Kavşak (2010)


Ödülleri bol ama hasılatı az Türk filmleri arasında boy gösteren Kavşak, 95 dakikalık bir dramı seyirciye sunuyor. Yönetmenliğini, senaristliğini ve müziğini Selim Demirdelen’in üstlendiği filmin oyuncu kadrosu ise izlemek için en önemli etken sayılabilir: Güven Kıraç, Sezin Akbaşoğulları, Umut Kurt, Cengiz Bozkurt, Yücel Erten, Mete Horozoğlu.

Bir muhasebe şirketinde şef olarak çalışan Güven, mutlu bir evliliğe, canından çok sevdiği bir kıza sahiptir. Hayatında herşey dört dörtlüktür. Klasik bir iş günü sonrasında Güven eve döner fakat evde ne karısı ne de kızı vardır.

Senaryo ve filmin ismi başarılı bir şekilde örtüşüyor görünse de kurguda ciddi şekilde problemler gözden kaçmıyor. Tahmin edilebilir bir senaryoda birden çok insanın kesişmesi odak noktası alınıyor. Lakin senaryoda bir bütünlük olmadığı için bu kesişimler istenilen ölçüde yaşanmıyor. Yani, senaryonun gidişatı belli ama bu yola nasıl ulaşılacağı birkaç tahminle devam edebiliyor. Bununla birlikte, oldukça yavaş ilerleyen film, bir anda ne olduğunu anlayamadan hızlı bir sonla bitiyor. “Madem bu kadar hızlı bir sona yaklaşacaktın, filmi ne diye bu kadar yavaş ilerlettin?” sorusu kafanızın içini kemiriyor.  Birkaç karakterin hayatı ele alınsa da Güven karakteri dışındakilerin ayakları pek yere basmıyor. Kesişme noktasında bütün karakterler tam olarak buluşamıyor. Ayrıca, film gereksiz bir mutlulukla bitiyor (Bunu okurken filmi anlattığımı düşünmeyin J). Her karakterin hayatını ve sonunu gördükçe bu masal mutluluğunu sezeceksiniz ve gerçek dışı olduğunu fark edeceksiniz. Masal mutluluğuna karşı değilim fakat senaryoda etkili bir şekilde yer alması taraftarıyım. Örneğin, Çağan Irmak’ın “Prensesin Uykusu” filmi tam bir masal aleminde anlatılıyor. Hüzün var, mutsuzluk var, çaresizlik var. Ama bunların yanında “umut” her zaman korumacı bir tavırla ayakta dik olarak duruyor ve onlara karşı savaşıyor. Kavşak filminde bunların hiçbiri yok! Bazı filmlerde senaryo tahmin edilebilir (Av Mevsimi gibi) ya da mutlu son ile bitmesi bizi şaşırtmaz ve rahatsız etmez (Prensesin Uykusu gibi). Bunlar filmin genel yapısını bozacak şeyler değildir. Kavşak filminde ise neredeyse bir buçuk saat devam eden yavaş öykü son beş ya da on dakikasında depar atıyor! Bu da beğeni oranını düşürüyor.


Filmin bütününü eleştirmiş gibi görünsem de oyuncu kadrosu filmin çıtasını yükseltiyor. Konservatuar mezunu tiyatro ve sinema oyuncusu Güven Kıraç, ana karakteri büyük bir sessizlik ve ustalıkla bizlere sunuyor. “Gemide”, “Kirpi”, “Yaşamın Kıyısında”, “Sınav”, “Takva”, “Anlat İstanbul”, “Gönül Yarası”, “Duvara Karşı”, “Abdülhamit Düşerken”, “Duruşma”, “Laleli’de Bir Azize”, “Salkım Hanımın Taneleri”, “Masumiyet”, “Tövbe” gibi filmlerde sinemaseverlerin bam telini sızlatacak kadar başarılı performans sergileyen oyuncu, 22. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde Kavşak filmi ile en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı. Filmi izlediğinizde de bu ödülü ne kadar hak ettiğini çok iyi anlayacaksınız. Güven Kıraç ile birlikte, Sezin Akbaşoğulları ve Umut Kurt da oldukça başarılı performanslarıyla göz dolduruyorlar. Tabi belirttiğim gibi, canlandırdıkları karakterler yeterli düzeyde senaryoda oturtulamadığı için göz önüne Güven Kıraç kadar çıkamıyorlar.

Gelelim filmin aldığı ödüllere... 17. Altın koza Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu (Akbaşoğulları), umut veren erkek oyuncu (Kurt), en iyi müzik (Demirdelen), en iyi yönetmen (Demirdelen) ödüllerini kazanan yapım, Yeşilçam Ödülleri'nde ve 43. SİYAD Ödülleri'nde en iyi müzik ödüllerini aldı. Müzikte Bülent Ortaçgil'in payının ve Selim Demirdelen'in müzik geçmişinin etkili olduğunu kabul etsek de en iyi yönetmen dalında cidden ödüle layık mıdır bilemedim.


seyirci-koltugu.blogspot.com

Ödülleri bol ama hasılatı az Türk filmleri arasında boy gösteren Kavşak, 95 dakikalık bir dramı seyirciye sunuyor. Yönetmenliğini, senaristliğini ve müziğini Selim Demirdelen’in üstlendiği filmin oyuncu kadrosu ise izlemek için en önemli etken sayılabilir: Güven Kıraç, Sezin Akbaşoğulları, Umut Kurt, Cengiz Bozkurt, Yücel Erten, Mete Horozoğlu.

