* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

SREBRENİCA KATLİAMI


srebrenica denilince aklıma gelen ilk şey kesinlikle ikinci dünya savaşından sonra yaşanılan en büyük toplu kıyımın ve etnik temizliğin yaşandığı yer olduğu..
Sırplar Bosna Hersekli vatandaşları yeryüzünden silmeye yeminli gibi kımıldayan herşeye ateş açıyorlardı ama srebrenica, sırpların bu gaddarlığına rağmen mücadeleyi devam ettiriyordu..bosna'daki 10 bin müslüman halktan 8 bin'i bulunduğumuz bölgeye, srebrenica'ya ,sığınmışlardı..1992 yılının kış aylarıydı.. savaş dolayısıyla onbinlerce insan sokaklarda yaşıyor ve açlıkla mücadele ediyordu..bir süre sonra yiyecek ve cephane tükenmeye başladı..bu tükenişe Srebrenica'ya destek olan Miloşeviç'in eski korumalarından polis şefi Nasır Oriç bile engel olamadı..barış gücü askerleri değil halkı korumak, gelen yardımları korumaktan bile acizdi..zaten sırpların izin verdiği ölçüde dışarıdan yardım alabiliyorduk..bize gelen yiyecekler ya engelleniyor yada içine sırplar tarafından zehir atılıyordu..artık kasabada zehirden ölmemeyi başaranlar açlıktan ve hastalıktan hayatlarını kaybediyorlardı..her gün 20- 30 kişiyi yitiriyorduk..
barış gücü askerleri bizi korumaktan başka herşeyi yapıyorlardı.. bize karşı takındıkları tek tavır ise iğrenç yaklaşımlardı..kadınların yardım isteğine yanıt vermek için onlara tecavüz ediyorlardı..bu tecavüzlerin karşılığı bir paket sigara veya bir parça yiyecekti..
sırpları güçlü kılan dünyanın en büyük ordularından biri olan yugoslavya ordusunun imkanlarını kullanıyor oluşlarıydı..müslümanları aciz kılan ise bölgeye uygulanan silah ambargosunun yeterli olmayışıydı..zaten silah bulunsa, mermi bulunmuyordu..
1993 yılında Srebrenica, tabiri caizse, iyice dar çemberin içinde sıkışıp kaldı..Tüm tepkilere ve uyarılarına rağmen gerekli önlemleri almamakta direnen BM Güvenlik Konseyi, nihayet 16 Nisan 1993 yılındaki olağanüstü toplantının ardından aralarında Srebrenica’nın da bulunduğu 6 bölgeyi "Güvenli Bölge" ilan etti..artık sözüm ona güvenli bölgedeydik..
bu ilan ile birlikte geçen iki yıl zarfında değişen hiçbir şey olmayacaktı..bizim yanımızdaymış gibi gözüken Hollandalı birlik, katliamın kapılarını açıp sırplara destek olmaya başlayacaktı..barış gücü Bosna Hersek'e alınan kararı bildiriyor ve artık srebrenica'nın güvenli bölge konumunda olduğunu söylüyordu..Bosnalılardan silahları alınıyor ve güvenli bölge saçmalığına inandırılıyorlardı..şimdi tamamen güçsüzdük..
sırplar artık hepimizi karınca sürüsünü temizler gibi temizleyecekti..bu temizlik yapılırken "güvenli bölge"olduğumuzu söyleyen barış gücü, olacakları sadece izlemekle yetinecekti..
havadan operasyon yapacağımıza ilişkin saçmalığa bile inandırılmıştık..bu olmayacaktı çünkü Bosna'daki Barış Gücü'nün Komutanı Fransız General Bernard Janvier buna karşı çıkacaktı..işte tam da o günlerde, 6 temmuz 1995'te, general Mladiç komutasındaki sırplar cehennem ateşini yakacaklar tank ve top ateşlerini üzerimize yağdıracaklardı..
ve bunu yaptılar..
o günden dört gün sonra yani, 15 yıl önce bugün, 10 Temmuz'da ikinci saldırılarını başlattılar..bu durum karşısında BM Hollandalı Birlik Komutanı Albay Tom Karremans NATO’dan hava desteği talep etti..fakat bosnadaki barış gücünün komutanı janvier buna da izin vermedi ve srebrenicalılar bir kaç saat gökyüzünde uçarak hiçbir şey yapmadan geri dönmek zorunda kaldılar..
