Dedemin İnsanları (2011)

Merakla beklediğim Dedemin İnsanları’na nihayet gidebildim. Aklımda Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum” kıvamında bir film vardı. “Çilekli Pasta” dışında tüm filmlerini izleyen ve “Issız Adam” dışında hepsini beğenen biri olarak Çağan Irmak’ı takip etmeyi seviyorum. Lakin “Babam ve Oğlum”un başarısından mıdır nedir, 123 dakikalık Dedemin İnsanları bende büyük bir etki bırakamadı. Belki de kıyaslama yaptığım için beğenim biraz daha altlara düştü fakat çevremde duyduğum ve okuduğum kadarıyla çoğu seyirci bana yakın görüşlere sahip görünüyor.

Yönetmen ve senaristliğini Çağan Irmak’ın üstlendiği dram, tarihi, dram-komedi türlerini içeren filmin başrollerinde Çetin Tekindor, Hümeyra, Sacide Taşaner, Yiğit Özşener, Gökçe Bahadır, Mert Fırat, Ezgi Mola, Zafer Algöz ve Durukan Çelikkaya yer almaktadır. İlk üç günde 1,7 milyon TL, ilk iki haftada 5,8 milyon TL hasılat (*) yapan filmin daha da başarılara koşacağı görülüyor.

10 yaşındaki Ozan, Ege’nin küçük bir sahil kasabasında anne babası, kız kardeşi, anneannesi ve dedesi ile yaşamaktadır. Kökenleri Girit adasına dayanan dedesi Mehmet Bey’den sürekli olarak oraları dinlemektedir çünkü mübadele zamanından mecburen göç etmişlerdir. Mahalledeki bazıları tarafından gavur ilan edildikleri için Ozan’ın gururu kırılır ve “Türk” ile “gavur” kıyaslamasında aklı hem karışır hem de herkese kafa tutar. Bunu gören Mehmet Bey, torununun hırçınlığını gidermek için tarihe yelken açar.
Cenk Erdoğan, Cengiz Onural, Bora Ebeoğlu’nun yaptığı müzik çalışmaları gerçekten çok başarılı geliyor kulağa. Hatta güçlü oyuncu kadrosundan sonra beni en çok etkileyen ikinci unsur olmuştur. Sahnelerin dramına ya da tarihine yönelik arka fonda çıkan müzikler insanın içine hem hüzün katıyor hem mutluluk veriyor. 410 salonda gösterime giren film tarihe de göz kırptığı için mekan, dekor, kostüm, makyaj tasarımları epeyce ön plana çıkıyor. Buna bir de renklendirmeler ve çekim teknikleri de girdi mi Çağan Irmak'ı tebrik etmeden geçemiyorsunuz. Ege’nin sıcaklığını kalbinizde hissedebilirsiniz. Bu sıcaklık her sahneye işlenmiş. Diğer yandan, seyrederken bir şeylerin eksikliğini arıyorsunuz. Tam olarak adlandırmak güç görünüyor. Normalde pek çok Irmak filminde duygu yönünün ağır bastığını bildiğim için belki de eksiklik buradan kaynaklanıyordur. Her ne kadar seyrederken hem gülüp, hem gözlerim az biraz dolsa da o yoğunluk çok yaşanamıyor. Sürükleyiciliği de diğer filmler kadar üstün gelmedi. Dönem geçişlerini belirgin şekilde yansıtsa da can alıcı noktalarla bağlandığını hissedemedim. Gerçi o dönemlere ait verdiği bilgilerin güzelliğini de görmemezlikten gelmemeliyim. Ne yazık ki tekrardan kıyaslamaya gideceğim fakat "Babam ve Oğlum" üç kez izlemiş biri olarak, her izlediğimde gözlerimden yaş geliyorsa ve Dedemin İnsanları’nda bunu yaşamayacağımı biliyorsam (ikinci kez izler miyim emin bile değilim) bu proje ilk üç Çağan Irmak filmime giremeyecektir. Lafı açılmışken ilk üç sıralamasında üçüncülüğü “Bana Şans Dile”, ikinciliği “Mustafa Hakkında Her Şey” ve birinciliği de tabi ki “Babam ve Oğlum” almaktadır.

