Beyaz Kitaplık Part-1

Bugün alışılmışın dışında farklı bir söyleşiye tanık olacaksınız. Bu söyleşide hem yazarların blog sitesinin tanıtım analizini okuyacak hem de yazarlarımızın o büyülü dünyasına konuk olacaksınız. Yazarlarımız dedim; çünkü karşımızdaki kitapsever çiftimiz MRW (bayanlara öncelik verdim) ve AFD. Yazarlarımız, bilmeyenler için ara dipnot: Karı-kocadır. Yazarlarımızın sahip olduğu blog sitesi:http://beyazkitaplik.blogspot.com/ sitenin analizini daha sonraya bırakarak;giriş cümleme burada noktayı koymak istiyorum.Ben hazırım,sevgili yazarlarımız hazır o halde size kalan keyifle okumak. İlk olarak yazarlarımızın fikirsel ve düşünsel boyutlarına dair ince bir bakış atalım ne dersiniz? Efendim, öncelikle olarak davetimi kabul edip değerli zamanınızı bize ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Ve hoş geldiniz diyorum. Evet evet evet Sevgili MRW –AFD, bize kendinizden biraz bahsedin desek, kendinizi nasıl tanımlardınız? Öncelikle röportaj ve site analizi için biz size teşekkür ederiz. İlk başta aşktan bahsedelim o zaman; birbirimizin ilk aşkı olan, aşkı ilkokul sıralarında başlayan ve 1,5 yıl önce beraberliklerini mutlu bir şekilde resmileştirmiş olan ve otuzlu yaşlara yaklaşan bir çiftiz. MRW: Samsun doğumluyum ve İngilizce öğretmeniyim. Gezmeyi yeni yerleri keşfetmeyi, müzik dinlemeyi ve tabii ki kitap okumayı seven biriyim. Sporla hiç ilgilenmezken kültürel faaliyetlerde yer almayı çok severim. İmkanım oldukça tiyatro, sinema, opera ve bale izlemek vazgeçilmezlerim arasındadır. Tabii ki Çanakkale’de bu imkanlar oldukça kısıtlı olduğundan, her gezimiz ve tatilimizde eğer bu imkanları sağlayan bir şehre gidiyorsak; AFD’yi de peşimden sürükleyerek bu fırsatları değerlendirmeye çalışıyorum. AFD: Bursa doğumluyum, Sınıf Öğretmenliği mezunuyum fakat kendi tercihimle farklı bir alanda çalışıyorum. 5 senedir Çanakkale’de yaşamaktayım. MRW’nin aksine spor yapmayı çok seviyorum, ben de onu peşimden katıldığım futbol ve voleybol müsabakalarına sürüklüyorum. Bunların dışında yüzme ve masa tenisi de vazgeçilmezlerim arasındadır. MRW’nin sürüklediği kültürel faaliyetlerden de ayrıca keyif alıyorum fakat çok da belli etmiyorum. 2-Her zaman merak etmişimdir; bunu da sormadan edemeyeceğim. MRW- AFD’nin hayata bakış açısı nasıldır? Güzel bakan güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alırmış. Bence tüm mesele budur. Bizce de kesinlikle tüm mesele bu; güzel bakmak ve güzel düşünmek. Türkiye’nin en güzel kentlerinden birindeyiz, Türkiye şartlarına göre Allah’a şükür kazancımız iyi ve en önemlisi birlikteyiz ve huzurluyuz. Şu an hayatımızın en güzel günlerini yaşadığımız ve tüm olumsuzluklardan uzak olduğumuz için, hayattan daha fazla keyif alıyoruz bu da tabii ki tüm yaşamımıza yansıyor. 3-Okur-yazar insanların hayatlarının bana göre diğer insanlardan farklı olması gerekir. Bu farkı yaratabilmeleri için de özel ilgi alanları olması gerekir. Düşünmek ve bunları yazıya dökebilmek ayrı bir meziyettir. MRW- AFD’nin bu meziyeti geliştirmesinde yardımcı olan ilgi alanları nelerdir? AFD: İlk soruda da bahsettiğimiz gibi kültürel faaliyetlerden keyif alan bir çiftiz. Bunların yanı sıra, ben kitaplarla büyüdüm. Ailemin evinde odanın bir duvarı boydan boya kitaplıktı. Ödevlerimi ve merak ettiklerimi o kitaplıktaki ansiklopedilerden araştırarak büyüdüm. Daha ilköğretim sıralarındayken okulumuzun kütüphanesinde yaşıma uygun olarak çevrilmiş klasiklerle beni tanıştıran öğretmenimi de saygıyla anıyorum. O yaşlardan beri bir kütüphanede bulunmak ya da bir kitaplığın karşısında oturup kitapları karıştırmak bana her zaman zevk vermiştir. Küçük yaşlardan itibaren kitap okumak, kitapları yorumlamama ve bunları yazıya dökmeme de katkıda bulunmuş diye düşünüyorum. MRW: ben de orta okuldan beri tek başıma kitapevlerinde saatler geçirir, yaşıma uygun olan olmayan kitaplara bakar, incelerdim. Harçlıklarımla da her ay mutlaka en azından 2 tane kitap alırdım. Üniversitede ise yabancı dil okuduğumdan dünya yazarlarının eserleri ve hayatlarını öğrenince yelpaze daha da genişledi ve ilgim arttı. Mesela kitap kulüplerinin müdavimiydim. Ayrıca evde de annem ve babam akşamları kitap okumadan yatmazlardı. Başucu lambalarını açar yan yana kitaplarını okurlardı. Bu da büyürken beni etkileyen sahnelerden biridir. Yani eşim gibi benim de kitaplar hep hayatımdaydı. 