* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

[1mk] Kirpinin Zarafeti

Çok istemiştim bu kitabı okumayı. Yavaş yavaş, sabırla katettim sayfaları. Sabırla diyorum çünkü ne yazık ki ilk 47 sayfa benim için çok uzun sürdü. Bitiremeyeceğimi düşünmeye başladım. Tam umutsuzluğa kapılıyordum ki, bir şeyler oldu. Hikaye kıpırdanıp dile gelmeye başladı. İstediğim şey oluyordu. Bundan sonra, ben ve Kirpinin Zarafeti, ağır ağır, döne döne, kıvrıla kıvrıla, geceden gündüze, gündüzden geceye bir bütün oluverdik.
Güzeldi.
Sayesinde hoş, keyifli saatler geçirebildiğim bir roman okumuş oldum.
Renee: Grenelle Sokağı 7 numaradaki apartmanın kapıcılığını yapan bir bayan. Lev adındaki tombiş kedisiyle yaşıyor mütevazi evinde. Japon sinemasına ve Rus Edebiyatına tutkun. Tam bir kitap kurdu.
Paloma: Aynı apartman sakinlerinden, varlık içinde yaşayan, mutsuz, 12 yaşında bir kız çocuğu. İster zengin, ister fakir olsun, tüm insanların eninde sonunda varacakları yerin balık kavanozunun dibi olduğunu bildiğini söyleyen, "o halde yaşamanın ne anlamı var" diyen Paloma, 13. yaş gününde intihar etmeyi planlıyor.
Manuela: Renee'nin tek dostu. Haftanın 2 günü kendi elleriyle hazırladığı enfes kurabiyelerle beraber Renee'yi ziyarete geliyor. Manuela ve Renee, Salı ve perşembeleri, kurabiyeler ve iki fincan çay eşliğinde yerine hiçbirşeyi koyamayacakları, hiçbirşeye değişmeyecekleri harika birkaç saat geçiriyorlar. Bunu adeta bir ritüele dönüştürmüş durumdalar.
Bay Ozu: Apartmana yeni taşınan kibar Japon beyefendisi.
Romanı, Renee ve Paloma'nın günlüklerinden dönüşümlü olarak okuyoruz.
Apartmanda küçük tesadüfler gelişmeye başlar. Paloma ile Bay Ozu tanışır önce ve Bay Ozu ile Renee ve Manuela karşılaşır. Sonra da Paloma ve Renee tanışınca, sevimli kadro tamamlanmış olur. Paloma ve Renee'nin günlüklerinden, önceleri diğer apartman sakinlerini de dinlerken, bu apartman sakinleri arka fonda birer silüet halini alıverirler. Ve bu güzel hikayeyi Paloma, Renee, Manuela ve Bay Ozu'dan oluşan dörtlü sırtlanır.
Felsefeye ilgi duyan, sayfalar arasında gezinirken farklı bir lezzet almak isteyen herkese tavsiye ederim.

Alıntılar: 
Ters olan şey, çocukların yetişkinlerin nutuklarına inanmaları ve yetişkin olduklarında kendi çocuklarını aldatarak intikam almalarıdır. "Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir" lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında artık vakit çok geçtir. Sır dokunulmadan kalır ama kullanılabilecek bütün enerji de uzun süredir salakça faaliyetlerle saçılıp savrulmuştur. Geriye kalan ise kişinin kendi yaşamına hiçbir anlam bulamamasını maskelemeye çalışarak kendini uyuşturmasıdır. (Renee)

İnsanlar yıldızların peşinden koştuklarını sanırlar; ama sonları bir kavanozun içindeki kırmızı balık gibidir. Çocuklara yaşamın saçma olduğunu daha en baştan öğretmek daha basit olmaz mı diye kendi kendime düşünüp dururum. Bu, çocukluğun birkaç güzel anını yok etse de yetişkinlikte önemli bir zaman kazancı olur. En azından bir travmadan, kavanoz travmasından kurtulmak ise cabası. (Renee)

Buna rağmen, bütün bu şansa ve bütün bu zenginliğe rağmen, varılacak nihai yerin balık kavanozu olduğunu çok uzun süredir biliyorum. Nereden mi biliyorum? Muhtemelen çok zekiyim. (Paloma)

Dışarda dünya uğulduyor ya da uyukluyor. Savaşlar patlak veriyor. İnsanlar yaşayıp ölüyor, uluslar yok oluyor, bir süre sonra batacak başka uluslar doğuyor. Bütün bu gürültü ve öfke içinde bu taşkınlar ve bu çatlamalar içinde dünya yol alıyor, tutuşuyor, parçalanıyor ve yeniden doğuyor. İnsan yaşamı ise çırpınıp duruyor.
O halde bir fincan çay içelim. (Renee)

Çayın önemsiz bir içecek olmadığını biliyorum. Bir ritüel halini aldığında küçük şeylerdeki büyüklüğü görme yeteneğinin merkezini o oluşturur. Güzellik nerededir. Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddiada bulunmadan anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi? (Renee)

Sabah kahvaltısında ne okuduğunu söyle bana,
Ne gördüğünü.
Bileyim ben de kim olduğunu. (Renee)

Yarının daima bugün olduğunu görmüyor musunuz? (Renee)

Sonra bizzat düşününce Kakuro'nun Rus kayınlarından bahsederken hissettiğim o sevinci aniden kısmen anladım. Ağaçlardan, herhangi bir ağaçtan söz edildiğinde de aynı etki oluyor: Çiftlik avlusundaki ıhlamur ağacı, eski tahıl ambarının ardındaki meşe, artık yok olmuş büyük karaağaçlar, rüzgarlı bayırlar boyunca rüzgarın eğdiği açmalar, vb. Ağaçları sevme yeteneğinde çok fazla insanlık vardır. İlk büyülenmelerimize duyduğumuz özlem vardır. Doğanın bağrında kendini bunca anlamsız hissetmenin büyük gücü vardır. Evet, bu işte. (Renee)

Sürekli arzulamak çok bitkinlik vericidir. Bir süre sonra arayışsız bir zevke özlem duyarız. Güzelliğin amaç ya da proje değil, doğamızın bizzat gerçekliği olacağı, ne başlayacak ne bitecek bir mutluluk durumu arzularız. İşte bu durum, sanattır. (Renee)

Yazar: Muriel Barbery
3. basım
Turkuvaz Kitap
Çev.: Işık Ergüden
Sayfa sayısı: 280


--
12/13/2010 02:05:00 PM tarihinde Blogger tarafından 1mk adresine gönderildi

Bizi de Okusana ;) × +