* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

PUSLU BİR ÖYKÜ

PUSLU BİR ÖYKÜ


Adamın yüzü pusluydu.Yağmurun sıkıntısını taşıyordu gözleri. Tarifsiz bir sonbahar gibi, hüzün doluydu yüzü.
Şehir ıslak bir geceyi karşılamak üzereydi. Adam penceresinin ardında geçen zamanı yakalamaya çalışıyordu. Bir sürü fotoğraftan, anılardan arta kalanları arıyordu. Acılarını demliyor, çağresizliğini süzüyor, tüm bunları bir boşluğa değil insanoğluna sunmak istiyordu.
Adamın yüzü pusluydu. Sıcak bir ağustos akşamının terini taşıyordu. Terk edilmiş bir aşk gibi kokuyordu. Erkek kokuyordu. Yaşam kokusunu yitiriyordu. Yaşadıklarını umursamıyordu, unutulmaya yüz tutmuştu her şey. Ve hala oynadıkça yaşadığını sanan o kadına aşıktı. Tüm renkleri, kokuları, anıları silen o kadını unutamıyordu. Kendini bir hiç gibi hayatın kollarına bıraktı adam. Rüzgar nereden eserse oraya doğru gitmeye razıydı. Yeter ki içindeki acı bir nebze olsun dinsin diye. Puslu bir öyküye konu olduğundan haberi yoktu.
(2002-2010)



--

Bizi de Okusana ;) × +