* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Zamane aşıkları daha yüksekten bırakıyor…

Günümüzde aşklar çok çabuk zirveye ulaşıyor ve aynı hızla da dibi boyluyor… Herkes karşısındakinden hemen aşık olsun, onun için havalara uçsun, terk ettiğinde de serinkanlılıkla bu olayı kabullensin, tepkisiz kalsın istiyor…

Sevmelerimiz bile öyle egoistleşiyor ki, mutlu olduğumuz kadar, sevildiğimiz kadar seviyoruz… Belki uçsuz bir örnek olacak ama; Züleyha demiş midir? ‘Yusuf beni sevmiyor/istemiyor… O beni istemezse ben onu hiç istemem…’ Elbette demedi, çünkü çok sevdi… Bekledi, sabretti ve kazandı…
Fıtratımız gereği sevmeye ve sevilmeye ihtiyacımız var. Az-çok herkeste bunun için çaba sarf ediyor. Hele birde sevgi karşılığını buluyorsa değmeyin keyfine… Mutluluktan uçacak oluyor kişi… Dünya artık onların etrafında dönüyor, kişi ve olaylarla irtibatı koparıyorlar…
Ama bu güzel manzara çokta uzun sürmüyor… Emek verilmeden hiçbir şeyin olmayacağı gibi, bu aşklarında ömrü kısa sürüyor… Küçük sorunlar başladığı an, o heybetli manzara ışıltılı rengini kaybediyor…  Herkes karşısındakinin daha önce görmekten sakındığı açıklarını aramaya, hatta ortaya dökmeye başlıyor. Karşılıklı sataşmalar, kavgalar…
Ve ayrılık, kaçınılmaz…
Bazıları bu durumu kaldıramıyor, tutunduğu tek dalı kaybetmeye elvermiyor zayıf bünyeler… Hayata olan umutlar yitiyor, hatta hayatları sonlandırmaya bile varıyor işin sonu…
Bazıları da var ki onlarınki de normal değil; Bir gün önce uğrunda ölürüm dediği bir sevdiği varken, bugün, o hiç var olmamış gibi hayatına kaldığı yerden devam edebiliyor ve hatta hiç zaman kaybetmeden yeni aşklara yelken açabiliyor…

Anlatmak istediğim sevmek ve sevilmek için ne kadar çaba sarf ediyoruz? Bizi ilelebet mutluluğa ulaştıracak kişi gerçekten o mu?..  Durmamız gereken noktaları biliyor muyuz?...
Zaman vermek gerek bazı şeylerin olması için, beklemek, sabretmek… Ne kendini ne de karşındakini üzmemek adına…

Aşklarınız baki ola…

Bu yazı şurada ve şurada da yayınlandı...

Bizi de Okusana ;) × +