SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ

Anlatabildim mi ?


Son 3 yazım böyle ortaya bir fikir koyan yani ne bileyim üzerinde kafa yorduğum konulardan değil,netekim ben de bir fikir adamı değilim.Gereksiz konuşmalar yapma özgürlüğüne sahip kendi blogunun sahibi "genç yaşta öğrenci" olmuş bir demokratik sosyal hukuk...öhm öhm efenim ne diyordum...insanım diyecektim.Sivilim ben evet.Öğrenci olmayana sivil deniyor ya memlekette.O yüzden sivil dikta olduğunu düşünenlerdenim ben de.Herşeeeeeyy siviller için.Demiş merhum demokras.Kendinden meçhul bu kişilik için bir gemi kalkar bu limandan falan fistan.Ne anladın evladım söylediklerimden.Şey hocam.Otorr terbiyesiz cevap vermeee.Sen kalk en son ne dedim kızım söyle bakim.-Otooor terb.. Oto bazarında artiz mi ne artizi artiz ne gezer la bazarda.Şurdan iki öğrenci bi insan.İnsan mı? Ne insan.İnsağğn.Biz neyiz.Öğrenci hayvan mı? Kız öğrenciye kiralık ev.Bu nası yazı la meta tagların içine ettin.


Yukarıdaki yazıyı okumak belki sana bişey kazandırmadı.Belki başın göğe ermedi.İstediğini bulamadın.Beni izlediğine pişman bile olmuştursun.Kimbilir.Mağaralarda yaşamış tarih öncesi insanlar duvarlara çizdikleriyle ne anlatabildi sana.Her dediklerini anladın mı? Hayır.Ama çoğu kişi için onlar birer sanat eseri.Fotoğraflarını duvarlara asanlar bile var.Peki neyine şaşırdı bunca insan.Ne yani erken doğmuşlar diye aptal mı olmaları gerekiyordu.Onlarda senin benim gibi doğdu yedi içti büyüdü öldüler.Hatta düşünmek için bizden daha fazla vakitleri oldu.Onca düşünüp duvarlara çoğu anlamsız gelen şekiller çizmiş olmalarında hayranlık verici düzeyde şaşırtıcı olan ne? Duygularını anlayabiliyor muyuz onların.Hayır.Duygular aktarılmıyor dostum anlatılıyor.Kelimeleri yerinde kullanmak,doğru cümle kurmak vs.Bunlar duygularını şekle sokan şeyler.Oysa kelimeleri kullanma amacımız ne.Duygularımızı aktarmak mı yoksa kalıplara sokacağımız duygularımızın olduğunu ıspatlamak mı? Şöyle düşün iletişim kurmayı.Yan yana iki oda var.İki odayı birbirine bağlayan tek şey 2 cm yarıcaplı yarım metrelik bir boru.İki taraftada oyun hamurları var ve birbirlerine bu hamurlardan yaptıkları şeyleri verecekler.Her biri yaptığı şeyi diğerine vermek için o borudan geçirmek zorunda.Bu durumda her iki tarafta ne yaparsa yapsın yaptığı şeyi karşısındakine iletmek istediğinde şeklini bozmuş olacaktır.Ya küçük şeyler yapmalıdır borudan geçebilecek kadar.Ya da bozulmadığı kadarıyla karşıdakine iletmiş olmayı kabul edecektir.İnsanın duygu ve düşünceleri de tıpkı o duvarlar ardında oyun hamurundan yapılan şekiller gibidir.Dil ise aradaki borudur.İletişim sağlamanın yolu boruyu kullanmak yani düşünceleri yazıya resme şekle dönüştürmektir.Ancak yaptığın şey ne kadar güzel olursa olsun,duyguların ne kadar güçlü olursa olsun bir başkasına anlatmaya çalışırken bozarsın.Onun için insanlar bazı güzel duyguları anlatmaya yanaşmazlar.Çünkü bilirler onun mükemmelliğinin kelimelerle bozulacağını.Tam olarak anlatabildiğimiz duygular o dar borudan geçebilecek kadar küçük oyun hamurları gibidir.Küçüktür.Basittir.Ayrıntıdan yoksundur.Anlatabildim mi bişeyler.Tam olarak anlatabildiğimi sanmıyorum.Çünkü yazmaya başlamadan önce çok güzel şeyler yapmıştım oyun hamurundan.Kocamandı üstelik.