SULTAN BİRİNCİ ÇELEBİ MEHMET HAN(Gülce-Bahçe)



















Kahramanlar yatağı, Türk yurdu Anadolu


Birinci Mehmet bir bey, o Beyazıt’ın oğlu

Bin üç yüz seksen dokuz yılı güzünde doğdu

Süleyman şahın kızı, anne Germiyanoğlu

…Devlet Hatun’un börtü böcek su içer elinden

….Küçük oğul Mehmet

…..Küçüklüğünden itibaren

…...Devrin en yüksek alimlerinden



Kahramanlar büyüsün masalda dev misali,

Eğilsin öpsün gökler bizim nazlı hilâli...

Olsun ulu devletim devletlerden de âli

Daraldığımız yerde gelsin genişlik hali…

…Dercesine din ve fen ilimlerini

….Kılıç kuşanım ve kullanım yöntemlerini

…..Özen ve itinayla öğrenirde…

…… Bursa Sarayında tamamlar tahsilini



Bin üç yüz doksan üçte, devlet idaresinde

Kazanıp ta tecrübe, hazırlıklı ve zinde

Olmaya görev aldı, Amasya beyliğinde

Sultan Yıldırım babası, Mehmet onun emrinde

…İlk görevinde, etti ilk sancak valiliğini…

….İkinci Osmanlı padişahı Murat Hüdavendigar

…..Kosova Savaşında alınca şahadetini

……Padişahlık babadan oğla yadigar,

…….Babası Beyazıt aldı önce saltanatta yerini

…….Şecaat ve süratinden aldı Yıldırım ismini…

……..Kazandığı nice zaferden sonra



Bin dört yüz iki yılı içersinde

Ankara’daki ihanet dersinde

Yakınları ki; ihanet edenler

Allah onlara, hidayet versin de…



İşte bu en son muharebesinden

Zalim Timur’a esir düşmesinden

Haberdar olan Mehmet en tezinden;

Babadan oğla, sen olsan ne dersin?

…Oturur hemen koltuğuna…

….yoksa dünya, evet dünya

….On bir yıllık fetret devri bilemezdi…

…..İmparatorluk kendiliğinden yürümezdi, büyüyemezdi.

……Osmanlı padişahlarının beşincisi

…….Sultan birinci Mehmet Çelebi

*

‘İlk

Önce

Devleti

Osmaniye,

Onun bekası

Her şeyden öncedir’

Dedi üstün zekâsı…

Devletin birliği için

Büyük mücadeleler verdi.

İlk



Önce

Kardeşi

Süleyman’ı,

Yıl bin dört yüz on

Sessiz ve hemence,

Bin dört yüz on üç ise

Diğer kardeş Musa’yı

Ve de İsa’yı tasfiye etti.

*

Edirne de çıktı tahta

Yol aradı durdu hakta

Dua eder hep dudakta

Rabbim olsun yüzüm akta

…Kolay olsun hesabım

….Güzel olsun hesap günü amelim

…..Dedi çıktı yola…



Osmanlı Devletinin birliğini sağladı

Karaman beyini de esarete çağladı

Sonra etrafındaki beylikleri bağladı

Ona sözünü etti, kesin kez söz bağladı



‘Bir daha Müslüman’a hiç saldırmayacağım

Onları darda görsem yardıma koşacağım

Yücelerde de yüce dağları aşacağım

Ben sana sadık olup, emrinde kalacağım’

…Diyen Karaman beyini azat eyledi.

….Çandar Beyliğini de hakimiyetine alıp,

…..Toprağını da Osmanlıya peyledi.

……Bin dört yüz on beşte

…….Venediklilerle ilk deniz savaşını yapan



‘Bünyemizde birleşsin hak yoldan çıkanlar

Yok olsun hak dururken çok zorbalık yapanlar!

Şeytana köle olup, hep şeytanlık satanlar

Önümde çöksün dize, nice böyle sultanlar!...’

