* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Gezinin dördüncü günü, "abla" grubu ile katılımcılar Tayland'ın başkenti Bangkok'a geçer.

15 Temmuz 2013 Pazartesi sabaha karşı 03:45'te uyandırılan grup, kahvaltılarını kumanya olarak alıp yola çıkmaya hazırlanırken buluşan dörtlüden, tek başına kalan kuzen uykusuzdur; gece oğlundan "Taywan'da Çinli turistler kasırgadan etkilenmiş, ölenler olmuş, siz iyi misiniz?" içerikli, kaygılı bir mesaj alır, uykusu kaçar, sabaha dek TV'de hava durumu, haber izler.
 
05:00'ta havaalanına yola çıkan otobüste rehber "Güneybatıya doğru yol alacağız" der, "Bangkok'ta ısı 30-32 derece, nem muhtemelen daha düşük olacaktır. Muson dönemi tabii, ufak tefek türbülans alabiliriz, normaldir."
 
Thai Havayolları'nın konukseverliği, sloganı gibi "ipek kadar yumuşak"; kırmızıya ve maviye çalan mor giysili güzel genç kızlar ve delikanlılar, önceden sorup öğrendikleri "moslim meal" etiketli yiyecekleri büyük zarafetle ikram ederler. Bagajların kaç numaralı banttan alınacağı bilgisi de verilen iki buçuk saatlik uçuş, Dünyanın en büyük havaalanlarından biri olan Suvarnabhumi Havaalanı'na ipek yumuşaklığında konmayla sonlanır. İlk iş saatler 1 saat geri alınır.
 
Bagajlar otobüse yerleşirken kapıda bekleyen, başında tacı uzun ışıltılı elbiseli genç güzel bir kız, binenlerin boynuna, geniş bir rafya bandın iki ucuna iliştirilmiş orkideler takar. Yine sürücüsü sağda otobüste, boylu poslu, ciddi ifadeli yerel rehber Jacques "merhaba" der, bu dildeki karşılığı erkek veya kadın tarafından söylenilişine göre değişirmiş: "Sawadika / Sawadikap"
 
Şehir turunu da kapsayan program yoğundur, grup yola koyulur: Rehber "Tayland'ın başkenti Bangkok'tayız, üç gece burada kalacağız" diyerek söze girer. "Ataları Güney Çin'den göç etmekle birlikte tenleri koyudur. Geçmişleri 1300'lere dek iner. İsmi zeytin diyarı anlamına gelen Bank ve Mekok sözcüklerinden türemiştir. 514.000 km2'de 65 milyon nüfus yaşar, Bangkok'ta 14 milyon kanallarda yaşam sürer. Doğu'nun Venedik'i derler, Melekler Şehri diye de anılır, Dünyanın görülmesi gereken kentleri arasında 5. sıradadır. Gelenekçi Budist'lerin kalesidir. Çocukların başı kutsaldır okşanmaz, ayakla işaret hoş karşılanmaz... Meşruti monarşiyle idare edilir, Budizm'in temsilcisi krala saygı beklenir, şimdiki 9. Rama -ortak isimdir- Chakri Hanedanı üyesi ve 1927 doğumludur, 1946'dan beri tahtta... Her şeyin başı namo yani saygıdır. Avuç içlerini birleştirip, çene altına yaklaştırarak selam, sempatiyle karşılanır... Zengin çok zengin, fakir çok fakir ama kargaşa yok, reenkarnasyona inandıklarından; daha sonra tersini deneyimleyeceği için (hımmmm diye düşünür "abla", Hindistan'daki gibi)... %90'dan fazlası Budist, 10 yıl önce Müslümanlar %2 iken şimdilerde %5 olduğu söyleniyor. Thai özgürlük demektir... Bengal Körfezi, Andaman Denizi ve Güney Çin Denizi ile çevrili Hindiçin Yarımadası üzerindeyiz. Sınır komşuları Laos, Vietnam, Malezya ve en genişi Burma..."
 