4- Üçüncü soruya paralel bir soru sormak istiyorum. Konu okumak ve yazmaktan açılmışken; okuma ve yazma eylemini nasıl tanımlardınız? Örneğin: okuma deyince size neyi çağrıştırıyor? Aynı şekilde yazma eylemi? MRW: Okumak; başka başka hayatlara açık bir kapı ya da pencereden gizlice bakmak gibi bence. Yani bir yazar kitap yazmış, orada duruyor. Onu alıp almamak yada okumak tamamen size kalmış, onca kitap içinden onu seçmek, neler yazılmış okumak gizli bir sırrı öğrenmek gibi ve bu yüzden de eğlenceli. Yazmak ise; yani bizim yaptığımız analizler; aslında sadece beğenimi ortaya koymak. Bir yemekten tadıp beğenip beğenmediğini söylemek gibi. AFD: Eşim gerçekten çok güzel tanımlamış. Yazmayı bir senaryo oluşturmak gibi düşünürüm. Okumayı ise; bir okurun hazır olan senaryoyu istediği şekilde kurgulayıp kendi filminin yönetmeni olması gibi düşünüyorum. Asıl iş yapılmış senaryo yazılmıştır, fakat küçük nüanslar sizin hayal gücünüze kalmıştır, hayal güzcünüzle filminize istediğiniz renkleri katabilirsiniz. Bence bu yüzdendir ki; çoğu okur kitabını okuduğu, kendi hayal gücüyle oluşturduğu filmin, sinema uyarlamasını pek sevemez. 5-Yazı yazmak bir sanattır. Buradan hareketle yazı yazmamızı etkileyen bazı faktörler vardır: Bunlardan en önemlisi psikolojidir. Sevgili MRW-AFD, sizce psikolojinin yazılarınızın üzerindeki etkisi nedir? Mesela yazı yazarken düşünsel boyutunuzu neler etkiliyor? Yazma eylemi gerçekten çok fazla meziyet gerektiren bir şey. Bizim blogumuzda yaptığımız ise okuduğumuz kitapları değerlendirmek adına birkaç cümle ya da paragraf yazmak. Eğer bu yazdıklarımız da beğeniliyorsa ne mutlu bize. Psikolojimizin okuduklarımızı beğenmemiz ve bunları yorumlamamız üzerinde etkisi tabii ki oldukça fazladır. Bizim hayatımızda olan ya da bizi derinden etkileyen bir olayı anlatan bir kitaba olan beğenimizle, bizi etkileyemeyen bir kitap hakkındaki beğenimiz tabii ki aynı değildir. Doğal olarak beğenimize paralel bir şekilde, yaptığımız yorumlar da etkileniyor. Yazma eylemi ile ilgili sorularımıza burada son verip; benim en çok sevdiğim bir başka alana: Okuma eylemine geçiş yapıyoruz. 6-Hayatımızın vazgeçilmezleri yani dostlarımız yani kitaplarımız… Onları seçerken nelere dikkat edersiniz? a)kapak tasarımı b)İçerik c)yazı puntosu d)yazarın yetkinliği e)yayın evi f)fiyat bu noktadan hareket edersek; bu yapısal döngüde yukarıdaki şıkların kitap seçimlerinizdeki etkileri nelerdir? Bizimle paylaşabilir misiniz? Kitap seçimi… Zapak tasarımı ve yazı puntosunun; aslında sadece yeni kitaplar için önemli olduğunu düşünüyoruz. Rafta ilk defa adını ve yazarını duyduğumuz bir kitap için kapak tasarımı; elimizin o kitaba gitmesi için önemliyken, daha önce duyduğumuz ve almak istediğimiz bir kitabın veya daha önce kitaplarını okuyup beğendiğimiz bir yazarın kitabında kapağın nasıl tasarlandığı pek de önemli değildir. Sonuçta kitabın görselliğinden çok içeriğiyle ilgilendiğimiz için, kapak tasarımı bizce çok da önemli değil. Yazı puntosu için de genel olarak aynı şeyler geçerli olmasına rağmen, eğer seçenek varsa (klasikler gibi) daha okunaklı puntolar tercih sebeplerimizden biri olabilir. İçerik; bir kitabı oluşturan en önemli unsurdur. Kitapta ne anlatıldığı, nasıl anlatıldığı ve bugüne kadar yazılanlardan farklı olarak ne içerdiği, kitap seçimimiz de en önemli kıstaslardan biridir. Yazarın yetkinliği; bazı yazarlar vardır, okuduğunuz bir kitabı sizi derinden etkiler ve her kitabını okumak istersiniz, bazıları da vardır ki bir kitabıyla soğursunuz ve eliniz bir daha onun kitaplarına gitmez. Yazarın yetkinliğinden çok bizde bıraktığı izlerdir, asıl önemli olan. Yayınevi; bizce klasikler gibi birden fazla yayınevinden çıkan kitapların seçiminde önemlidir. Klasiklerin telif hakkı olmadığı için özensiz çeviriler ve üstünkörü bir editörlükle okuma zevkini yok eden kitaplar basan yayınevlerimiz de var. Bu tür kitapların seçiminde yayınevi ve çevirmen oldukça etkilidir. İş, beğendiğimiz bir yazarın kitabını almaya gelince değişiyor. İstediğimiz kitap sadece bir yayınevinde varsa o yayınevinin hangisi olduğunun pek bir önemi kalmıyor. Fiyat; kitaplar bizim için vazgeçilmez ve her alışverişe çıktığımızda kitapevleri ve kitap stantlarını da ziyaret etmemize rağmen kitap için ayırabileceğimiz bütçe ne yazık ki sınırlı. Bu yüzden uygun fiyatlı kitaplı sıfır alırken, bazı yayınevlerinin fahiş fiyata sattıkları kitaplar için ya indirim günlerini bekliyoruz ya da o kitabın sahaflara düşmesini bekleyip ikinci el olarak temin ediyoruz. Kitapların fiyatlarının yüksek oluşu kitabı almamıza engel olmuyor fakat alma zamanımızı biraz erteliyor diyebiliriz. Bizim kitap alırken ki asıl kıstasımız ise tavsiyeler; gerek arkadaşlarımızın gerekse kitap bloglarının tavsiyeleri. Kitabın arka kapağında abartılı tabirler, çok satan listelerinde kaç ay kaldıkları varken, bloglarda ve arkadaş tavsiyelerinde yansız eleştiriler ve beğeniler var. Okuma zevkine güvendiğimiz bir blog yazarının ya da arkadaşımızın tavsiye ettiği kitabı gözümüz kapalı alabiliriz. 