…Diyen Çelebi Sultan Mehmet han

….Han’ım dedi hanlık eyledi…

…..Bin dört yüz on altı ve de on yedi de

……Avrupa’ya akınlar düzenledi.

*

Büyük zaferler kazandı, Tuna gördü hilali

Bin dört yüz on dokuz da yine geçildi Tuna

Harpte öldü voyvoda tüm Eflak şahit buna

Kardeş geçer yerine Türk’ü kesin bilmeli



Göklere bizim zaferi çizsin kocaman kartal

Yaprağını dökmesin sokaklarında canlar

Bizim felsefemiz bu, belki kardeşi anlar

Olmasın bu düşümüz unutulan bir masal



Dedi sultan çelebi, bu yolda hal eyledi

‘Gönlümde sönmeyen bir fetih sevdası var

Biliyorum bu nesle bu topraklar gelir dar!’

Bakalım devamında daha neler söyledi:



“Bir gün düşer ölürüm diye derde dalarım

Sahip çıkın mirasa diye selam salarım”

*

Dedi de Türk oğluna devam etti yoluna

Sahip çıktı tahtına vatan bizim oluna

Gelsin diye imana hoş görürdü Rum’u da

Göğüs gerdi isyana, her zaman sak buluna



Hâkim olduğundan beri, ülkesine tek başına

Dikkatle takip ettiği Şeyh Bedrettin isyanına

Bu sinsi ayaklanmaya tezden dur demeyi bildi

Yakalanan isyankâr şeyh, huzuruna getirildi

…Devrin en önemli hadisesi

….Hakkın ve halkın yalancı sesi

…..İslam’a uymayan sapık fikirlerin bahçesi

…...Ulemanın fetvasıyla idam edildi.

*

Yetmedi gardaş, han yolun tutarken

Timur yanında, korkudan pusarken

Gün şafağı da yalayıp yutarken

Çıka geldi belki erken



Adı düzmece Mustafa Çelebi

Kardeşti oda sevdi gözü gibi

Tutmasın dedi devletimin dibi

Yeni verdi hemen erden



Kaçtı sığındı Bizans hakanına

Yakışmadı bu şehzade şanına

Şeytan girmişti mutlaka kanına

Aklı gitti belki serden



*

Bin dört yüz yirmi birdeki

Bu olaydan çok kısa bir süre sonrasında

Yirmi altı mayısın bir bahar havasında

Edirne’de avlıkta avlanma ortasında

Rahatsızlık belirdi Şah Mehmet’in şahsında

…Vefat edeceği sırada

….Lala Beyazıt paşayı çağırdı.

…..Halef olarak yerini oğlu Murat’a ayırdı…

…...‘Bana karşı göstermiş olduğun gibi

……İtaat ve sadakati göster ona da’ dedikten sonra …



‘Amasya’dan Murat’ı tez elden getirmeni

O gelmeden emri hak, bulursa ecel beni

Kargaşa olur aman; oğlum Murat gelmeden

Duyurmayın kimseye, bekletin benim teni’

…Deyip etti de vasiyetini.

….Bir müddet sonra hakka yumdu gözlerini

….. İlk kez bir padişahın ölümü ki;

……Vasiyeti üzere Murat gelene gizlendi



Sonra beyaz kefene, yedi kat kefenlendi

Tekbirlerle cenaze, töreni düzenlendi



Edirne’den Bursa’ya getirilerek naşı

Yeşil Türbe mekânda toprağa döndü başı

Akar hala ora da sevenlerin gözyaşı

Görmeyiz ve bilmeyiz bakarız biz hep şaşı

…Osmanlının ikinci kurucusu, beşinci başı

….Güçlü ve kuvvetliydi, kırardı sıksa taşı

…..Sabırlıydı, azimliydi, sözünün de eriydi

……Sekiz yıllık saltanatı boyunca

…….Allahın dini İslam’ın hizmetindeydi…

*

Küçük büyük demedi, cihat yoluna daldı

Yirmi dört muharebe meydanında can aldı

Kırka yakın yarası beyaz bezle sarıldı

Şahadetin şerbeti, sultan Mehmet’e baldı

…Memleketindeki tüm insanlara refah derdi

….Diğer Müslümanlara da pay verdi

…..Resulallahın mübarek komşularının duasını almak için

…...Onlara hediyeler gönderdi…

……Sürre alayı adı verilen heyetle gönderilen hediyeler;