Oyuncu kadrosuna gelindiğinde ise her daim saygı ve beğeniyle takip ettiğim Çetin Tekindor, kadronun bel kemiğini üstlenmektedir. 1945 Sivas doğumlu usta oyuncunun dedeyi canlandırması filmin çıtasını oldukça üst seviyelere taşıyor. Çağan Irmak’ın Tekindor’dan sonra vazgeçemediği diğer oyuncu Hümeyra’yı farklı bir karakterde ve aslında biraz daha arka planda görmek, onun yerine Sacide Taşaner’in daha önlerde yer alması aslında doğru bir seçim olmuş. Bunun asla Hümeyra’nın başarısızlığı olarak nitelendirilmemesi gerekir. Diğer yandan, eğer Hümeyra anneanne rolünde olsa idi karakterler ya da öyküler diğer Çağan Irmak projelerine benzetilebilirdi. Yardımcı karakterlerde Yiğit Özşener ve özellikle Gökçe Bahadır bana oldukça sevimli ve candan geldiler. Tarihi bölümdeki Mert Fırat ve Ezgi Mola ise o dönemin zorluklarını yürek burkan bir gerçeklikle bize yansıttıkları için çok etkilendim. Diğer yandan, küçük oyuncu Durukan Çelikkaya bu güçlü kadronun yanında çok çarpıcı bir performans sergileyememiş. Çağan Irmak pek çok projesinde ortaya bilinmeyen ama harikalar yaratan küçük oyuncuları çıkarsa da (“Babam ve Oğlum”, “Ulak”, “Prensesin Uykusu”) bu sefer kritik noktadaki bir karakter için çok etkileyici bulamadığım bir seçim yapmış.

Merakla beklediğim Dedemin İnsanları’na nihayet gidebildim. Aklımda Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum” kıvamında bir film vardı. “Çilekli Pasta” dışında tüm filmlerini izleyen ve “Issız Adam” dışında hepsini beğenen biri olarak Çağan Irmak’ı takip etmeyi seviyorum. Lakin “Babam ve Oğlum”un başarısından mıdır nedir, 123 dakikalık Dedemin İnsanları bende büyük bir etki bırakamadı. Belki de kıyaslama yaptığım için beğenim biraz daha altlara düştü fakat çevremde duyduğum ve okuduğum kadarıyla çoğu seyirci bana yakın görüşlere sahip görünüyor.

Yönetmen ve senaristliğini Çağan Irmak’ın üstlendiği dram, tarihi, dram-komedi türlerini içeren filmin başrollerinde Çetin Tekindor, Hümeyra, Sacide Taşaner, Yiğit Özşener, Gökçe Bahadır, Mert Fırat, Ezgi Mola, Zafer Algöz ve Durukan Çelikkaya yer almaktadır. İlk üç günde 1,7 milyon TL, ilk iki haftada 5,8 milyon TL hasılat (*) yapan filmin daha da başarılara koşacağı görülüyor.