7-Kitap incelmesi zor bir uğraş olsa gerek. İncelediğim kadarıyla hemen hemen bütün türlerinden kitap kritiği yapmış bulunuyorsunuz. Kitap türleri de kendi aralarında gruplara ayrılmakta: Roman-Hikaye, Anı-Biyografi, Tarih, Felsefe, Siyasi-Politik, Ekonomi, Edebiyat, Dini, Yabancı Diller, Kişisel Gelişim, Psikolojik, Bilimsel.... Hangi kitap türlerinden hoşlanıyorsunuz? Yoksa sizde ben yemek ayırt etmem diyenler gibi kitap seçmem ne olursa okurum diyenlerden misiniz? AFD: Aslında yemek ayırt etmem diyebilirim ama sevdiğim yemeklerden daha fazla tattığım da bir gerçektir. En sevdiğim tür aslında; tarihin gizli kalmış yönlerini güzel bir kurguyla bizlere sunan romanlardır. Özellikle Glenn Meade bu alanda bir numaradır. Fantastik edebiyatla aram biraz soğuktur, fantastik derken; şu her taraftan kurt adamlar, vampirler, ejderhalar fırlayan romanları sevmiyorum. Yoksa kitaptaki fantastik öğeler tadında olursa, (örneğin; Doğu Yücel’in Varolmayanlar’ı ve Jedediah Berry’nin Hafiyenin El Kitabı gibi) severek okurum. MRW: ben daha çok sorun içerikli, bir problemin üzerine kurulu olan romanları ve polisiye-macera, macera-gerilim tarzları seviyorum. Vıcık vıcık aşk konulu kitaplar, fantastik edebiyat, felsefe ve tarih kitapları ilgimi çekmeyenler arasında. 8-Benim kitap felsefem şudur; okuduğum kitap bana bir şeyler katabilmeli. Beni diğer insanlardan daha donanımlı hale getirmeli. Bilmediğim konuları öğretmeli. Bana yeni bir vizyon çizmeli. Yani kısaca benim kitabım, beni diğer insanlardan bir adım tutabilmeli. Sorum geliyor: Okuduğunuz kitaplar hayatınızda ne gibi değişikler meydana getirdi? Okuduğunuz kitapların sizin üzerinizdeki (+) ve (-) yönleri nelerdir? Bu konuda ketum olmazsanız sevinirim: D AFD: Bence konusu veya türü ne olursa olsun okunan her kitap bize bir şeyler katar. Gerek az gerek çok, önemli olan zorla değil de severek okumaktır bence. Hayatım boyunca bana zorla okutulan hiçbir kitabı anlamadım diyebilirim. Kitap okumayı yıllardır çok sevmeme rağmen, ödev olarak bir kitap verildiğinde, o kitap elimde uzadıkça uzardı ve bittiğinde de bana kalan kocaman bir sıfır olurdu. Bazen herkesin mutlaka okumalısın dediği kitap ruh halinizden dolayı size hiçbir şey katmazken, çok satan bir kitaptaki tek bir cümle hayatınızı değiştirebilir. Okuduğum hiçbir kitabın bana eksi bir değer katacağını düşünmüyorum. MRW: Her kitap ayrı bir hayat ve her hayattan öğrenebileceğiniz farklı bir şey mutlaka vardır. Bu yüzden evet eşim gibi düşünüyorum ben de. Çok hoşunuza gitmese de yazarın o kitabı yazmadaki amacını yakalayabildiyseniz eğer zaten mesaj yerine ulaşmış demektir. Mesela bazen bir kitap okurken içindeki bir karakterin hissettiklerini, düşündüklerini, yaşadıklarını okurken ya of ben de böyle yapıyorum bazen evet yapmamam gerekir dediğim oluyor yada bazı şeylerin değerini anladığım olaylara tanık oluyorum. Aslında yazarların amacına ulaştığını gösterir bu, çünkü yazmadaki amaç biraz da okuru kendisine tanıtmak. 9-Türkiye’deki okur-yazar kitlesinden umutlu musunuz? Bu konuda yapmış olduğunuz bir araştırma var mı? Kitap satışlarını yakından takip eden biri olarak; bir Japonya veya bir Norveç olabilir miyiz?(okuma konusunda) Türkiye’deki okur-yazar kitlesi hakkında yaptığımız herhangi bir araştırmamız yok fakat hayat içerisinde süregelen gözlemlerimiz var. Kitap okuma konusunda Japonya ya da Norveç olmak ne kadar sürer bilemiyoruz ama kesinlikle ülkemizdeki okuma oranında ciddi bir artış olduğunu düşünüyoruz. Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor ve neredeyse tüm yayınevlerini ve yazarları takip etmeye çalışıyoruz. Sosyal medyadaki gözlemlerimizde; yazarların ve yayınevlerinin çıkardıkları, çıkaracakları kitapları takip eden, yeni kitapları sabırsızlıkla bekleyen, okuduğu kitaplar hakkında yazarlara sorular soran, eleştirilerini ve beğenilerini sunan büyük bir kitlenin olduğunu görüyoruz. Günlük hayatımızda ise; her türlü ulaşım aracında kitap okuyanların sayısında büyük bir artış olduğunu görmek yadsınamaz bir gerçektir. İnsanlar bir yerden bir yere giderken geçecek olan ölü vakitlerini artık kitap okuyarak değerlendiriyor. Türkiye’de tatile giderken, ne okuyacağını düşünerek bavulunun bir kısmına kitap depolayan; işlerinden, hastalıktan vb. nedenlerden dolayı uzun süredir kitap okuyamadığı için kendini rahatsız hisseden insanlar var artık. Kitap okuma oranında sondan kaçıncı ülke olduğumuza hayıflanmak yerine bu artışı gözlemlemek bizim için güzel bir mutluluk kaynağı oluyor. 10-Bu noktada yaptığımız eylemi toparlayacak olursak; okuma ve yazma eyleminin bir kritiğini yapacak olsak ne söylemek isterdiniz?Okuma ve yazma arasındaki farklardan bahsedebilir misiniz? Bize göre yazma; yeni bir dünya, yeni bir bakış açısı oluşturmak. Okuma ise; bu dünyayı ve bakış açısını keşfetme, kendine göre yorumlama sürecidir. Buraya kadar olan sorularımızda yazaların hayat görüşleri,yazma eylemi ve okuma eylemleri hakkındaki düşüncelerini öğrenmiş olduk.