…….Mekke ve Medine’deki mübarek yerleri imar edeler,

……..Fakirler ve yoksullar yiyeler diye

……… Allah yolunda harcanması için hibeler ederdi…



Memleketin imarına büyük önem veren Sultan,

Bursa'da Yeşil Türbeyle bir cami ve bir medrese

Muhtaca mihrap olmaya imaret aynı adrese

Sıcak bir yuva bulsunda üşüyen olmasın kuldan

…İdi onun tek amacı tek düşüncesi

….Hem de ibadethane ve eğitim yuvası

…..Hakka yükselmenin tecellisi…



Olsunda halkım çıksın Musa gibice Tura

Zulüm yıkılsın gitsin dünya dolsun nura!

Çok ulvi iştir bilsen, bu fikir hakikaten

Onun için Edirne de bir cami ve bedesten

…Amasya’da oğlu Kasım için de bir türbe

….Yaptırdı kısacık saltanatı ömründe…

*

Kasımda başka

Vardı daha evladı

İkinci Murat

Yerine veli ahtı



Diğeri Ahmet

Yusuf’u dahi vardı

Mahmut adında

Muhammed’in adaşı



İki de kızı

Osmanlı kerimesi

Selçuk Hatunla

Fatma da kızlarıydı.



Bilin ey dostlar

Çelebi Sultan Mehmet

Nasıl bir kişi

Ne kadar hünerliydi



Orta boyluydu

Yuvarlakça gözlüydü

Çatık kaşlıydı

Teni de beyazsıydı



Geniş göğüslü

Ve dahi kuvvetliydi

Çokça cesurdu

Gayet hareketliydi



Güreş tutardı

Yay kirişi çekerdi

Başında sarık

Altın işlemeliydi



Kürklü kaftanın

Yakası dikilmeydi

Dimdik dikilip

Afiler dökmeliydi

*

Müslüman halkına hep davrandığı gibi

Hıristiyan’a da Adalet ve hoşgörü

Gösterip değer verdi, yaratandan ötürü

Dışlamadı gel dedi, oda Mevlana gibi…



Kılıcını çekenle mücadeleye durdu

Haykırdı da asrından gelecek asırlara

Allah büyüktür sesi, asıldı rüzgârlara

Müslüman Türk halkına yan bakan başı vurdu



Allahın hak yolunda düşmana kılıç çekti

‘Dört Halifeyi düşün İslam’a hizmet iste

Zerre kadar kötülük koyma beyninde, histe’



Dedi o şiirinde, cesurdu gözü pekti

Unutturmak isterler, ben hala unutmadım

Başaramasam bile, başka bir yol tutmadım

*

…Diye seslenirim bende şimdi ona

….Benim dilimden benim sözümden;

….. Kulak verem, dil verem şiirinin tamamına

Bütün dünya sana düşman olsa bile

Yardımı da ancak Allah’ından dile

……Erenlerden dua ve himmet iste…



Allah’ın yolunda kılıç çek düşmana

Bunun için sen ki niyazda buluna

……..Dört halifeyi hatırla İslam’a hizmet iste…



Ey beyni kötülük dolu şeytan kimsen

Eğer kötülüğe susamış kalbim sen

………Susuzluk çeşmesinden gül şerbeti iste…



Sen geçeni bırak yolunu bırakma

Delikli demirle taştan bile korkma

……….Demiri eritip yok eden Rabbinden kuvvet iste…



Ey Mehmet sakın ki; farklı düşünenden

Muhaliflerinden asla yüz çevirme!

Hep istişare et, dinle söyleyenden

Fikri küçük görüp sala çam devirme!

…………sonra düşmanı yurttan sür, genişlik iste….





