BEN BİR CEVİZ AĞACIYIM , TAKSİM GEZİ PARKINDA ...



       Taksim  Parkı olayları aslında , Başbakan, Recep Tayyip Erdoğan'ın otoriter eğilimine karşı Türk halkında biriken  öfkenin  sosyal rahatsızlık olarak dile getirilmesidir.

        Başbakanın ,azınlık ,çapulcu dediği halk, Bilinçli bir Türk gençliğidir. (sonradan yakıp yıkmalar her zamanki eylemlerde olduğu gibi,  sonradan sahneye çıkan amaçsız, marjinal,neidügü belirsiz grupların hainliğidir.) En azından ilk tepkiyi gösteren bilinçli, eğitimli vizyonu ve istekleri  ve haklı tepkileri olan Türk gençleri ile diğer grupları aynı kefeye  koymayalım. Tıpkı başbakanın yaptığı gibi…

       Başbakan  artık kimseyi dinlemiyor. Bildiğini okuyor,Söyledigi sözleri yalanlıyor. Bir söylediği diğerini tutmuyor. İlk dönemindeki Erdoğan yok artık. İnandırıcılığını kaybetti,
Her bir işe  karışır oldu; rant sağlayacak ihalelerden, gazeteleri kimin satın alacağına, hangi kanalın hangi haberi yayınlayıp hangisini yayınlayamayacağına karışıyor, elinden gelse bizim hangi diziyi izleyeceğimize  bile müdahale etmek istiyor . Bununla da  yetinmeyip sosyal medyaya, kürtaja ,serbest kıyafetle eğitime,açılıma, kimin kaç çoçuk yapacağına vss. kadar her sözüyle. bize emir telaki ediyor.

      Oy oranını artırdıkça üzerimizdeki baskısınıda artırmak istiyor.  Yeri geliyor verilen oylarla ‘’ istersem bu alana  milyonları toplarım ‘’ deme cüretini gösteriyor. Ve her defasında farklı bir eğitim sistemi farklı bir sınav sistemi ile genç beyinlerin kaderiyle oynuyor. Sınavlarda çalınan soru kitapçıklarını saymıyorum bile.

     Başkanlık sistemini getirerek gelecekteki kendi konumunu belirlemeye çalışarak bir anayasal düzenlemede bulunuyor ve bu düzenleme  mutlaka geçmeli diye emir veriyor. Başkanlık sistemi demek aynı zamanda özerk yönetim sistemine kapı aralamak demek. Farklı bir açılım anlayışıyla ,akil insanların bile bilemeyeceği bir oyunun içinde olmak demek.Kapalı kapı arkasından kendisine oy veren insanlara ihanet etmek demek.
İşin en acı tarafı din istismarlığı yapmak demek.

    Ülkemizi ileri seviyeye götürecek vizyonu ve projeleri olan bir alternatif bir parti de yok işin vahim tarafı. Çıkarları için çaba harcamak yerine proje üreten bir ana muhalefet partisi veya alternatif oluşumlar olsa artık keşke.


       Başbakan Erdoğan'ın son seçimlerde üçüncü kez elde ettiği gösterişli başarıyı, sınırsız hak olarak algılama yanılgısına düştüğü yorumları yapılıyor dış basında.
Başbakan Erdoğanın  hata yaptık sözünü telafuz ettiğini ben görmedim duymadım, Özür dilemek erdemliliktir o erdemi de ne yazık ki hiçbir durum ve olayda göremedik. Bu kibir bu bencillik,bu tek adam  olma gayreti ne diye sayın başbakan. Dinimiz de yeri yok bununda din  istismarlığınında ,

        Emir verdiğiniz polis bu milletin polisi, insanları ötekileştirme gayretiniz neden?
Orantısız güç kullanan polis benim polisim. Şiddet gören insanlar bizim idealist gençlerimiz. Biber gazı sıktırarak lütfen milli servetimizi israf etmeyiniz. Orantısız güç kullanmak yerine olayların  en başında gerekli akliselim müdahale yolunu seçseydiniz eğer bu vahim görüntüler olamaycaktı belklide.Bi dahaki sefere  o gençlerin bir dertlerini dinleyiniz. Sonuçta fikirleriniz başka olsada o gençlerle aynı dili kulanıyorsunuz  belki hata yaptığınızı bir kez olsun fark ederek uzlaşabilirsiniz .
 Türk gençliği artık aldatılmak istemiyor. Taksim gezi parkıyla, Sagduyulu gençler size bir mesaj gönderdi umarım mesajı doğru anlamışsınızdır …






       Taksim  Parkı olayları aslında , Başbakan, Recep Tayyip Erdoğan'ın otoriter eğilimine karşı Türk halkında biriken  öfkenin  sosyal rahatsızlık olarak dile getirilmesidir.

