* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Moneyball (2011)

Kazanma Sanatı

Brad Pitt’in sinemayı bırakacağını duyurması ile gözler son filmlerine dikilmiş durumda. “The Tree of Life” filminin her kesime hitap etmediğini farz edersek, Moneyball bu açıklamayla seyirciyi kendine çekeceğine benziyor. “Capote”nin yönetmeni Bennett Miller’ın yönetmen koltuğunda oturduğu film, Steven Zaillian ve Aaron Sorkin tarafından Michael Lewis’in kitabından uyarlanmıştır. Yapımcıları arasında Pitt’in de bulunduğu 133 dakikalık ABD yapımı, yaşanmış bir öyküden ekrana aktarılıyor. 50 milyon $ bütçeli filmin başrollerinde Brad Pitt, Jonah Hill ve Philip Seymour Hoffman yer almaktadır.

Billy Beane, Oakland A beysbol takımının başındaki eski bir sporcudur. Oldukça kısıtlı bütçeyle takımını ayakta tutmakta ve zengin diğer başarılı kulüplere de kafa tutmaktadır. Lakin kafa tutuşu hiçbir takımda bulunmayan bir taktikten oluşur. Ne takımında ne de diğer kulüplerce mantıklı bulunmayan, neredeyse herkesin karşı çıktığı yöntem beklenmedik sonuçlar getirecektir.

En son “The Time Travler’s Wife” filminde adından bahsettiğim Mychael Danna, azim ve sabır dolu bir biyografide başarılı müzik çalışmalarıyla tempoyu ayakta tutuyor. Bu tür bir filmde müzik kaçınılmaz destekçidir. Danna’nın yer aldığı projelere bakıldığında doğru isim olduğunu görmek mümkün. Ömrünü beysbola adayan, özel hayatını sandığa kaldıran bir erkeğin hayatı anlatıldığı için dekor, mekan, kostüm gibi detaylar biraz daha arka planda kalıyor. Zaten seyrederken de bu detayları gözünüz pek aramıyor. Öyküye gelince, filmi spor türüne sokabiliriz fakat spordaki adrenalin ve heyecanı burada yakalamak biraz güçleşiyor. Hesaplamalarla bir takımı en üst seviyeye çıkarma aşamasında, saha içi değil de saha arkasını görme imkanı sağlıyor. Tabi saha arkası derken izleyicileri kast etmiyorum. Takımın arkasındaki görünmeyen kahramanların odasına değiniyorum. Beysbol sevenleri elbette benden daha fazla etkileyecektir. Zira saha içindeki heyecanın tekniğini bile bilmezken saha arkasında simülasyonlarla taktik geliştirmeyi izlemek işi pek de kolaylaştırmıyor. Öykünün teknik kısmını bir yana bırakacak olursak, işlenişi ve seyirciye aktarımı oldukça başarılı görünüyor. Araya serpiştirilen geçmişe dönüşler ve günümüze (2001) gelip bunun tokat gibi çarpması ana karakteri daha iyi tanımamızı sağlıyor. Aslında izlerken bu gizemi görmek ve tahminlerde bulunmak benim her zaman hoşlandığım bir şey olmuştur. Karakteri yönetmen bize vermeden çözmeye çalışmak puzzleın parçalarını bulup yerleştirmek kadar eğlenceli gelir. Kariyerinden fırsat buldukça özel hayatının da sadece bir kısmını göstermesi o sessiz ve durgun fakat bir o kadar başarmaya muhtaç azimli adamın iç dünyasına girmenizi sağlıyor. Hatta ana karakterin kızının söylediği şarkı ve sesi mutlu olmamı bile sağladı. Bununla birlikte, araya serpiştirilen esprili diyaloglar ve sahneler oldukça ince işlenmiş. Abartılı durmadan seyirciyi kendine çekiyor.
Diğer yandan, sürenin 133 dakika olması ve yukarıda da belirttiğim teknik detayların sıkça yer alması sürükleyiciliği biraz zorluyor. İzlerken zaman zaman konsantrem dağıldı. Brad Pitt’i karakter oyuncusu olarak görmek performans açısından tatmin etse de anlatımın psikolojik yönü ağır basıyor. Gerçi IMDB’den 8.1, Metacritic’ten 87, Rotten Tomatoes’tan ise 95 puan (!) aldığına bakılırsa olumlu geri dönüşlerin benle aynı fikirde olmadığı aşikar J Sürükleyiciliğin güçleştiği anlar dışında rahatsız edici bir yönü görünmese de bu kadar yüksek alacak kadar bir başarı söz konusu mu, emin değilim.
Brad Pitt’i fiziksel olarak başarılı bir şekilde yaşlandırmaları bir yana (hayır hayır Brad Pitt gerçek hayatta yaşlanmıyor, sadece makyajla yaşlandırmışlar) karakteri kendine oturtabilmiş. İzlerken asla sırıtmayan, aksine mimikleri ve duruşuyla yenilmişliğin içindeki adamın azmini yansıtan bir havaya bürünmüş. Üstelik canlandırdığı karakterin gençlik hali de Brad Pitt’e oldukça benziyordu. Brad Pitt’i bu filmde başarılı bulsam da Oscar’ı kazanmayı hak edecek bir performansa sahip olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta adaylıkları olduğu “12 Monkeys” ve “The Curious Case of Benjamin Button” filmlerindeki kadar etkili bir performans sergilemiyor. Yaptığı açıklama sonrasında kazanması elbette büyük bir sürpriz olmaz. Tabi bir de diğer adaylar tam olarak açıklanırsa (ve hepsini izleme şansım olursa) eleme konusunda daha büyük fikir sahibi olmak mümkün. Gene de gönlüm bu sene Brad Pitt’ten yana değil.

Moneyball’ın ilgi çeken ikinci ismi ise şüphesiz 1983 doğumlu Jonah Hill’dir. Kariyerini araştırırken gördüm ki şu anki hali ile Moneyball’daki hali arasında çok “irice” bir fark var! Ciddi kilo kaybını ve azmini takdir etmemek imkansız. Daha önceden “The 40 Year Old Virgin”, “Click”, “Accepted”, “Knocked Up”, “Evan Almighty”, “Superbad”, “Forgetting Sarah Marshall”, “Get Him to Greek” ağırlıklı komedi filmlerinde yer alan oyuncu aynı zamanda yapımcılık ve komedyenlik de yapmaktadır. Moneyball’da da yardımcı erkek rolünde oldukça başarılı görünüyor.


Bizi de Okusana ;) × +