10 yaşındaki Ozan, Ege’nin küçük bir sahil kasabasında anne babası, kız kardeşi, anneannesi ve dedesi ile yaşamaktadır. Kökenleri Girit adasına dayanan dedesi Mehmet Bey’den sürekli olarak oraları dinlemektedir çünkü mübadele zamanından mecburen göç etmişlerdir. Mahalledeki bazıları tarafından gavur ilan edildikleri için Ozan’ın gururu kırılır ve “Türk” ile “gavur” kıyaslamasında aklı hem karışır hem de herkese kafa tutar. Bunu gören Mehmet Bey, torununun hırçınlığını gidermek için tarihe yelken açar.
Cenk Erdoğan, Cengiz Onural, Bora Ebeoğlu’nun yaptığı müzik çalışmaları gerçekten çok başarılı geliyor kulağa. Hatta güçlü oyuncu kadrosundan sonra beni en çok etkileyen ikinci unsur olmuştur. Sahnelerin dramına ya da tarihine yönelik arka fonda çıkan müzikler insanın içine hem hüzün katıyor hem mutluluk veriyor. 410 salonda gösterime giren film tarihe de göz kırptığı için mekan, dekor, kostüm, makyaj tasarımları epeyce ön plana çıkıyor. Buna bir de renklendirmeler ve çekim teknikleri de girdi mi Çağan Irmak'ı tebrik etmeden geçemiyorsunuz. Ege’nin sıcaklığını kalbinizde hissedebilirsiniz. Bu sıcaklık her sahneye işlenmiş. Diğer yandan, seyrederken bir şeylerin eksikliğini arıyorsunuz. Tam olarak adlandırmak güç görünüyor. Normalde pek çok Irmak filminde duygu yönünün ağır bastığını bildiğim için belki de eksiklik buradan kaynaklanıyordur. Her ne kadar seyrederken hem gülüp, hem gözlerim az biraz dolsa da o yoğunluk çok yaşanamıyor. Sürükleyiciliği de diğer filmler kadar üstün gelmedi. Dönem geçişlerini belirgin şekilde yansıtsa da can alıcı noktalarla bağlandığını hissedemedim. Gerçi o dönemlere ait verdiği bilgilerin güzelliğini de görmemezlikten gelmemeliyim. Ne yazık ki tekrardan kıyaslamaya gideceğim fakat "Babam ve Oğlum" üç kez izlemiş biri olarak, her izlediğimde gözlerimden yaş geliyorsa ve Dedemin İnsanları’nda bunu yaşamayacağımı biliyorsam (ikinci kez izler miyim emin bile değilim) bu proje ilk üç Çağan Irmak filmime giremeyecektir. Lafı açılmışken ilk üç sıralamasında üçüncülüğü “Bana Şans Dile”, ikinciliği “Mustafa Hakkında Her Şey” ve birinciliği de tabi ki “Babam ve Oğlum” almaktadır.

Oyuncu kadrosuna gelindiğinde ise her daim saygı ve beğeniyle takip ettiğim Çetin Tekindor, kadronun bel kemiğini üstlenmektedir. 1945 Sivas doğumlu usta oyuncunun dedeyi canlandırması filmin çıtasını oldukça üst seviyelere taşıyor. Çağan Irmak’ın Tekindor’dan sonra vazgeçemediği diğer oyuncu Hümeyra’yı farklı bir karakterde ve aslında biraz daha arka planda görmek, onun yerine Sacide Taşaner’in daha önlerde yer alması aslında doğru bir seçim olmuş. Bunun asla Hümeyra’nın başarısızlığı olarak nitelendirilmemesi gerekir. Diğer yandan, eğer Hümeyra anneanne rolünde olsa idi karakterler ya da öyküler diğer Çağan Irmak projelerine benzetilebilirdi. Yardımcı karakterlerde Yiğit Özşener ve özellikle Gökçe Bahadır bana oldukça sevimli ve candan geldiler. Tarihi bölümdeki Mert Fırat ve Ezgi Mola ise o dönemin zorluklarını yürek burkan bir gerçeklikle bize yansıttıkları için çok etkilendim. Diğer yandan, küçük oyuncu Durukan Çelikkaya bu güçlü kadronun yanında çok çarpıcı bir performans sergileyememiş. Çağan Irmak pek çok projesinde ortaya bilinmeyen ama harikalar yaratan küçük oyuncuları çıkarsa da (“Babam ve Oğlum”, “Ulak”, “Prensesin Uykusu”) bu sefer kritik noktadaki bir karakter için çok etkileyici bulamadığım bir seçim yapmış.

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"