MEKTUPLAR / DURMAK

Buselik Makamına-MFÖ



Dostum,yaşamak insan içindir ,yolculuklar ,kavgalar ,kırıklar,yaralar ve hatta akıp giden zaman.Bunca şey arasında insana durma hakkı tanımıyor ,hayat.Bir yerlerde dur düğmesi olsa keşke..Ya da ,sıkıldığında bir başkasıyla yer değiştirme şansı verilse mesela.


Havada müthiş bir yağmur kokusu var . Nasıl güzel yağmurun sesi . Balkona minderi attıp şehri seyrediyorum.Şehir ışıl ışıl,insanlar evlerine çekilmiş.Karşı evin penceresinde,küçük bir çocuk burnunu pencereye dayamış benim gibi yağmuru izliyor .Kimbilir aklından neler geçiyor.Bir de şu bekçi köpeği ,her gece huzursuz dolaşıyor ortalıkta .Diğer köpeklerden hep ayrı bir başına geziyor biraz tembel.Ancak onunla aramızda ki ilişki bir başka ,her sabah beni işe yolcu ediyor hiç bıkmadan ..Her akşam dönüş saatimi bekliyor apartmanın kapısından girene kadar.Bir ayağı hafif aksıyor .Bana benziyor biraz,sessiz sakin ..Kimseye havlamıyor,kimseye hırlamıyor susuyor .Dostum, sanırım bu köpek kendini insan sanıyor.Bir süre öylece onu izliyorum.Nasıl bezgin yağmurdan kaçıp karşı Emlakçının ,saçakları altına gizlenmiş ama ısılanıyor olmak umrunda değilmiş gibi kuyruğunu sallıyor umursamazca.İnsan bazen onun gibi öyle durmak istiyor.Sonra halime gülüp oturduğum minderden kalkıyorum uyku tutmayan gözlerime iyi gelmez ama geceme en iyi arkadaş bol köpüklü ,orta şekerli bir Türk kahvesi ,ne garip değil mi insan kendi ülkesinin kahvesini isterken bile yabancılaşıyor kendine.Yani insan böyle böyle ötekileştiriyor kendini.

Ocağın başında ,bir elimde cezve diğer elimde fincan.. Bazen keşke hep böyle kalsam diyorum..Beşer yıllık aralıklarla hayatıma baktığımda ,ne kadar değiştiğimi ya da ne kadar değişmediğimi görebiliyorum.Kahvenin köpüğüne öylece dalıp yaşadıklarımı gözden geçirirken..Birden tüm kalbimle ,bütün güneşli öğleden sonralarıma,gülümsemelere,yağmurda şemsiye olanlara,hiç tanımadığım bir şehirde evini açan arkadaşıma,huzurlu bir evde içtiğim bir bardak çaya,görmediğim yerleri görebilmenin mutluluğunda bana eşlik edenlere ,hoşgelenlere,hoşbulanlara , bütün iyi niyetlere,iyikilere şükrediyorum.Ve yüksek sesle diyorum ki kendime '(* )Dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey '

Kahveyi yapmayı bitirdim,bekçi köpeği hala kuyruğunu sallıyor ve ben dilini bilmediğim ,kimseyi tanımadığım bir ülkeye yolculuğa çıkıyorum.Küçük bir bavul hazırladım.İnsan kendine yaptığı yolculuklarda bile bir bavul dolusu anıyı taşıyor yanında..Ne zaman dönerim henüz bilmiyorum,şimdilik kıyı bir hayli uzak.Zaten zamanın önemi yok..Merak etmeyesin döndüğüm de seslenirim.Ama şimdi sadece kendimle ,kimseyi yanımda götürmeden göl gibi dalgasız ,durgun içine kapanık,dilsiz olmaya gidiyorum..Çünkü;bazen durmak gerekir hiç bir şey yapmadan öylece..