Grup, para değişimi sırasında, her birinde 9. Rama'nın resmi bulunan Tayland parası Baht ile tanışır; 1 Euro=40 Baht, 1 USD=30 Baht civarı, 100 Baht 6 TL.
 
Altın Buda heykelini barındıran Wat Traimit: "MÖ 543 Buda'nın doğum tarihi, Budist'lere göre 2556 yılındayız" der rehber, "4.5 ton altından yapılma Buda heykelini, Burma ile savaşlar sırasında saklamak için sıvamışlar, daha sonra düştüğünde sıva dökülmüş... Çıplak ayakla gireceğiz, sırtımızı dönmeden geri geri çıkacağız... Adak, dilek çok popüler, yoksulluğa karşın çok para harcanır, mesela rahibe sunulan cübbeler daha sonra defalarca yeniden satılır." Ayakkabılar cami girişlerindeki gibi raflara sıralanır, şort için ise şalların bele sarılması önerilir.
 
"Abla" çıkışta gözüne ilişen, binalar üzerindeki çatıları ışıltıyla örten oksit sarı, yeşil, turuncu sırlı kiremitlere bayılır.
 
Grup sıkışık trafikte bir sonraki ziyaret noktasına ulaşmaya çalışırken rehber devam eder: "Buda'lar Budizm'in evrelerini sembolize eden pek çok şekilde, -ayakta, otururken, uzanmış gibi gibi- tasvir edilmiş, rahiplik eğitimi çocukken başlıyor, sadece erkekler rahip olabiliyor. Musonlar sırasında, serin mevsimde barınma amacıyla buralara gelen rahiplerin sayısı artar, halk tarafından beslenirler... Kralın nehri anlamında Chao Phraya Nehri ve kanalları Tayland Körfezi'ne akar, taşımacılıkta ve ulaşımda kullanılır."
 
Çiçek Pazarı'ndan geçerken üç tekerlekli yaygın ulaşım aracı tuk tuk'lara dikkat çeken rehber, "Buradakiler" der, "sizi istediğiniz yere değil kendi istedikleri yere götürürler, bir bakarsınız üzerinize giysi deniyorsunuz."
 
Grup Wat Po'yu ziyarete hazırlanırken rehber "Budizm'in son dönemini sembolize eden uzanmış Buda'nın bulunduğu tapınak, iki yıllık eğitimle masaj sertifikası verilen bir masaj okulu da barındırıyor, bizdeki külliye gibi..." Lotus dolu kovalar, kaybolup bulunmuş eşyanın sergilendiği camekan, her yerde yankesici uyarısı taşıyan ikonlar... Ayakkabılarını torbalara koyup yanına alan grup kalabalıkla birlikte, boylu boyunca uzanmış -tabanları bedende karşılık geldiği organı anlatan yazılarla dolu- Buda'yı tavaf eder. Sırtı boyunca loş duvar dibine dizili çok sayıda çanak, dilek paralarıyla şıngırdamakta...
 
Bakımlı, çiçekli bahçede yer alan irili ufaklı stupalar devlet büyüklerinin küllerinin konduğu mezarlar. En büyükleri -18. yy- ilk dört Rama'ya ait. Bir başka bağımsız bölümde her yan masaj tekniklerini gösteren yazı ve çizimlerle dolu. Bazı bölümler ise sadece rahiplerin ibadetine açık.
 