Şimdi dilerseniz yazmış oldukları blogları hakkında fikir edinelim. 11- Yazarı olduğunuz blogunuz kuruluş öyküsünden biraz bahsedebilir misiniz? Sizi blog kurmaya sevk eden faktörler nelerdi mesela? Her zaman etrafımızdaki insanlara kitap tavsiye eden, kütüphanesinden kitap sunup insanları okumaya teşvik etmeye çalışan bir çiftiz. Yani Beyaz Kitaplık’tan önce de aynı eylemi gerçekleştiriyor fakat sadece çevremizdeki kişilere ulaşabiliyorduk. Beyaz Kitaplık’ın oluşma sebeplerinden biri bu; daha fazla kişiye ulaşabilmek. Bizi ne kadar çok kişi okursa tabii ki mutlu oluyoruz. Yazdıklarımıza yapılan bir yorum veya geri dönüşün bizde bıraktığı iz tarif edilemez. Fakat sadece okuyanlara faydalı olalım diye oluşmadı Beyaz Kitaplık. Beyaz Kitaplık kurulmadan önce de çok fazla kitap okuyorduk ama bazen geriye dönüp baktığımızda okuduğumuz kitaplar hakkında çok fazla şey hatırlayamadığımızı fark ettik. Beyaz Kitaplık’ta okuduğumuz kitapların beğendiğimiz ve beğenmediğimiz yönlerini yorumlayarak, kitabın analizini yaparak, okuduğumuz kitap hakkında kendi kazanımlarımızı da derinleştiriyoruz. Ve gerektiği zaman geriye dönüp okuduklarımıza ve o kitabı okuduktan sonra neler hissettiğimize bakabiliyoruz. Yani Beyaz Kitaplık hem toplumsal hem de bireysel fayda sağlamak için yayında. 12- Herkesin yazma eyleminde bir amacı vardır; dolayısıyla sahip olduğunuz blogun sosyal bir misyonu var mıdır? Misyonumuz; kitapseverlerin okudukları, okumak istedikleri bir kitap hakkında araştırma yaparken Beyaz Kitaplık’ın yol gösterici bir rol oynaması. 13-Biliyorsunuz ki, misyon ve vizyon farklıdır. Sizin gibi ciddi yazar arkadaşların mutlaka hayatta olduğu üzere vizyonları vardır. Blogunuzu vizyonu hangi temeller üzerine kuruldu, biraz anlatabilir misiniz? Vizyonumuz ise; Türkiye’de kitap denilince akla gelen ilk isimlerden biri olmak. Her kitapseverin Beyaz Kitaplık’tan faydalanması diyebiliriz. 16-Biliyorsunuz ki, blogcu ailesinde herkesin kendine ait bir blogu bulunmakta. Dolayısıyla diğer kullanıcılar neden blogu ziyaret etmeli? Veya başka bir değişle blogunuzun diğer bloglardan farkı nedir? Beyaz Kitaplık’ta neler var; okuduğumuz kitaplar hakkında yorumlarımız ve analizlerimiz. Kendi oluşturduğumuz okur testlerimiz; okuduğumuz bir kitabı ne kadar hatırladığımızı ölçebileceğimiz ve unuttuğumuz ayrıntıların tekrar zihnimizde canlanmasını sağlamayı amaç edinen eğlenceli testlerimiz. Günün kitap fırsatları bölümümüz; takipçilerimizin istediği kitaplara daha uygun fiyatlarla ulaşabilmesi için kitap satış sitelerinden derleyerek günlük olarak yenilediğimiz bölümümüz. Çok satan kitaplar bölümümüz; sürekli güncellenen ve 20 farklı kitap satış sitesinden derlediğimiz, gerçekçi bir çok satan kitaplar listemiz. Yeni çıkan kitaplar bölümümüz; takipçilerimizin yeni çıkan kitaplar hakkında fikir alabileceği bir bölümümüz. Bizi takip edenler, Beyaz Kitaplık’ta bunları bulabiliyor. Blogumuzun diğer bloglardan farkı diye bir cümle kurmak bize uygun gelmiyor. Blog olarak bulunduğumuz kategori Edebiyat/Kitap kategorisi. Biz kitapsever olarak bu kategoride yayın yapan neredeyse tüm blogları severek takip ediyoruz ve bunu tüm kitapseverlere öneriyoruz. 17- Sizden blogunuz kısa bir tahliliniz yapmanızı istesek neler yazardınız? Mesala begendiniz veya begenmediğiniz yönleri nelerdir? Bir önceki soruda tahlil yapmış sayılırız diye düşünüyoruz. Beğendiğimiz ve beğenmediğimiz yönlere gelirsek; ilk başta beğenmediğimiz yönümüz; tasarımımız. Tasarım konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmadığımızdan blogspot altyapısında olan bir temayla yetinmek durumundayız. Beğendiğimiz yönlerimize gelirsek eğer; sonuçta her satırında emeğimiz olduğu için ayırt etmek zor. Her cümle her kare bizim için çok değerli. 18-2012 yılında (.beyazkitaplık) blogu okuyucularına ne gibi yenilikler sunacak? Çizgimizi bozmadan devam etmek istiyoruz. Yeni fikirler de ortaya çıkdıkça eklenebilir, neden olmasın? 19--Son olarak okuyucularınıza buradan iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Bizimle oldukları için çok teşekkür ediyor ve herkesin hayatında kitap sevgisi olmasını temenni ediyoruz. Evet arkadaşlar, Yazımının 1.bölümü olan söyleşi kısmını tamamlamış bulunmaktayım.MRW ve AFD’ye değerli zamanlarını ayırdıkları ve sabırlarıdan ötürü çok ama çok teşekkür ederim. Yazarın düşünceleri:Kendi adıma şunları rahatlıkla söylebilirm ki;iki arkadaşımızda soruları gayet güzel cevapladılar.Bundan dolayı soruların güzelliği cevaplar ile birleşince ortaya harika bir eser çıktı.Her geçen gün biraz daha bu alanda kendimi geliştiriyorum. Kitap severlere seslenecek olursak;tam sizlik bir site.Buram buram emek kokan,özgün bir site.