* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

30. İstanbul Film Festivali üçüncü gününde "abla" iki film izler: Ekim, Buz Sesi

İlk Festival yazısını okuduktan sonra, başlığından "Uluslararası" sözcüğünün nasıl olup da kaybolduğunu kendisi kadar merak eden sevgili komşusu, İkilem'in yönetmeni Başak Büyükçelen üşenmeyip soruşturur, "abla"yı da haberdar eder: "...iksv basın bölümüne sordum ben uluslararası meselesini..." diyen bir mail yollar, "...Uluslararası kelimesinin kaldırılması kurumsal bir kararmış, 30. yılına gelen festivalin uluslararası oluşu zaten artık herkesçe bilinen bir gerçek olduğundan çıkarılmasına karar verilmiş...."

4 Nisan 2011 Pazartesi sabahı, bir gün önceki rotayı, daha serin havada izleyerek, siyah beyaz sokulgan sokak kedisi Pisisu'nun evi ile, önündeki iri saksıda boy atmış irislerin derinden gelen çok hafif kokusuyla bir koşu çocukluğuna yollandığı oteli barındıran Bomonti'den geçerek Taksim'e yürüyen "abla"nın ilk filmi Peru-İspanya-Venezüella 2010 yapımı Ekim: Yönetmenler Daniel Vega & Diego Vega, oyuncular Bruno Odar, Gabriela Velásquez, Carlos Gasols...

Babasının işi tefecilikle geçinen, -Lima'nın kurucu azizi anısına yapılan festivalin harala gürelesi arasında hastaneden tekerlekli sandalyeyle kaçırdığı derin uykuda eski sevgilisiyle Lima'dan kaçan- emekli müşterisinin demesiyle "bankadan iyi..." Clemente, sade, duygudan arınmış yaşamını sürdürürken fahişe annesinin terkedip kayıplara karıştığı bebeğiyle başbaşa kaldığında, önce, müşterisi Sofia'nın bakım yardımına rıza gösterirse de, sonra, ödemesini geciktiren bir müşterisine, bu problemi halletmesi karşılığında borçlarını silmeyi vaadeder. Bu arada, bir lokanta için evinde helva yaparak geçimini sağlayan Sofia bebeğe bağlanmıştır, Clemente'yi elde etmek üzere ufak çaplı bir de büyü yapar. Filmin, eczaneden aldığı bir şişe yerli parfüme 50 Sol veren Clemente'nin, sonra da festival kutlaması yapan tütsü ve coşkuyla puslu insan denizine dalışına baklılırsa Sofia'nın büyüsü tutar. Sadelikle anlatılmış güzel insan öyküsü "abla"nın sevdiği, "sinema budur!" dediği türden.

Fransa 2010 yapımı Buz Sesi: Yönetmen Bertrand Blier, oyuncular Jean Dujardin, Albert Dupontel, Anne Alvaro... Yıllara Meydan Okuyanlar bölümünden bir ustadan, günümüz insanının -özellikle zamanların sonunda- kalabalık bir kesimini ilgilendiren kanseri ti'ye alan eğlenceli film, oğlunu da alıp kendisini terkeden karısı ardından alkolizme gömülen yazarın, geçerken ziyaret edip eve, yaşamına, yatağına yerleşen arsız, yapışkan orta yaşlı hoş sağlıklı bir adam görünümündeki kanseri ile laubali ilişkisini; onu -bir tek kendisi görüyor sanırken- gören, ardısıra dolanan siyah şapkalı giysili geçkince tombul kadın görünümündeki kendi kanseriyle yazara âşık hizmetçiyi, bu aşkın alevlenmesiyle çaresizliğe düşen kanser ikilisinin işi hızlandırma kararlarını, aşkın canlandırdığı çiftin bu ikisini saf dışı etmek üzere tezgâhladıkları sevimli oyunu anlatır. Title akarken Jacques Brel'in güzelim şarkısı içe işler: Ne Me Quitte Pas

http://www.youtube.com/watch?v=RKMqCqjixyo

Bizi de Okusana ;) × +