Fotoğraf:Devinart
(*)Zülfü Livaneli Buselik Makamına-MFÖ



Dostum,yaşamak insan içindir ,yolculuklar ,kavgalar ,kırıklar,yaralar ve hatta akıp giden zaman.Bunca şey arasında insana durma hakkı tanımıyor ,hayat.Bir yerlerde dur düğmesi olsa keşke..Ya da ,sıkıldığında bir başkasıyla yer değiştirme şansı verilse mesela.


Havada müthiş bir yağmur kokusu var . Nasıl güzel yağmurun sesi . Balkona minderi attıp şehri seyrediyorum.Şehir ışıl ışıl,insanlar evlerine çekilmiş.Karşı evin penceresinde,küçük bir çocuk burnunu pencereye dayamış benim gibi yağmuru izliyor .Kimbilir aklından neler geçiyor.Bir de şu bekçi köpeği ,her gece huzursuz dolaşıyor ortalıkta .Diğer köpeklerden hep ayrı bir başına geziyor biraz tembel.Ancak onunla aramızda ki ilişki bir başka ,her sabah beni işe yolcu ediyor hiç bıkmadan ..Her akşam dönüş saatimi bekliyor apartmanın kapısından girene kadar.Bir ayağı hafif aksıyor .Bana benziyor biraz,sessiz sakin ..Kimseye havlamıyor,kimseye hırlamıyor susuyor .Dostum, sanırım bu köpek kendini insan sanıyor.Bir süre öylece onu izliyorum.Nasıl bezgin yağmurdan kaçıp karşı Emlakçının ,saçakları altına gizlenmiş ama ısılanıyor olmak umrunda değilmiş gibi kuyruğunu sallıyor umursamazca.İnsan bazen onun gibi öyle durmak istiyor.Sonra halime gülüp oturduğum minderden kalkıyorum uyku tutmayan gözlerime iyi gelmez ama geceme en iyi arkadaş bol köpüklü ,orta şekerli bir Türk kahvesi ,ne garip değil mi insan kendi ülkesinin kahvesini isterken bile yabancılaşıyor kendine.Yani insan böyle böyle ötekileştiriyor kendini.

Ocağın başında ,bir elimde cezve diğer elimde fincan.. Bazen keşke hep böyle kalsam diyorum..Beşer yıllık aralıklarla hayatıma baktığımda ,ne kadar değiştiğimi ya da ne kadar değişmediğimi görebiliyorum.Kahvenin köpüğüne öylece dalıp yaşadıklarımı gözden geçirirken..Birden tüm kalbimle ,bütün güneşli öğleden sonralarıma,gülümsemelere,yağmurda şemsiye olanlara,hiç tanımadığım bir şehirde evini açan arkadaşıma,huzurlu bir evde içtiğim bir bardak çaya,görmediğim yerleri görebilmenin mutluluğunda bana eşlik edenlere ,hoşgelenlere,hoşbulanlara , bütün iyi niyetlere,iyikilere şükrediyorum.Ve yüksek sesle diyorum ki kendime '(* )Dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey '

Kahveyi yapmayı bitirdim,bekçi köpeği hala kuyruğunu sallıyor ve ben dilini bilmediğim ,kimseyi tanımadığım bir ülkeye yolculuğa çıkıyorum.Küçük bir bavul hazırladım.İnsan kendine yaptığı yolculuklarda bile bir bavul dolusu anıyı taşıyor yanında..Ne zaman dönerim henüz bilmiyorum,şimdilik kıyı bir hayli uzak.Zaten zamanın önemi yok..Merak etmeyesin döndüğüm de seslenirim.Ama şimdi sadece kendimle ,kimseyi yanımda götürmeden göl gibi dalgasız ,durgun içine kapanık,dilsiz olmaya gidiyorum..Çünkü;bazen durmak gerekir hiç bir şey yapmadan öylece..





Fotoğraf:Devinart
(*)Zülfü Livaneli

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"