Şiddetle tavsiye ederim. Bugün alışılmışın dışında farklı bir söyleşiye tanık olacaksınız. Bu söyleşide hem yazarların blog sitesinin tanıtım analizini okuyacak hem de yazarlarımızın o büyülü dünyasına konuk olacaksınız. Yazarlarımız dedim; çünkü karşımızdaki kitapsever çiftimiz MRW (bayanlara öncelik verdim) ve AFD. Yazarlarımız, bilmeyenler için ara dipnot: Karı-kocadır. Yazarlarımızın sahip olduğu blog sitesi:http://beyazkitaplik.blogspot.com/ sitenin analizini daha sonraya bırakarak;giriş cümleme burada noktayı koymak istiyorum.Ben hazırım,sevgili yazarlarımız hazır o halde size kalan keyifle okumak. İlk olarak yazarlarımızın fikirsel ve düşünsel boyutlarına dair ince bir bakış atalım ne dersiniz? Efendim, öncelikle olarak davetimi kabul edip değerli zamanınızı bize ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Ve hoş geldiniz diyorum. Evet evet evet Sevgili MRW –AFD, bize kendinizden biraz bahsedin desek, kendinizi nasıl tanımlardınız? Öncelikle röportaj ve site analizi için biz size teşekkür ederiz. İlk başta aşktan bahsedelim o zaman; birbirimizin ilk aşkı olan, aşkı ilkokul sıralarında başlayan ve 1,5 yıl önce beraberliklerini mutlu bir şekilde resmileştirmiş olan ve otuzlu yaşlara yaklaşan bir çiftiz. MRW: Samsun doğumluyum ve İngilizce öğretmeniyim. Gezmeyi yeni yerleri keşfetmeyi, müzik dinlemeyi ve tabii ki kitap okumayı seven biriyim. Sporla hiç ilgilenmezken kültürel faaliyetlerde yer almayı çok severim. İmkanım oldukça tiyatro, sinema, opera ve bale izlemek vazgeçilmezlerim arasındadır. Tabii ki Çanakkale’de bu imkanlar oldukça kısıtlı olduğundan, her gezimiz ve tatilimizde eğer bu imkanları sağlayan bir şehre gidiyorsak; AFD’yi de peşimden sürükleyerek bu fırsatları değerlendirmeye çalışıyorum. AFD: Bursa doğumluyum, Sınıf Öğretmenliği mezunuyum fakat kendi tercihimle farklı bir alanda çalışıyorum. 5 senedir Çanakkale’de yaşamaktayım. MRW’nin aksine spor yapmayı çok seviyorum, ben de onu peşimden katıldığım futbol ve voleybol müsabakalarına sürüklüyorum. Bunların dışında yüzme ve masa tenisi de vazgeçilmezlerim arasındadır. MRW’nin sürüklediği kültürel faaliyetlerden de ayrıca keyif alıyorum fakat çok da belli etmiyorum. 2-Her zaman merak etmişimdir; bunu da sormadan edemeyeceğim. MRW- AFD’nin hayata bakış açısı nasıldır? Güzel bakan güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alırmış. Bence tüm mesele budur. Bizce de kesinlikle tüm mesele bu; güzel bakmak ve güzel düşünmek. Türkiye’nin en güzel kentlerinden birindeyiz, Türkiye şartlarına göre Allah’a şükür kazancımız iyi ve en önemlisi birlikteyiz ve huzurluyuz. Şu an hayatımızın en güzel günlerini yaşadığımız ve tüm olumsuzluklardan uzak olduğumuz için, hayattan daha fazla keyif alıyoruz bu da tabii ki tüm yaşamımıza yansıyor. 3-Okur-yazar insanların hayatlarının bana göre diğer insanlardan farklı olması gerekir. Bu farkı yaratabilmeleri için de özel ilgi alanları olması gerekir. Düşünmek ve bunları yazıya dökebilmek ayrı bir meziyettir. MRW- AFD’nin bu meziyeti geliştirmesinde yardımcı olan ilgi alanları nelerdir? AFD: İlk soruda da bahsettiğimiz gibi kültürel faaliyetlerden keyif alan bir çiftiz. Bunların yanı sıra, ben kitaplarla büyüdüm. Ailemin evinde odanın bir duvarı boydan boya kitaplıktı. Ödevlerimi ve merak ettiklerimi o kitaplıktaki ansiklopedilerden araştırarak büyüdüm. Daha ilköğretim sıralarındayken okulumuzun kütüphanesinde yaşıma uygun olarak çevrilmiş klasiklerle beni tanıştıran öğretmenimi de saygıyla anıyorum. O yaşlardan beri bir kütüphanede bulunmak ya da bir kitaplığın karşısında oturup kitapları karıştırmak bana her zaman zevk vermiştir. Küçük yaşlardan itibaren kitap okumak, kitapları yorumlamama ve bunları yazıya dökmeme de katkıda bulunmuş diye düşünüyorum. MRW: ben de orta okuldan beri tek başıma kitapevlerinde saatler geçirir, yaşıma uygun olan olmayan kitaplara bakar, incelerdim. Harçlıklarımla da her ay mutlaka en azından 2 tane kitap alırdım. Üniversitede ise yabancı dil okuduğumdan dünya yazarlarının eserleri ve hayatlarını öğrenince yelpaze daha da genişledi ve ilgim arttı. Mesela kitap kulüplerinin müdavimiydim. Ayrıca evde de annem ve babam akşamları kitap okumadan yatmazlardı. Başucu lambalarını açar yan yana kitaplarını okurlardı. Bu da büyürken beni etkileyen sahnelerden biridir. Yani eşim gibi benim de kitaplar hep hayatımdaydı. 