* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Kağıt (2010)

İlginç fragmanı ile merak uyandıran Sinan Çetin filmi, politik konusu ile dramı harmanlaşıyor ve ortaya propaganda dolusu bir proje çıkıyor. Zaten Sinan Çetin amacının bu olduğunu açık açık söylüyor. Filmin fragmanından tutun da başlangıcından sonuna kadar bürokrasiye kafa tutuyor. 84 dakikalık yapımın oyuncu kadrosu ile oldukça başarılı kişilerden oluşuyor: Öner Erkan, Ayşen Gruda, Asuman Dabak, Zeynep Beşerler, Ahmet Mekin.

Babasının eczacı olmasını beklediği genç ve idealist yönetmen Emrah, ilk sinema filmini çekmek için kolları sıvar. Başta annesi olmak üzere yakın çevresi ile film için gerekli parayı denkleştirmekle boğuşan Emrah’ın önünde iki büyük engel vardır: Kanun ve kanunu inatla savunan memur Müzeyyen!

Sinan Çetin, filmi “Saçma bir kanunu kör bir inatla uygulayan bir küçük memur. Bu saçma kanun karşısında ilk defa tevekkülle boyun eğmeyen bir genç adam. Kanun zedelerin, yanlış kanunlar karşısında hakkını kim koruyacak?” diye özetlemektedir. Fragmanı ile birlikte afişi de bu filmi izlemem için büyük bir sebep oldu diyebilirim. Gerçi fragmanda neredeyse tüm filmin amacı, sonucu sanki anlatılıyor. İzlediğinizde çok şaşırtan bir sahne göremiyorsunuz. En çarpıcı olanları zaten eklemişler. Giriş müziği huzur verirken ilk sahne oldukça başarılı bir şekilde ürkütüyor! Filmin tüm konusu ilk 10 dakikada belli oluyor. Sonunu en baştan bildiriyor. Zaten film, hikayeyi anlatma derdinden çok bürokrasiye, kanunlara göndermelerle uğraşıyor. Sık sık geçmişe dönerek konu ele alınıyor. Fakat bu kurgunun çok da etkileyici olduğunu maalesef gösteremiyor. Ortada bir konu var fakat bu çok güzel aktarılamıyor. Diyaloglar ise fazla yüzeysel ve gündelik konuşmalardan oluşuyor. Birkaç etkileyici söz dışında düşündürecek (hatta haftanın repliği olarak yazabileceğim J) replik bulunmuyor. Bu durum seyircide ister istemez tatminsizlik yaratabilir. Görüntü ve teknik açısından oldukça çarpıcı sahneler var. Hatta renk oynamaları filmin politik kısmını biraz arka plana atıyor da denebilir (Tabi renkleri de bir simge, gönderme, propaganda olarak saymazsanız).
Senaryo ve kurguyu bir kenara bıraktığımda oyuncuların çok iyi performans gösterdiğini kabul etmek gerekir. Bu filmdeki role çok yakıştığını düşündüğüm 1980 doğumlu Öner Erkan’ı, genellikle televizyon dizilerinden hatırlıyoruz. “7 Kocalı Hürmüz”, “Bornova Bornova”, “Son Osmanlı Yandım Ali”, “Organize İşler”, “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?” gibi sinema projelerinde de yer alan oyuncu, “Bornova Bornova” filmindeki rolü ile de en iyi erkek oyuncu Altın Portakal ödülünün sahibi olmuştur. Ayşen Gruda, Ahmet Mekin ve Asuman Dabak gibi usta oyuncuların kadroya dahil edilmesi filmin çıtasını bir derece daha yükseltiyor. Sadece Zeynep Beşerler’in rolü çok havada kalıyor gibi hissettim. Bunun da senaryoda kaynaklanan bir problem olduğunu düşünüyorum. Rol çok iyi oturtulamadığı için Beşerler’in (ya da canlandırdığı karakterin) filmde yer alıp almaması gerektiği kafayı kurcalıyor.

Filmi politik görüşünüze göre, Sinan Çetin’in sistem eleştirisine göre, hatta onun sadece Sinan Çetin olmasına göre bile beğenebilir ya da olumsuz olarak değerlendirebilirsiniz. Senaryodaki eksiklik kulağınızı tırmalayabilir. Kurgunun tam oturamamış olması da göz zevkinizi bozabilir. Eğer siyasi filmleri sevmiyorsanız konu da sıkabilir. Tüm bunlara rağmen, nasıl televizyonda siyasi içerikli bir programa göz atıyorsanız ya da bir gazetede taraflı bir yazarın yazısını okumaya vakit ayırıyorsanız; bu filme de 84 dakikanızı ayırmanızı tavsiye ederim. Devleti eleştirmesi, bazı kanunların saçma olması, inat uğruna bazı memurların savaşmasıyla karşı karşıya olunmasını biz zaten günlük konuşmalarımızda da dile getirmiyor muyuz? Sinan Çetin de bunu çok iyi olamasa da orta düzey bir başarıyla ekrana aktarıyor. İnsanın aklına alternatif bir yönetmenle bu dert daha iyi anlatılabilir miydi gibi sorular gelmiyor değil tabi…

Bizi de Okusana ;) × +