Ayrılık

"Neden beni sevmiyorsun?" diye sordu kadın. Göz kenarları ıslanmaya başlamıştı, eğer yapabilse durdurmaya çalışırdı ağlamasını. Dirseklerini masanın kenarına dayamış ve başını avuçlarının arasına almıştı. Kamburunu hafifçe çıkartarak oturmuş ve zemine bakıyordu. Gözbebeklerini karşı taraftan sakınıyordu sanki ona bakarsa vurulacakmış gibi bekledi. Bir kelime duymak için her şeyi verebilirdi ama en ufak bir karışılık bile bulamadı.

"Neden beni sevmiyorsun?" diye tekrarladı kadın. İlk gözyaşı yüzünden aaşğıya doğru yavaşça aktı ve hemen ardından ikincisi. Yaşlarını silmek ile uğraşmadı bile, görünüp görünmediğini umursamadı. Biliyordu o ağlarken erkek başka yönelere bakacaktı, başka yerlerde arayacaktı mutluluğu o ağlarken. Ne bir mendil uzatılacak ne de ağlama denecekti ve o devam edecekti ağlamaya.

"Neden beni sevmiyorsun?" duyulmak amacında olmadan konuşmuştu. Kelimeleri bir idam mahkumu kadar küskündü hayata. Giyotininde bir ipin kesilmesini bekliyordu sabırsızlıkla. Umut etmenin ne derece anlamsız olduğu geçen zaman öğretmişti ona. Göz yaşlarının teninde bıraktığı izler acılarının haritasıydı aslında. Birisi haritayı izlese çıkışı bulabilirdi. Birisi haritayı izlese eğer acıları dinebilirdi ve o ağladı.

"Git hayatımdan. Seni istemiyorum! Sevgini istemiyorum! Git hayatımdan dönme bir daha" Kız başını avuçlarının arasından bir parça kaldırmıştı konuşurken. Yeşil gözleri doğruca karşıya bakıyor, sıktığı dişleri dudaklarına batıyordu "Git artık, git!" Adam masayı terk ederken dişleri dudaklarını parçaladı. Küçük bir yaradan akan kan yavaşça ağzında toplandı ve kız ağlamayı bıraktı.

"Git hayatımdan, dönme bir daha!" adam kısa adımlarla uzaklaşırken kız masaya yaslanmıştı. Hıçkırıkları gözyaşlarına karışmıştı artık. Umurunda değildi hiçbir şey sadece o an bitmeliydi. Sonra belki yeniden başlardı. Sadece o an bitmeliydi ve ağlamamalıydı daha fazla.

"Dönme bir daha" adam odayı terk ettiği sırada bir anlığına zaman durmuş gibi oldu. Birkaç cümle belki bir tek kelime duymalıydı. Ayrılıkların hatırına ama olmadı. Hiçbir şey duymadan bitti, bittiğini bile bilemeden bitti. Şimdi durmuş geleceğe bakmaya çalışıyordu ki gelecek umurunda bile değildi.

Bir mektup kaldı geriye. Adamın asla yazamadığı, kızın ise asla okuyamadığı. Adamın asla anlatamadığı, kızın asla anlayamadığı. Var olmayan bir mektubun üzerine gerçek olmayan bir satır yazdı adam "Lütfen beni terk etme, beni bir kez daha öldürme!"

Düş mezarlığı "Neden beni sevmiyorsun?" diye sordu kadın. Göz kenarları ıslanmaya başlamıştı, eğer yapabilse durdurmaya çalışırdı ağlamasını. Dirseklerini masanın kenarına dayamış ve başını avuçlarının arasına almıştı. Kamburunu hafifçe çıkartarak oturmuş ve zemine bakıyordu. Gözbebeklerini karşı taraftan sakınıyordu sanki ona bakarsa vurulacakmış gibi bekledi. Bir kelime duymak için her şeyi verebilirdi ama en ufak bir karışılık bile bulamadı.

"Neden beni sevmiyorsun?" diye tekrarladı kadın. İlk gözyaşı yüzünden aaşğıya doğru yavaşça aktı ve hemen ardından ikincisi. Yaşlarını silmek ile uğraşmadı bile, görünüp görünmediğini umursamadı. Biliyordu o ağlarken erkek başka yönelere bakacaktı, başka yerlerde arayacaktı mutluluğu o ağlarken. Ne bir mendil uzatılacak ne de ağlama denecekti ve o devam edecekti ağlamaya.

"Neden beni sevmiyorsun?" duyulmak amacında olmadan konuşmuştu. Kelimeleri bir idam mahkumu kadar küskündü hayata. Giyotininde bir ipin kesilmesini bekliyordu sabırsızlıkla. Umut etmenin ne derece anlamsız olduğu geçen zaman öğretmişti ona. Göz yaşlarının teninde bıraktığı izler acılarının haritasıydı aslında. Birisi haritayı izlese çıkışı bulabilirdi. Birisi haritayı izlese eğer acıları dinebilirdi ve o ağladı.

"Git hayatımdan. Seni istemiyorum! Sevgini istemiyorum! Git hayatımdan dönme bir daha" Kız başını avuçlarının arasından bir parça kaldırmıştı konuşurken. Yeşil gözleri doğruca karşıya bakıyor, sıktığı dişleri dudaklarına batıyordu "Git artık, git!" Adam masayı terk ederken dişleri dudaklarını parçaladı. Küçük bir yaradan akan kan yavaşça ağzında toplandı ve kız ağlamayı bıraktı.

"Git hayatımdan, dönme bir daha!" adam kısa adımlarla uzaklaşırken kız masaya yaslanmıştı. Hıçkırıkları gözyaşlarına karışmıştı artık. Umurunda değildi hiçbir şey sadece o an bitmeliydi. Sonra belki yeniden başlardı. Sadece o an bitmeliydi ve ağlamamalıydı daha fazla.

"Dönme bir daha" adam odayı terk ettiği sırada bir anlığına zaman durmuş gibi oldu. Birkaç cümle belki bir tek kelime duymalıydı. Ayrılıkların hatırına ama olmadı. Hiçbir şey duymadan bitti, bittiğini bile bilemeden bitti. Şimdi durmuş geleceğe bakmaya çalışıyordu ki gelecek umurunda bile değildi.

Bir mektup kaldı geriye. Adamın asla yazamadığı, kızın ise asla okuyamadığı. Adamın asla anlatamadığı, kızın asla anlayamadığı. Var olmayan bir mektubun üzerine gerçek olmayan bir satır yazdı adam "Lütfen beni terk etme, beni bir kez daha öldürme!"

Düş mezarlığı

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.