4- Üçüncü soruya paralel bir soru sormak istiyorum. Konu okumak ve yazmaktan açılmışken; okuma ve yazma eylemini nasıl tanımlardınız? Örneğin: okuma deyince size neyi çağrıştırıyor? Aynı şekilde yazma eylemi? MRW: Okumak; başka başka hayatlara açık bir kapı ya da pencereden gizlice bakmak gibi bence. Yani bir yazar kitap yazmış, orada duruyor. Onu alıp almamak yada okumak tamamen size kalmış, onca kitap içinden onu seçmek, neler yazılmış okumak gizli bir sırrı öğrenmek gibi ve bu yüzden de eğlenceli. Yazmak ise; yani bizim yaptığımız analizler; aslında sadece beğenimi ortaya koymak. Bir yemekten tadıp beğenip beğenmediğini söylemek gibi. AFD: Eşim gerçekten çok güzel tanımlamış. Yazmayı bir senaryo oluşturmak gibi düşünürüm. Okumayı ise; bir okurun hazır olan senaryoyu istediği şekilde kurgulayıp kendi filminin yönetmeni olması gibi düşünüyorum. Asıl iş yapılmış senaryo yazılmıştır, fakat küçük nüanslar sizin hayal gücünüze kalmıştır, hayal güzcünüzle filminize istediğiniz renkleri katabilirsiniz. Bence bu yüzdendir ki; çoğu okur kitabını okuduğu, kendi hayal gücüyle oluşturduğu filmin, sinema uyarlamasını pek sevemez. 5-Yazı yazmak bir sanattır. Buradan hareketle yazı yazmamızı etkileyen bazı faktörler vardır: Bunlardan en önemlisi psikolojidir. Sevgili MRW-AFD, sizce psikolojinin yazılarınızın üzerindeki etkisi nedir? Mesela yazı yazarken düşünsel boyutunuzu neler etkiliyor? Yazma eylemi gerçekten çok fazla meziyet gerektiren bir şey. Bizim blogumuzda yaptığımız ise okuduğumuz kitapları değerlendirmek adına birkaç cümle ya da paragraf yazmak. Eğer bu yazdıklarımız da beğeniliyorsa ne mutlu bize. Psikolojimizin okuduklarımızı beğenmemiz ve bunları yorumlamamız üzerinde etkisi tabii ki oldukça fazladır. Bizim hayatımızda olan ya da bizi derinden etkileyen bir olayı anlatan bir kitaba olan beğenimizle, bizi etkileyemeyen bir kitap hakkındaki beğenimiz tabii ki aynı değildir. Doğal olarak beğenimize paralel bir şekilde, yaptığımız yorumlar da etkileniyor. Yazma eylemi ile ilgili sorularımıza burada son verip; benim en çok sevdiğim bir başka alana: Okuma eylemine geçiş yapıyoruz. 6-Hayatımızın vazgeçilmezleri yani dostlarımız yani kitaplarımız… Onları seçerken nelere dikkat edersiniz? a)kapak tasarımı b)İçerik c)yazı puntosu d)yazarın yetkinliği e)yayın evi f)fiyat bu noktadan hareket edersek; bu yapısal döngüde yukarıdaki şıkların kitap seçimlerinizdeki etkileri nelerdir? Bizimle paylaşabilir misiniz? Kitap seçimi… Zapak tasarımı ve yazı puntosunun; aslında sadece yeni kitaplar için önemli olduğunu düşünüyoruz. Rafta ilk defa adını ve yazarını duyduğumuz bir kitap için kapak tasarımı; elimizin o kitaba gitmesi için önemliyken, daha önce duyduğumuz ve almak istediğimiz bir kitabın veya daha önce kitaplarını okuyup beğendiğimiz bir yazarın kitabında kapağın nasıl tasarlandığı pek de önemli değildir. Sonuçta kitabın görselliğinden çok içeriğiyle ilgilendiğimiz için, kapak tasarımı bizce çok da önemli değil. Yazı puntosu için de genel olarak aynı şeyler geçerli olmasına rağmen, eğer seçenek varsa (klasikler gibi) daha okunaklı puntolar tercih sebeplerimizden biri olabilir. İçerik; bir kitabı oluşturan en önemli unsurdur. Kitapta ne anlatıldığı, nasıl anlatıldığı ve bugüne kadar yazılanlardan farklı olarak ne içerdiği, kitap seçimimiz de en önemli kıstaslardan biridir. Yazarın yetkinliği; bazı yazarlar vardır, okuduğunuz bir kitabı sizi derinden etkiler ve her kitabını okumak istersiniz, bazıları da vardır ki bir kitabıyla soğursunuz ve eliniz bir daha onun kitaplarına gitmez. Yazarın yetkinliğinden çok bizde bıraktığı izlerdir, asıl önemli olan. Yayınevi; bizce klasikler gibi birden fazla yayınevinden çıkan kitapların seçiminde önemlidir. Klasiklerin telif hakkı olmadığı için özensiz çeviriler ve üstünkörü bir editörlükle okuma zevkini yok eden kitaplar basan yayınevlerimiz de var. Bu tür kitapların seçiminde yayınevi ve çevirmen oldukça etkilidir. İş, beğendiğimiz bir yazarın kitabını almaya gelince değişiyor. İstediğimiz kitap sadece bir yayınevinde varsa o yayınevinin hangisi olduğunun pek bir önemi kalmıyor. Fiyat; kitaplar bizim için vazgeçilmez ve her alışverişe çıktığımızda kitapevleri ve kitap stantlarını da ziyaret etmemize rağmen kitap için ayırabileceğimiz bütçe ne yazık ki sınırlı. Bu yüzden uygun fiyatlı kitaplı sıfır alırken, bazı yayınevlerinin fahiş fiyata sattıkları kitaplar için ya indirim günlerini bekliyoruz ya da o kitabın sahaflara düşmesini bekleyip ikinci el olarak temin ediyoruz. Kitapların fiyatlarının yüksek oluşu kitabı almamıza engel olmuyor fakat alma zamanımızı biraz erteliyor diyebiliriz. Bizim kitap alırken ki asıl kıstasımız ise tavsiyeler; gerek arkadaşlarımızın gerekse kitap bloglarının tavsiyeleri. Kitabın arka kapağında abartılı tabirler, çok satan listelerinde kaç ay kaldıkları varken, bloglarda ve arkadaş tavsiyelerinde yansız eleştiriler ve beğeniler var. Okuma zevkine güvendiğimiz bir blog yazarının ya da arkadaşımızın tavsiye ettiği kitabı gözümüz kapalı alabiliriz. 