Feyzullah Kırca

Akbaşlar köyü / Dursunbey


















Kahramanlar yatağı, Türk yurdu Anadolu


Birinci Mehmet bir bey, o Beyazıt’ın oğlu

Bin üç yüz seksen dokuz yılı güzünde doğdu

Süleyman şahın kızı, anne Germiyanoğlu

…Devlet Hatun’un börtü böcek su içer elinden

….Küçük oğul Mehmet

…..Küçüklüğünden itibaren

…...Devrin en yüksek alimlerinden



Kahramanlar büyüsün masalda dev misali,

Eğilsin öpsün gökler bizim nazlı hilâli...

Olsun ulu devletim devletlerden de âli

Daraldığımız yerde gelsin genişlik hali…

…Dercesine din ve fen ilimlerini

….Kılıç kuşanım ve kullanım yöntemlerini

…..Özen ve itinayla öğrenirde…

…… Bursa Sarayında tamamlar tahsilini



Bin üç yüz doksan üçte, devlet idaresinde

Kazanıp ta tecrübe, hazırlıklı ve zinde

Olmaya görev aldı, Amasya beyliğinde

Sultan Yıldırım babası, Mehmet onun emrinde

…İlk görevinde, etti ilk sancak valiliğini…

….İkinci Osmanlı padişahı Murat Hüdavendigar

…..Kosova Savaşında alınca şahadetini

……Padişahlık babadan oğla yadigar,

…….Babası Beyazıt aldı önce saltanatta yerini

…….Şecaat ve süratinden aldı Yıldırım ismini…

……..Kazandığı nice zaferden sonra



Bin dört yüz iki yılı içersinde

Ankara’daki ihanet dersinde

Yakınları ki; ihanet edenler

Allah onlara, hidayet versin de…



İşte bu en son muharebesinden

Zalim Timur’a esir düşmesinden

Haberdar olan Mehmet en tezinden;

Babadan oğla, sen olsan ne dersin?

…Oturur hemen koltuğuna…

….yoksa dünya, evet dünya

….On bir yıllık fetret devri bilemezdi…

…..İmparatorluk kendiliğinden yürümezdi, büyüyemezdi.

……Osmanlı padişahlarının beşincisi

…….Sultan birinci Mehmet Çelebi

*

‘İlk

Önce

Devleti

Osmaniye,

Onun bekası

Her şeyden öncedir’

Dedi üstün zekâsı…

Devletin birliği için

Büyük mücadeleler verdi.

İlk



Önce

Kardeşi

Süleyman’ı,

Yıl bin dört yüz on

Sessiz ve hemence,

Bin dört yüz on üç ise

Diğer kardeş Musa’yı

Ve de İsa’yı tasfiye etti.

*

Edirne de çıktı tahta

Yol aradı durdu hakta

Dua eder hep dudakta

Rabbim olsun yüzüm akta

…Kolay olsun hesabım

….Güzel olsun hesap günü amelim

…..Dedi çıktı yola…



Osmanlı Devletinin birliğini sağladı

Karaman beyini de esarete çağladı

Sonra etrafındaki beylikleri bağladı

Ona sözünü etti, kesin kez söz bağladı



‘Bir daha Müslüman’a hiç saldırmayacağım

Onları darda görsem yardıma koşacağım

Yücelerde de yüce dağları aşacağım

Ben sana sadık olup, emrinde kalacağım’

…Diyen Karaman beyini azat eyledi.

….Çandar Beyliğini de hakimiyetine alıp,

…..Toprağını da Osmanlıya peyledi.

……Bin dört yüz on beşte

…….Venediklilerle ilk deniz savaşını yapan



‘Bünyemizde birleşsin hak yoldan çıkanlar

Yok olsun hak dururken çok zorbalık yapanlar!

Şeytana köle olup, hep şeytanlık satanlar

Önümde çöksün dize, nice böyle sultanlar!...’

…Diyen Çelebi Sultan Mehmet han

….Han’ım dedi hanlık eyledi…

…..Bin dört yüz on altı ve de on yedi de

……Avrupa’ya akınlar düzenledi.