Şehir turu rehberin anlatımıyla devam eder: "Tapınağın karşısındaki eski saray, bir dönem parlamento, kralın ikametgahı olarak kullanılmış, şimdilerde müze, içeride Zümrüt Buda var." Önlüklü bir grup okul çocuğu yanından geçerken "...askerlik 1.5 yıl, eğitim zorunlu ve 9 yıl..." 5. Rama'nın asker üniformalı heykeli önünden geçerken "Kral ve Ben filmi, köleliği kaldıran, soyadı kullanımı yasalaştıran 5. Rama'nın öyküsünü anlatır... Kırmızı mavi beyaz Tayland bayrağı, yanındaki sarı bayrak, kralın doğum gününün rengi sarı olduğundan kralı temsil eder. 9. Rama'nın eşi hanedandan, 9. Rama tek eşliliği nedeniyle halk tarafından seviliyor." Meşruti monarşi anıtı önünden geçerken "1935'ten bu yana yönetimde başbakan var" Yeşil sırlı kiremitli Birleşmiş Milletler Binası, kullanılmayan ikinci parlamento binası, kanalların çevrelediği Kraliyet Sarayı, -kapısından bir Ferrari'nin girdiği- Dış İşleri Bakanlığı... Trafik keşmekeşinde pembe taksiler, tuk tuk'lar, takım elbiseli müşterisi arkasında fosforlu yelekli sürücüsü ile motosiklet taksi, kaldırımda elinde damacana büyüklüğünde bir sefer tası ile turuncular içinde bir rahip.
 
Otele varılır; gruptan isteyenler, 3:20'de Thai Masajı için yeniden yola çıkar: Her katı bu iş için düzenlenmiş, -yere serili tertemiz ot şiltelerin bulunduğu bölümler perdelerle ayrılmış- binaya varılır. "Abla" ile ortanca, güler yüzlü kızların kendilerine verdiği, ham kumaştan yerel pantolon ile üstlüğü, iç çamaşırları üzerine geçirir, kendilerini, işlerinin -sertifikalı- uzmanı kızların ellerine bırakırlar. Yumuşacık hareketlerle ortalama 2 saat süren -700-900 Baht- masajın az kısmını izleyebilen "abla" ile ortanca kız kardeşi, kendilerinden çok önce bölgeye gelip keşfetmiş küçük kız kardeşlerinin Thai masajı yaptırmadan dönmeyin demesine hak verirler.
 
Akşam yemeği değişik bir deneyim olur: Sea Food Market, "yüzüyorsa bizde var" sloganıyla devasa deniz ürünleri marketi, "abla"nın bazısını tanımadığı nice nebat ile dolu devasa manav ve -alışverişi kısa sürede istenilen biçimde servis edebilecek kapasitede- yine devasa bir mutfaktan oluşmakta. Rehberin "balıklar canlıdır, kabuklular ucuzdur" tüyosunu kulak ardı ederek alçak gönüllü bir mönü düzenleyen dört kadın kasaya ödeme yapar. Nasıl hazırlanmasını istediklerini anlattıkları garson çok geçmeden sarımsaklı ekmek, salata ve bir kaç deniz ürününden oluşan yemeklerini servis eder.
 
Yemekten sonra Pakpong Gece Pazarı'na giden gruptan "abla", gece, trafiğe kapatılan bir caddeye tıklım tıkış tezgâhlarda satılanları, taklit ürünleri görünce kendisini bir an -gediklisi olduğu- Tahtakale'de hisseder. Yağmuru kesen tentelerin belli yerlerine eklenmiş aynı malzemeden su tahliye boruları yanı başındaki tezgâhlar, -malların daha kalitelisini soran müşterinin yönlendirildiği- dükkanlar önü sıra uzanmakta. Pazarlık konusunda rehber "almayacaksanız hiç bulaşmayın" diye akıl verir, "1000 derse siz 200 deyin, maksimum 250'ye alırsınız, arkanızı dönün gidin o gelecektir... Bira şu kadar deyip sizi barlara çekmeye çalışırlar 10 katı hesap gelir, Show* bedeli."
 
"Abla" dörtlüsünün alışveriş niyeti yok; girişlerinde iç çamaşırlı genç kızların metal borular çevresinde dans ettikleri barlara da ilgileri yok. Biraz yürür saygıyla buyur edildikleri bir otel girişinde oturur, buluşma saatine dek oyalanırlar.
 
 *Sözü edilen Show, "abla"nın izleyen eş dosttan duyduğuna göre, sahnede cinsel ilişki, vajina ile sigara içme, içeriden metrelerce zincir çıkarma türü performans içermekte, meraklısına...
 
 
 
Bangkok görselleri
Sea Food Market görselleri
 

Bizi de Okusana ;) × +