7-Kitap incelmesi zor bir uğraş olsa gerek. İncelediğim kadarıyla hemen hemen bütün türlerinden kitap kritiği yapmış bulunuyorsunuz. Kitap türleri de kendi aralarında gruplara ayrılmakta: Roman-Hikaye, Anı-Biyografi, Tarih, Felsefe, Siyasi-Politik, Ekonomi, Edebiyat, Dini, Yabancı Diller, Kişisel Gelişim, Psikolojik, Bilimsel.... Hangi kitap türlerinden hoşlanıyorsunuz? Yoksa sizde ben yemek ayırt etmem diyenler gibi kitap seçmem ne olursa okurum diyenlerden misiniz? AFD: Aslında yemek ayırt etmem diyebilirim ama sevdiğim yemeklerden daha fazla tattığım da bir gerçektir. En sevdiğim tür aslında; tarihin gizli kalmış yönlerini güzel bir kurguyla bizlere sunan romanlardır. Özellikle Glenn Meade bu alanda bir numaradır. Fantastik edebiyatla aram biraz soğuktur, fantastik derken; şu her taraftan kurt adamlar, vampirler, ejderhalar fırlayan romanları sevmiyorum. Yoksa kitaptaki fantastik öğeler tadında olursa, (örneğin; Doğu Yücel’in Varolmayanlar’ı ve Jedediah Berry’nin Hafiyenin El Kitabı gibi) severek okurum. MRW: ben daha çok sorun içerikli, bir problemin üzerine kurulu olan romanları ve polisiye-macera, macera-gerilim tarzları seviyorum. Vıcık vıcık aşk konulu kitaplar, fantastik edebiyat, felsefe ve tarih kitapları ilgimi çekmeyenler arasında. 8-Benim kitap felsefem şudur; okuduğum kitap bana bir şeyler katabilmeli. Beni diğer insanlardan daha donanımlı hale getirmeli. Bilmediğim konuları öğretmeli. Bana yeni bir vizyon çizmeli. Yani kısaca benim kitabım, beni diğer insanlardan bir adım tutabilmeli. Sorum geliyor: Okuduğunuz kitaplar hayatınızda ne gibi değişikler meydana getirdi? Okuduğunuz kitapların sizin üzerinizdeki (+) ve (-) yönleri nelerdir? Bu konuda ketum olmazsanız sevinirim: D AFD: Bence konusu veya türü ne olursa olsun okunan her kitap bize bir şeyler katar. Gerek az gerek çok, önemli olan zorla değil de severek okumaktır bence. Hayatım boyunca bana zorla okutulan hiçbir kitabı anlamadım diyebilirim. Kitap okumayı yıllardır çok sevmeme rağmen, ödev olarak bir kitap verildiğinde, o kitap elimde uzadıkça uzardı ve bittiğinde de bana kalan kocaman bir sıfır olurdu. Bazen herkesin mutlaka okumalısın dediği kitap ruh halinizden dolayı size hiçbir şey katmazken, çok satan bir kitaptaki tek bir cümle hayatınızı değiştirebilir. Okuduğum hiçbir kitabın bana eksi bir değer katacağını düşünmüyorum. MRW: Her kitap ayrı bir hayat ve her hayattan öğrenebileceğiniz farklı bir şey mutlaka vardır. Bu yüzden evet eşim gibi düşünüyorum ben de. Çok hoşunuza gitmese de yazarın o kitabı yazmadaki amacını yakalayabildiyseniz eğer zaten mesaj yerine ulaşmış demektir. Mesela bazen bir kitap okurken içindeki bir karakterin hissettiklerini, düşündüklerini, yaşadıklarını okurken ya of ben de böyle yapıyorum bazen evet yapmamam gerekir dediğim oluyor yada bazı şeylerin değerini anladığım olaylara tanık oluyorum. Aslında yazarların amacına ulaştığını gösterir bu, çünkü yazmadaki amaç biraz da okuru kendisine tanıtmak. 9-Türkiye’deki okur-yazar kitlesinden umutlu musunuz? Bu konuda yapmış olduğunuz bir araştırma var mı? Kitap satışlarını yakından takip eden biri olarak; bir Japonya veya bir Norveç olabilir miyiz?(okuma konusunda) Türkiye’deki okur-yazar kitlesi hakkında yaptığımız herhangi bir araştırmamız yok fakat hayat içerisinde süregelen gözlemlerimiz var. Kitap okuma konusunda Japonya ya da Norveç olmak ne kadar sürer bilemiyoruz ama kesinlikle ülkemizdeki okuma oranında ciddi bir artış olduğunu düşünüyoruz. Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor ve neredeyse tüm yayınevlerini ve yazarları takip etmeye çalışıyoruz. Sosyal medyadaki gözlemlerimizde; yazarların ve yayınevlerinin çıkardıkları, çıkaracakları kitapları takip eden, yeni kitapları sabırsızlıkla bekleyen, okuduğu kitaplar hakkında yazarlara sorular soran, eleştirilerini ve beğenilerini sunan büyük bir kitlenin olduğunu görüyoruz. Günlük hayatımızda ise; her türlü ulaşım aracında kitap okuyanların sayısında büyük bir artış olduğunu görmek yadsınamaz bir gerçektir. İnsanlar bir yerden bir yere giderken geçecek olan ölü vakitlerini artık kitap okuyarak değerlendiriyor. Türkiye’de tatile giderken, ne okuyacağını düşünerek bavulunun bir kısmına kitap depolayan; işlerinden, hastalıktan vb. nedenlerden dolayı uzun süredir kitap okuyamadığı için kendini rahatsız hisseden insanlar var artık. Kitap okuma oranında sondan kaçıncı ülke olduğumuza hayıflanmak yerine bu artışı gözlemlemek bizim için güzel bir mutluluk kaynağı oluyor. 10-Bu noktada yaptığımız eylemi toparlayacak olursak; okuma ve yazma eyleminin bir kritiğini yapacak olsak ne söylemek isterdiniz?Okuma ve yazma arasındaki farklardan bahsedebilir misiniz? Bize göre yazma; yeni bir dünya, yeni bir bakış açısı oluşturmak. Okuma ise; bu dünyayı ve bakış açısını keşfetme, kendine göre yorumlama sürecidir. Buraya kadar olan sorularımızda yazaların hayat görüşleri,yazma eylemi ve okuma eylemleri hakkındaki düşüncelerini öğrenmiş olduk.