O Benim Hikayemdi


acı olan bacaklarımın arasından kayan eli hissetmemdi.. işte size o gün gerçekten 'acıyı tattım ' diyebilmeyi çok isterdim ama yoktunuz.. hiçbiriniz yoktu.. şimdi karşıma geçmiş dudağınızın kenarına sıkışmış bir gülücükle bana 'tatlı geçmişten' bahsediyorsunuz.. artık; bir dilim pasta ve bakıcı kadının yaptığı kadayıf dolmaları çok eskilerde kaldı.. tecavüze uğramayan birine o duyguyu anlatmam imkansız.. oysa; herkes anladığını söyler.. bu işimi kolaylaştırmıyor, aksine zorlaştırıyor.. zor ile kolay arasındaki farkın kafa karıştırmaktan ileri gitmeyeceğini bilmeyenleriniz, sanki altı yaşındayken amcasının oğlu tarafından tacize uğramış gibi davranıyor..


o benim hikayemdi.. odasının kapısı açılan bendim..üzerime değen bedenin soğukluğunu ben hissetmiştim.. aileme ben susmuş, ben korkmuştum, ben anlatamamıştım...pek çokları bu hikayeyi yaşarlar ve susarlar.. çünkü; anlatmak demek tekrar yaşamak demektir.. yaşamaktan saklanırlar,sakınırlar.. miladı geçmiş bir yaşam geleceğe tepki vermez.. o gün anlatılmadıysa bir şeyler, yarına anlatacaklarınız hep anlatılması gerekenden bağımsızdır.. bir şeyler var sanırsınız unutmadığınız ama unutmuş gibi davrandığınız, o benim hikayemdi dediğiniz, sonra adını ilk defa duyduğunuz bir kitap gibi, yabancılaştığınız...


her hikaye bir giriş bölümü içerir ve en çok gelişme bölümünden korkarsınız.. çünkü; herşeyin geliştiği dönem o satırlardır.. sonuç için, yazacak tek bir cümle bulamazsınız.. bir oda vardır; bir adam, bir çocuk...


adam yavaşça yaklaşır, çocuk yatakta titremektedir.. oda; beton duvarlarından utanır ete- kemiğe bürünmek ister.. çocuk ses çıkaramaz, adam çocuğun acıyı tatmasını büyük bir zevkle bekler ve sabah olur.. aslında her hikaye böyledir; gün ağarınca bitti sanırsınız,oysa herşey yeni başlamıştır..


" çocuklara ithafen..."



ps: kaleme aldığım bu yazı birinci tekil şahıs ağzından yazılmış olup,diğer hikayelerimde de olduğu gibi başımdan geçen bir olayı içermemektedir..

acı olan bacaklarımın arasından kayan eli hissetmemdi.. işte size o gün gerçekten 'acıyı tattım ' diyebilmeyi çok isterdim ama yoktunuz.. hiçbiriniz yoktu.. şimdi karşıma geçmiş dudağınızın kenarına sıkışmış bir gülücükle bana 'tatlı geçmişten' bahsediyorsunuz.. artık; bir dilim pasta ve bakıcı kadının yaptığı kadayıf dolmaları çok eskilerde kaldı.. tecavüze uğramayan birine o duyguyu anlatmam imkansız.. oysa; herkes anladığını söyler.. bu işimi kolaylaştırmıyor, aksine zorlaştırıyor.. zor ile kolay arasındaki farkın kafa karıştırmaktan ileri gitmeyeceğini bilmeyenleriniz, sanki altı yaşındayken amcasının oğlu tarafından tacize uğramış gibi davranıyor..


o benim hikayemdi.. odasının kapısı açılan bendim..üzerime değen bedenin soğukluğunu ben hissetmiştim.. aileme ben susmuş, ben korkmuştum, ben anlatamamıştım...pek çokları bu hikayeyi yaşarlar ve susarlar.. çünkü; anlatmak demek tekrar yaşamak demektir.. yaşamaktan saklanırlar,sakınırlar.. miladı geçmiş bir yaşam geleceğe tepki vermez.. o gün anlatılmadıysa bir şeyler, yarına anlatacaklarınız hep anlatılması gerekenden bağımsızdır.. bir şeyler var sanırsınız unutmadığınız ama unutmuş gibi davrandığınız, o benim hikayemdi dediğiniz, sonra adını ilk defa duyduğunuz bir kitap gibi, yabancılaştığınız...


her hikaye bir giriş bölümü içerir ve en çok gelişme bölümünden korkarsınız.. çünkü; herşeyin geliştiği dönem o satırlardır.. sonuç için, yazacak tek bir cümle bulamazsınız.. bir oda vardır; bir adam, bir çocuk...


adam yavaşça yaklaşır, çocuk yatakta titremektedir.. oda; beton duvarlarından utanır ete- kemiğe bürünmek ister.. çocuk ses çıkaramaz, adam çocuğun acıyı tatmasını büyük bir zevkle bekler ve sabah olur.. aslında her hikaye böyledir; gün ağarınca bitti sanırsınız,oysa herşey yeni başlamıştır..


" çocuklara ithafen..."



ps: kaleme aldığım bu yazı birinci tekil şahıs ağzından yazılmış olup,diğer hikayelerimde de olduğu gibi başımdan geçen bir olayı içermemektedir..

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"