Bir muhasebe şirketinde şef olarak çalışan Güven, mutlu bir evliliğe, canından çok sevdiği bir kıza sahiptir. Hayatında herşey dört dörtlüktür. Klasik bir iş günü sonrasında Güven eve döner fakat evde ne karısı ne de kızı vardır.

Senaryo ve filmin ismi başarılı bir şekilde örtüşüyor görünse de kurguda ciddi şekilde problemler gözden kaçmıyor. Tahmin edilebilir bir senaryoda birden çok insanın kesişmesi odak noktası alınıyor. Lakin senaryoda bir bütünlük olmadığı için bu kesişimler istenilen ölçüde yaşanmıyor. Yani, senaryonun gidişatı belli ama bu yola nasıl ulaşılacağı birkaç tahminle devam edebiliyor. Bununla birlikte, oldukça yavaş ilerleyen film, bir anda ne olduğunu anlayamadan hızlı bir sonla bitiyor. “Madem bu kadar hızlı bir sona yaklaşacaktın, filmi ne diye bu kadar yavaş ilerlettin?” sorusu kafanızın içini kemiriyor.  Birkaç karakterin hayatı ele alınsa da Güven karakteri dışındakilerin ayakları pek yere basmıyor. Kesişme noktasında bütün karakterler tam olarak buluşamıyor. Ayrıca, film gereksiz bir mutlulukla bitiyor (Bunu okurken filmi anlattığımı düşünmeyin J). Her karakterin hayatını ve sonunu gördükçe bu masal mutluluğunu sezeceksiniz ve gerçek dışı olduğunu fark edeceksiniz. Masal mutluluğuna karşı değilim fakat senaryoda etkili bir şekilde yer alması taraftarıyım. Örneğin, Çağan Irmak’ın “Prensesin Uykusu” filmi tam bir masal aleminde anlatılıyor. Hüzün var, mutsuzluk var, çaresizlik var. Ama bunların yanında “umut” her zaman korumacı bir tavırla ayakta dik olarak duruyor ve onlara karşı savaşıyor. Kavşak filminde bunların hiçbiri yok! Bazı filmlerde senaryo tahmin edilebilir (Av Mevsimi gibi) ya da mutlu son ile bitmesi bizi şaşırtmaz ve rahatsız etmez (Prensesin Uykusu gibi). Bunlar filmin genel yapısını bozacak şeyler değildir. Kavşak filminde ise neredeyse bir buçuk saat devam eden yavaş öykü son beş ya da on dakikasında depar atıyor! Bu da beğeni oranını düşürüyor.


Filmin bütününü eleştirmiş gibi görünsem de oyuncu kadrosu filmin çıtasını yükseltiyor. Konservatuar mezunu tiyatro ve sinema oyuncusu Güven Kıraç, ana karakteri büyük bir sessizlik ve ustalıkla bizlere sunuyor. “Gemide”, “Kirpi”, “Yaşamın Kıyısında”, “Sınav”, “Takva”, “Anlat İstanbul”, “Gönül Yarası”, “Duvara Karşı”, “Abdülhamit Düşerken”, “Duruşma”, “Laleli’de Bir Azize”, “Salkım Hanımın Taneleri”, “Masumiyet”, “Tövbe” gibi filmlerde sinemaseverlerin bam telini sızlatacak kadar başarılı performans sergileyen oyuncu, 22. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde Kavşak filmi ile en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı. Filmi izlediğinizde de bu ödülü ne kadar hak ettiğini çok iyi anlayacaksınız. Güven Kıraç ile birlikte, Sezin Akbaşoğulları ve Umut Kurt da oldukça başarılı performanslarıyla göz dolduruyorlar. Tabi belirttiğim gibi, canlandırdıkları karakterler yeterli düzeyde senaryoda oturtulamadığı için göz önüne Güven Kıraç kadar çıkamıyorlar.

Gelelim filmin aldığı ödüllere... 17. Altın koza Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu (Akbaşoğulları), umut veren erkek oyuncu (Kurt), en iyi müzik (Demirdelen), en iyi yönetmen (Demirdelen) ödüllerini kazanan yapım, Yeşilçam Ödülleri'nde ve 43. SİYAD Ödülleri'nde en iyi müzik ödüllerini aldı. Müzikte Bülent Ortaçgil'in payının ve Selim Demirdelen'in müzik geçmişinin etkili olduğunu kabul etsek de en iyi yönetmen dalında cidden ödüle layık mıdır bilemedim.


seyirci-koltugu.blogspot.com

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"