*

Büyük zaferler kazandı, Tuna gördü hilali

Bin dört yüz on dokuz da yine geçildi Tuna

Harpte öldü voyvoda tüm Eflak şahit buna

Kardeş geçer yerine Türk’ü kesin bilmeli



Göklere bizim zaferi çizsin kocaman kartal

Yaprağını dökmesin sokaklarında canlar

Bizim felsefemiz bu, belki kardeşi anlar

Olmasın bu düşümüz unutulan bir masal



Dedi sultan çelebi, bu yolda hal eyledi

‘Gönlümde sönmeyen bir fetih sevdası var

Biliyorum bu nesle bu topraklar gelir dar!’

Bakalım devamında daha neler söyledi:



“Bir gün düşer ölürüm diye derde dalarım

Sahip çıkın mirasa diye selam salarım”

*

Dedi de Türk oğluna devam etti yoluna

Sahip çıktı tahtına vatan bizim oluna

Gelsin diye imana hoş görürdü Rum’u da

Göğüs gerdi isyana, her zaman sak buluna



Hâkim olduğundan beri, ülkesine tek başına

Dikkatle takip ettiği Şeyh Bedrettin isyanına

Bu sinsi ayaklanmaya tezden dur demeyi bildi

Yakalanan isyankâr şeyh, huzuruna getirildi

…Devrin en önemli hadisesi

….Hakkın ve halkın yalancı sesi

…..İslam’a uymayan sapık fikirlerin bahçesi

…...Ulemanın fetvasıyla idam edildi.

*

Yetmedi gardaş, han yolun tutarken

Timur yanında, korkudan pusarken

Gün şafağı da yalayıp yutarken

Çıka geldi belki erken



Adı düzmece Mustafa Çelebi

Kardeşti oda sevdi gözü gibi

Tutmasın dedi devletimin dibi

Yeni verdi hemen erden



Kaçtı sığındı Bizans hakanına

Yakışmadı bu şehzade şanına

Şeytan girmişti mutlaka kanına

Aklı gitti belki serden



*

Bin dört yüz yirmi birdeki

Bu olaydan çok kısa bir süre sonrasında

Yirmi altı mayısın bir bahar havasında

Edirne’de avlıkta avlanma ortasında

Rahatsızlık belirdi Şah Mehmet’in şahsında

…Vefat edeceği sırada

….Lala Beyazıt paşayı çağırdı.

…..Halef olarak yerini oğlu Murat’a ayırdı…

…...‘Bana karşı göstermiş olduğun gibi

……İtaat ve sadakati göster ona da’ dedikten sonra …



‘Amasya’dan Murat’ı tez elden getirmeni

O gelmeden emri hak, bulursa ecel beni

Kargaşa olur aman; oğlum Murat gelmeden

Duyurmayın kimseye, bekletin benim teni’

…Deyip etti de vasiyetini.

….Bir müddet sonra hakka yumdu gözlerini

….. İlk kez bir padişahın ölümü ki;

……Vasiyeti üzere Murat gelene gizlendi



Sonra beyaz kefene, yedi kat kefenlendi

Tekbirlerle cenaze, töreni düzenlendi



Edirne’den Bursa’ya getirilerek naşı

Yeşil Türbe mekânda toprağa döndü başı

Akar hala ora da sevenlerin gözyaşı

Görmeyiz ve bilmeyiz bakarız biz hep şaşı

…Osmanlının ikinci kurucusu, beşinci başı

….Güçlü ve kuvvetliydi, kırardı sıksa taşı

…..Sabırlıydı, azimliydi, sözünün de eriydi

……Sekiz yıllık saltanatı boyunca

…….Allahın dini İslam’ın hizmetindeydi…

*

Küçük büyük demedi, cihat yoluna daldı

Yirmi dört muharebe meydanında can aldı

Kırka yakın yarası beyaz bezle sarıldı

Şahadetin şerbeti, sultan Mehmet’e baldı

…Memleketindeki tüm insanlara refah derdi

….Diğer Müslümanlara da pay verdi

…..Resulallahın mübarek komşularının duasını almak için

…...Onlara hediyeler gönderdi…

……Sürre alayı adı verilen heyetle gönderilen hediyeler;