        Başbakanın ,azınlık ,çapulcu dediği halk, Bilinçli bir Türk gençliğidir. (sonradan yakıp yıkmalar her zamanki eylemlerde olduğu gibi,  sonradan sahneye çıkan amaçsız, marjinal,neidügü belirsiz grupların hainliğidir.) En azından ilk tepkiyi gösteren bilinçli, eğitimli vizyonu ve istekleri  ve haklı tepkileri olan Türk gençleri ile diğer grupları aynı kefeye  koymayalım. Tıpkı başbakanın yaptığı gibi…

       Başbakan  artık kimseyi dinlemiyor. Bildiğini okuyor,Söyledigi sözleri yalanlıyor. Bir söylediği diğerini tutmuyor. İlk dönemindeki Erdoğan yok artık. İnandırıcılığını kaybetti,
Her bir işe  karışır oldu; rant sağlayacak ihalelerden, gazeteleri kimin satın alacağına, hangi kanalın hangi haberi yayınlayıp hangisini yayınlayamayacağına karışıyor, elinden gelse bizim hangi diziyi izleyeceğimize  bile müdahale etmek istiyor . Bununla da  yetinmeyip sosyal medyaya, kürtaja ,serbest kıyafetle eğitime,açılıma, kimin kaç çoçuk yapacağına vss. kadar her sözüyle. bize emir telaki ediyor.

      Oy oranını artırdıkça üzerimizdeki baskısınıda artırmak istiyor.  Yeri geliyor verilen oylarla ‘’ istersem bu alana  milyonları toplarım ‘’ deme cüretini gösteriyor. Ve her defasında farklı bir eğitim sistemi farklı bir sınav sistemi ile genç beyinlerin kaderiyle oynuyor. Sınavlarda çalınan soru kitapçıklarını saymıyorum bile.

     Başkanlık sistemini getirerek gelecekteki kendi konumunu belirlemeye çalışarak bir anayasal düzenlemede bulunuyor ve bu düzenleme  mutlaka geçmeli diye emir veriyor. Başkanlık sistemi demek aynı zamanda özerk yönetim sistemine kapı aralamak demek. Farklı bir açılım anlayışıyla ,akil insanların bile bilemeyeceği bir oyunun içinde olmak demek.Kapalı kapı arkasından kendisine oy veren insanlara ihanet etmek demek.
İşin en acı tarafı din istismarlığı yapmak demek.

    Ülkemizi ileri seviyeye götürecek vizyonu ve projeleri olan bir alternatif bir parti de yok işin vahim tarafı. Çıkarları için çaba harcamak yerine proje üreten bir ana muhalefet partisi veya alternatif oluşumlar olsa artık keşke.


       Başbakan Erdoğan'ın son seçimlerde üçüncü kez elde ettiği gösterişli başarıyı, sınırsız hak olarak algılama yanılgısına düştüğü yorumları yapılıyor dış basında.
Başbakan Erdoğanın  hata yaptık sözünü telafuz ettiğini ben görmedim duymadım, Özür dilemek erdemliliktir o erdemi de ne yazık ki hiçbir durum ve olayda göremedik. Bu kibir bu bencillik,bu tek adam  olma gayreti ne diye sayın başbakan. Dinimiz de yeri yok bununda din  istismarlığınında ,

        Emir verdiğiniz polis bu milletin polisi, insanları ötekileştirme gayretiniz neden?
Orantısız güç kullanan polis benim polisim. Şiddet gören insanlar bizim idealist gençlerimiz. Biber gazı sıktırarak lütfen milli servetimizi israf etmeyiniz. Orantısız güç kullanmak yerine olayların  en başında gerekli akliselim müdahale yolunu seçseydiniz eğer bu vahim görüntüler olamaycaktı belklide.Bi dahaki sefere  o gençlerin bir dertlerini dinleyiniz. Sonuçta fikirleriniz başka olsada o gençlerle aynı dili kulanıyorsunuz  belki hata yaptığınızı bir kez olsun fark ederek uzlaşabilirsiniz .
 Türk gençliği artık aldatılmak istemiyor. Taksim gezi parkıyla, Sagduyulu gençler size bir mesaj gönderdi umarım mesajı doğru anlamışsınızdır …




BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"