11 Temmuz belki de sırplara karşı daha güçlü olduğumuzu bir an'lık hissedişimiz...F16 uçağı ile sırplara saldırışımız...ve isabetsiz atışlarımız..
artık srebrenica ,sırpların yapacağı katliama dayanmak zorunda kalacaktı..
insanlar dağlarda ve yollarda vahşi hayvanlar gibi kıtır kıtır doğrandı..25.000 kişi srebrenica yakınlarındaki BM hollandalı birliğinin kampı olan Potoçari'ye doğru kaçmaya başladılar..25.000 kişiden sadece 6.000'i kampa girmeyi başardı..diğerleri kampın çevresinde yada dağlarda toplandılar..tüm bu yaşananlardan yarım saat sonra sırpların komutanı Mladiç, kampa geliyor ve kimseye bir şey yapmayacağını söyleyerek elindeki çikolataları çocuklara dağıtıyordu..sonra Hollandalı birliklere Boşnakları kendilerine vermelerini söylüyorlar ,aksi taktirde kampı bombalayacaklarını vurguluyorlardı..bu yaklaşıma biraz direnen Hollandalı birlik kamptaki insanları çıkarıp sırplara veriyordu..bu insanlara bir şey yapmayacağını söyleyen Mladiç, 11 temmuz - 17 Temmuz 1995 yılları arasında kadın ve çocukları ayırt ederek yaklaşık 8 bin'den fazla genç ve yetişkin erkeği katlediyordu..
aslında sadece bu değil ,bu katliamın daha sakin yüzü, asıl 11 ve 12 Temmuz arası yaşanılanlar var..bu günlerde her gün 10 bin'e yakın insan katledildi..insanları bir merkezde toplayıp erkek ve kadınları ayırıp erkekleri katlettiler bir kısmını da otobüslere bindirdiler..otobüsler hareket ederlerken kadınları peşlerinden koşturdular..bu tarihin en büyük katliamıydı..
bitti mi sanıyorsunuz..insanlara kendi mezarlarını kazmalarını emrettiler..bazılarını öldürüp o çukurlara attılar,bazılarını diri diri gömdüler..bu yaptıkları anlaşılmasın diye gömdükleri insanların kıyafetlerini ve ayakkabılarını yok ettiler..
mültecileri hatırlıyorum..onlar tüm yaşananları görüyorlar ve öldürülmemek için yalvarıyorlardı..anneler çocuklarının öldürmemesi için onları korumaya çalışıyorlardı..
kimse hiçbir şey yapmadı..Amerika umursamadı,fransa umursamadı(aksine onlar bu katliamın mihenk taşlarındandı) BM elemanları insanlar katledilirken kendi güvenliklerini düşünüyorlardı umursamadılar,Avrupa devletleri Sırplara bir kahraman gibi davrandılar,öldürülen insanları umursamadılar...kimse umursamadı..
tüm yaşanılanlardan sonra aradan yıllar geçti.. 2001 yılında eski yugoslavya için Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ilk kez Bosnalı Sırpların "soykırım" suçu işlediğini resmen kabul etti..katliamdan sorumlu komutanlardan birisi olan Sırp General Radislav Krstiç 46 yıl hapse mahkum edildi..
davanın temyize gitmesiyle birlikte Krstiç'in cezası 35 yıl'a çevrildi..Böylece ilk kez bir sanık İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ''soykırım'' işlemek suçundan mahkum oldu ve uluslararası mahkeme Srebrenica katliamı için 'soykırım' nitelendirmesini teyit etmiş oldu..milosofiç ise 11 haziran 2005 tarihinde kalp krizi yüzünden ölmeseydi ömür boyu hapis cezasına çarptırılacaktı...


oradaki insanlar katledilirken, bazıları vardı, onlar sırpların elinden ölmemek için arkadaşlarına "beni öldür "diye yalvarıyorlardı..

Bizi de Okusana ;) × +