…….Mekke ve Medine’deki mübarek yerleri imar edeler,

……..Fakirler ve yoksullar yiyeler diye

……… Allah yolunda harcanması için hibeler ederdi…



Memleketin imarına büyük önem veren Sultan,

Bursa'da Yeşil Türbeyle bir cami ve bir medrese

Muhtaca mihrap olmaya imaret aynı adrese

Sıcak bir yuva bulsunda üşüyen olmasın kuldan

…İdi onun tek amacı tek düşüncesi

….Hem de ibadethane ve eğitim yuvası

…..Hakka yükselmenin tecellisi…



Olsunda halkım çıksın Musa gibice Tura

Zulüm yıkılsın gitsin dünya dolsun nura!

Çok ulvi iştir bilsen, bu fikir hakikaten

Onun için Edirne de bir cami ve bedesten

…Amasya’da oğlu Kasım için de bir türbe

….Yaptırdı kısacık saltanatı ömründe…

*

Kasımda başka

Vardı daha evladı

İkinci Murat

Yerine veli ahtı



Diğeri Ahmet

Yusuf’u dahi vardı

Mahmut adında

Muhammed’in adaşı



İki de kızı

Osmanlı kerimesi

Selçuk Hatunla

Fatma da kızlarıydı.



Bilin ey dostlar

Çelebi Sultan Mehmet

Nasıl bir kişi

Ne kadar hünerliydi



Orta boyluydu

Yuvarlakça gözlüydü

Çatık kaşlıydı

Teni de beyazsıydı



Geniş göğüslü

Ve dahi kuvvetliydi

Çokça cesurdu

Gayet hareketliydi



Güreş tutardı

Yay kirişi çekerdi

Başında sarık

Altın işlemeliydi



Kürklü kaftanın

Yakası dikilmeydi

Dimdik dikilip

Afiler dökmeliydi

*

Müslüman halkına hep davrandığı gibi

Hıristiyan’a da Adalet ve hoşgörü

Gösterip değer verdi, yaratandan ötürü

Dışlamadı gel dedi, oda Mevlana gibi…



Kılıcını çekenle mücadeleye durdu

Haykırdı da asrından gelecek asırlara

Allah büyüktür sesi, asıldı rüzgârlara

Müslüman Türk halkına yan bakan başı vurdu



Allahın hak yolunda düşmana kılıç çekti

‘Dört Halifeyi düşün İslam’a hizmet iste

Zerre kadar kötülük koyma beyninde, histe’



Dedi o şiirinde, cesurdu gözü pekti

Unutturmak isterler, ben hala unutmadım

Başaramasam bile, başka bir yol tutmadım

*

…Diye seslenirim bende şimdi ona

….Benim dilimden benim sözümden;

….. Kulak verem, dil verem şiirinin tamamına

Bütün dünya sana düşman olsa bile

Yardımı da ancak Allah’ından dile

……Erenlerden dua ve himmet iste…



Allah’ın yolunda kılıç çek düşmana

Bunun için sen ki niyazda buluna

……..Dört halifeyi hatırla İslam’a hizmet iste…



Ey beyni kötülük dolu şeytan kimsen

Eğer kötülüğe susamış kalbim sen

………Susuzluk çeşmesinden gül şerbeti iste…



Sen geçeni bırak yolunu bırakma

Delikli demirle taştan bile korkma

……….Demiri eritip yok eden Rabbinden kuvvet iste…



Ey Mehmet sakın ki; farklı düşünenden

Muhaliflerinden asla yüz çevirme!

Hep istişare et, dinle söyleyenden

Fikri küçük görüp sala çam devirme!

…………sonra düşmanı yurttan sür, genişlik iste….





Feyzullah Kırca

Akbaşlar köyü / Dursunbey

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"