bir eylemden başarıyla çıkmış gibi şimdi de yerel seçimlerde aynı taktiği uygulamaya çalışıyor. Sağ görüşlü insanları aday yapıp sağcılardan oy almayı düşünen bir düşünce hiçbir şeyi düşünemiyor demektir. Bir ilde ülkücü bir insanı aday gösterdiğinizde o ildeki ülkücüler sana mı oy verecek pes doğrusu. 

Hele bir Sarıgül fiyaskosu var ki bana göre tam bir komedi. Sen adamı zorla partine üye yap, kendi ülkende adaylığını net olarak açıklama, dünyanın öbür ucuna git ve orada İstanbul için adayımız Sarıgül de. Üstelik Sarıgül resmen adaylık dilekçesini vermediği halde. 

Ve bunu yaparken de iktidarla şu aralar arası açıkmış gibi basında yansıtılan bir tarikatın temsilcileriyle de sıkı fıkı görüşmeler yürütülüyor. Sağcılardan oy almayı garantilemiş belli bir oy potansiyeli olan bir tarikatı da yedeğe almaya çalışıyor anlaşılan. Bu kavgadan üçüncü kurum olarak ben karlı çıkayım gibi bir anlayışa sahip olanlar filler ve çimenler olayında olduğu gibi en kötü zararı alarak çıkma ihtimali çok büyüktür.

Tüm bunları yaparken şimdiye kadar bu partiye oy vermiş insanlar ne yapıyor? Hiç mi ama hiç ses yok.  

Yerel seçimlerde alınan oy oranları ile genel seçimlerde alınacak oy oranları çok farklılıklar gösterir. Yerel seçimlerde alınacak oya bakıp genel seçimlerde de işi götürürüz diye düşünüp bundan önceki genel seçimlerde olduğu gibi sosyal demokratların sayısına yakın sağcılarla yola devam ederlerse bu sefer hiç ummadıkları bir tepki ile karşı karşıya kalıp eğer baraj sistemi değişmezse bu arada barajın altında bile kalabilinir. 

Not : Bence Sarıgül’ün İstanbul için adaylığı (Kendisi açısından) çok zayıf gibi.

Bizim ülkemizdeki şu sosyal demokratları anlayan biri varsa, anlamayanlara da anlatsa çok makbule geçecek. Bundan önceki genel başkanları bir yere kadar anlamak mümkün idi, bizim ülkemizdeki sosyal demokrat anlayışa göre attıkları adımları yaptıkları eylemleri akla biraz daha mantıklı gelebiliyordu. 

Ama Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarını dinlediğinizde çok güzel konuşan ve doğru sözler söyleyen kişi hissi vermesine karşılık, söylediklerini ve yaptıklarını sakin bir şekilde düşündüğünüzde ne kadar boş ve gereksiz olduğunun farkına varmamak için ne olmak gerekir bilemiyorum. Eleştirildikçe de daha çok bocalamaya başlayan bir genel başkan partisine güven veremediği gibi halka hiç veremez. 

Bundan önceki genel seçimlerde birçok sağ görüşlü insanı sırf sağcılardan oy alacağım diye seçim bölgelerinde birinci sıraya koyarak sağcıları kendi eliyle milletvekili yaptı. Üstelik milletvekili çıkaracağı garanti olan illerde birinci sıraya koydu. Böyle bir düşüncen var ise milletvekili çıkaramadığın illerin birinci sırasına koy hem sen oyunu arttır, hem de o ilde milletvekilin olsun. Bu sağcıları milletvekili yaptın da partiye katkıları ne oldu. Başka partiler ne yaparsa yapsın, hapishanede olan ve ne zaman çıkacağı belli olmayan insanlar nasıl aday gösterilip, milletvekili olsun diye de en güçlü olduğun illerin birinci sıralarına koyarsın. 

Böylesi bir eylemden başarıyla çıkmış gibi şimdi de yerel seçimlerde aynı taktiği uygulamaya çalışıyor. Sağ görüşlü insanları aday yapıp sağcılardan oy almayı düşünen bir düşünce hiçbir şeyi düşünemiyor demektir. Bir ilde ülkücü bir insanı aday gösterdiğinizde o ildeki ülkücüler sana mı oy verecek pes doğrusu. 

Hele bir Sarıgül fiyaskosu var ki bana göre tam bir komedi. Sen adamı zorla partine üye yap, kendi ülkende adaylığını net olarak açıklama, dünyanın öbür ucuna git ve orada İstanbul için adayımız Sarıgül de. Üstelik Sarıgül resmen adaylık dilekçesini vermediği halde. 

Ve bunu yaparken de iktidarla şu aralar arası açıkmış gibi basında yansıtılan bir tarikatın temsilcileriyle de sıkı fıkı görüşmeler yürütülüyor. Sağcılardan oy almayı garantilemiş belli bir oy potansiyeli olan bir tarikatı da yedeğe almaya çalışıyor anlaşılan. Bu kavgadan üçüncü kurum olarak ben karlı çıkayım gibi bir anlayışa sahip olanlar filler ve çimenler olayında olduğu gibi en kötü zararı alarak çıkma ihtimali çok büyüktür.

Tüm bunları yaparken şimdiye kadar bu partiye oy vermiş insanlar ne yapıyor? Hiç mi ama hiç ses yok.  

Yerel seçimlerde alınan oy oranları ile genel seçimlerde alınacak oy oranları çok farklılıklar gösterir. Yerel seçimlerde alınacak oya bakıp genel seçimlerde de işi götürürüz diye düşünüp bundan önceki genel seçimlerde olduğu gibi sosyal demokratların sayısına yakın sağcılarla yola devam ederlerse bu sefer hiç ummadıkları bir tepki ile karşı karşıya kalıp eğer baraj sistemi değişmezse bu arada barajın altında bile kalabilinir. 

Not : Bence Sarıgül’ün İstanbul için adaylığı (Kendisi açısından) çok zayıf gibi.

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"