Şimdi dilerseniz yazmış oldukları blogları hakkında fikir edinelim. 11- Yazarı olduğunuz blogunuz kuruluş öyküsünden biraz bahsedebilir misiniz? Sizi blog kurmaya sevk eden faktörler nelerdi mesela? Her zaman etrafımızdaki insanlara kitap tavsiye eden, kütüphanesinden kitap sunup insanları okumaya teşvik etmeye çalışan bir çiftiz. Yani Beyaz Kitaplık’tan önce de aynı eylemi gerçekleştiriyor fakat sadece çevremizdeki kişilere ulaşabiliyorduk. Beyaz Kitaplık’ın oluşma sebeplerinden biri bu; daha fazla kişiye ulaşabilmek. Bizi ne kadar çok kişi okursa tabii ki mutlu oluyoruz. Yazdıklarımıza yapılan bir yorum veya geri dönüşün bizde bıraktığı iz tarif edilemez. Fakat sadece okuyanlara faydalı olalım diye oluşmadı Beyaz Kitaplık. Beyaz Kitaplık kurulmadan önce de çok fazla kitap okuyorduk ama bazen geriye dönüp baktığımızda okuduğumuz kitaplar hakkında çok fazla şey hatırlayamadığımızı fark ettik. Beyaz Kitaplık’ta okuduğumuz kitapların beğendiğimiz ve beğenmediğimiz yönlerini yorumlayarak, kitabın analizini yaparak, okuduğumuz kitap hakkında kendi kazanımlarımızı da derinleştiriyoruz. Ve gerektiği zaman geriye dönüp okuduklarımıza ve o kitabı okuduktan sonra neler hissettiğimize bakabiliyoruz. Yani Beyaz Kitaplık hem toplumsal hem de bireysel fayda sağlamak için yayında. 12- Herkesin yazma eyleminde bir amacı vardır; dolayısıyla sahip olduğunuz blogun sosyal bir misyonu var mıdır? Misyonumuz; kitapseverlerin okudukları, okumak istedikleri bir kitap hakkında araştırma yaparken Beyaz Kitaplık’ın yol gösterici bir rol oynaması. 13-Biliyorsunuz ki, misyon ve vizyon farklıdır. Sizin gibi ciddi yazar arkadaşların mutlaka hayatta olduğu üzere vizyonları vardır. Blogunuzu vizyonu hangi temeller üzerine kuruldu, biraz anlatabilir misiniz? Vizyonumuz ise; Türkiye’de kitap denilince akla gelen ilk isimlerden biri olmak. Her kitapseverin Beyaz Kitaplık’tan faydalanması diyebiliriz. 16-Biliyorsunuz ki, blogcu ailesinde herkesin kendine ait bir blogu bulunmakta. Dolayısıyla diğer kullanıcılar neden blogu ziyaret etmeli? Veya başka bir değişle blogunuzun diğer bloglardan farkı nedir? Beyaz Kitaplık’ta neler var; okuduğumuz kitaplar hakkında yorumlarımız ve analizlerimiz. Kendi oluşturduğumuz okur testlerimiz; okuduğumuz bir kitabı ne kadar hatırladığımızı ölçebileceğimiz ve unuttuğumuz ayrıntıların tekrar zihnimizde canlanmasını sağlamayı amaç edinen eğlenceli testlerimiz. Günün kitap fırsatları bölümümüz; takipçilerimizin istediği kitaplara daha uygun fiyatlarla ulaşabilmesi için kitap satış sitelerinden derleyerek günlük olarak yenilediğimiz bölümümüz. Çok satan kitaplar bölümümüz; sürekli güncellenen ve 20 farklı kitap satış sitesinden derlediğimiz, gerçekçi bir çok satan kitaplar listemiz. Yeni çıkan kitaplar bölümümüz; takipçilerimizin yeni çıkan kitaplar hakkında fikir alabileceği bir bölümümüz. Bizi takip edenler, Beyaz Kitaplık’ta bunları bulabiliyor. Blogumuzun diğer bloglardan farkı diye bir cümle kurmak bize uygun gelmiyor. Blog olarak bulunduğumuz kategori Edebiyat/Kitap kategorisi. Biz kitapsever olarak bu kategoride yayın yapan neredeyse tüm blogları severek takip ediyoruz ve bunu tüm kitapseverlere öneriyoruz. 17- Sizden blogunuz kısa bir tahliliniz yapmanızı istesek neler yazardınız? Mesala begendiniz veya begenmediğiniz yönleri nelerdir? Bir önceki soruda tahlil yapmış sayılırız diye düşünüyoruz. Beğendiğimiz ve beğenmediğimiz yönlere gelirsek; ilk başta beğenmediğimiz yönümüz; tasarımımız. Tasarım konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmadığımızdan blogspot altyapısında olan bir temayla yetinmek durumundayız. Beğendiğimiz yönlerimize gelirsek eğer; sonuçta her satırında emeğimiz olduğu için ayırt etmek zor. Her cümle her kare bizim için çok değerli. 18-2012 yılında (.beyazkitaplık) blogu okuyucularına ne gibi yenilikler sunacak? Çizgimizi bozmadan devam etmek istiyoruz. Yeni fikirler de ortaya çıkdıkça eklenebilir, neden olmasın? 19--Son olarak okuyucularınıza buradan iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Bizimle oldukları için çok teşekkür ediyor ve herkesin hayatında kitap sevgisi olmasını temenni ediyoruz. Evet arkadaşlar, Yazımının 1.bölümü olan söyleşi kısmını tamamlamış bulunmaktayım.MRW ve AFD’ye değerli zamanlarını ayırdıkları ve sabırlarıdan ötürü çok ama çok teşekkür ederim. Yazarın düşünceleri:Kendi adıma şunları rahatlıkla söylebilirm ki;iki arkadaşımızda soruları gayet güzel cevapladılar.Bundan dolayı soruların güzelliği cevaplar ile birleşince ortaya harika bir eser çıktı.Her geçen gün biraz daha bu alanda kendimi geliştiriyorum. Kitap severlere seslenecek olursak;tam sizlik bir site.Buram buram emek kokan,özgün bir site.Şiddetle tavsiye ederim.

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"