[1mk] YÜZLER VE YAŞANMIŞLIKLAR

YÜZLER VE YAŞANMIŞLIKLAR


Zaman akıp gidiyor, geçip gidiyor yıllar. Yaşıyoruz, eskiyoruz, eskitiliyoruz. Bunalıyoruz, boğuluyoruz, boğuyoruz, gülüyoruz, tuhaflaşıyoruz. Aşkı kovalıyoruz; her şey bunun için sanıyoruz. Sahiplenmek istiyoruz önümüze çıkan her şeyi. Mutlu olmayı sahiplenmek sanıyoruz. Vay be neler yaşıyoruz? Büyüyoruz ve yıllar böylece geçiyor. Tutunacak dallar arıyoruz, sırtımızı yaslayacak sağlam güvenceler arıyoruz. Huzur arıyoruz, sakin kuytular peşindeyiz. Klişeliğe düşmekten korkup modern kaçamaklar yapıyoruz. Özde var olan, sade niyetleri, ihtiyaçları, beklentileri göremiyoruz. Es geçiyoruz hayatı. Nerede duracağımız bilmiyoruz. Iskalıyoruz anasını hayatın... Ortak acılar ya da sevinçler yaşadığımızı kabul etmiyoruz. Biçimi, rengi, tadı, acısı, kokusu, görünümü farklı ama aynı gözyaşı değil mi akan ya da yanağımıza konan gülümseme aynı değil mi? Kadın ya adam oldukça, yani büyüdükçe çocukluğumuzdan uzaklaşmak niye? Masumiyetimizi kaybetmek niye? Masumum diye gurur duymak gerekmez mi? Kendimize rağmen  çırılçıplak soyunabiliyor muyuz? 
Hiç bir şeyin imkansız olmadığına bir inansak. Artık ayrılmaktan korktuğumuzdan birleşmeler yaşayamıyoruz. Başta kılıçlar kuşanıyor, gardlar alınıyor, en baştan acı çekilecek yerlerin üstleri örtülüyor.  Yaşama emanet edemiyoruz kendimizi. Hesaplı kitaplı olmayı seçiyoruz, yok yere. İçimizde ki kadın ya da adamsa çocuk kalmanın peşinde. Mutlu olmanın telaşında. Mutlu, yalnız ya da kalabalıklar içinde ama çocuksu ve masum.
29. ARALIK. 2004


--
7/28/2010 02:39:00 PM tarihinde HARE tarafından 1mk adresine gönderildi

YÜZLER VE YAŞANMIŞLIKLAR


Zaman akıp gidiyor, geçip gidiyor yıllar. Yaşıyoruz, eskiyoruz, eskitiliyoruz. Bunalıyoruz, boğuluyoruz, boğuyoruz, gülüyoruz, tuhaflaşıyoruz. Aşkı kovalıyoruz; her şey bunun için sanıyoruz. Sahiplenmek istiyoruz önümüze çıkan her şeyi. Mutlu olmayı sahiplenmek sanıyoruz. Vay be neler yaşıyoruz? Büyüyoruz ve yıllar böylece geçiyor. Tutunacak dallar arıyoruz, sırtımızı yaslayacak sağlam güvenceler arıyoruz. Huzur arıyoruz, sakin kuytular peşindeyiz. Klişeliğe düşmekten korkup modern kaçamaklar yapıyoruz. Özde var olan, sade niyetleri, ihtiyaçları, beklentileri göremiyoruz. Es geçiyoruz hayatı. Nerede duracağımız bilmiyoruz. Iskalıyoruz anasını hayatın... Ortak acılar ya da sevinçler yaşadığımızı kabul etmiyoruz. Biçimi, rengi, tadı, acısı, kokusu, görünümü farklı ama aynı gözyaşı değil mi akan ya da yanağımıza konan gülümseme aynı değil mi? Kadın ya adam oldukça, yani büyüdükçe çocukluğumuzdan uzaklaşmak niye? Masumiyetimizi kaybetmek niye? Masumum diye gurur duymak gerekmez mi? Kendimize rağmen  çırılçıplak soyunabiliyor muyuz? 
Hiç bir şeyin imkansız olmadığına bir inansak. Artık ayrılmaktan korktuğumuzdan birleşmeler yaşayamıyoruz. Başta kılıçlar kuşanıyor, gardlar alınıyor, en baştan acı çekilecek yerlerin üstleri örtülüyor.  Yaşama emanet edemiyoruz kendimizi. Hesaplı kitaplı olmayı seçiyoruz, yok yere. İçimizde ki kadın ya da adamsa çocuk kalmanın peşinde. Mutlu olmanın telaşında. Mutlu, yalnız ya da kalabalıklar içinde ama çocuksu ve masum.
29. ARALIK. 2004


--
7/28/2010 02:39:00 PM tarihinde HARE tarafından 1mk adresine gönderildi

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.