* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Bu hal, ohal'i gerektirir mi?

Ohal uygulaması sıkıyönetimi gerektirir. Adında da anlaşılacağı gibi insanları sıkar ve gerer. Belli saatlerde sokağa çıkma yasakları güveni sağladığı düşünülse de huzuru sağladığı pek söylenemez. Ne günlere kaldık, getirildiğimiz noktaya bakarmısınız!. Rehavetin gevşekliğin, tavizlerin had safhada olduğu bazı planların gün yüzüne çıktığı bilhassa son sekiz yılda açılım, gelişim, hayali GSMH larla milletin nasıl uyutulduğunun bir bumerang gibi gelip bizi vurduğuna şahit olmaktayız. Eğri atarsanız aynı eğrilikte geri döner ve sizi vurur. Yanlış söylediğiniz sözler bir gün gelir sizi bulur. Bugün de yaşananlar bundan başka bir şey değildir.




Bir OHAL tartışmasıdır başladı ilk önce birçok vatandaşın aklından geçirdiği fikriyat MHP lideri sn Devlet Bahçeli tarafından Cumhurbaşkanı sn Abdullah Gül’le görüşmesinde dile getirdi basına yansıdığında ise bir tartışma aldı başını gitti bu arada patlamalar oluyor saldırılar düzenleniyor ve canlar yitiriliyordu. Bundan daha olağanüstü bir durum olabilirmiydi? OHAL isteklerinin bir darbe gibi algılanmasına şahit olduk oysa ifade edildiği gibi OHAL anayasal çerçevede yerini alan ve zaman zamanda uygulanmış bir projeydi. Yan etkileri olmadı mı tabi ki oldu. Bölge halkının normal yaşantısının arasına bir bıçak gibi sokulmuş bir engeldi ve yaşamların kesintiye uğradığı da oldu En başta ohal valiliğinin belirlediği sokağa çıkma yasakları insan hürriyetinin kısıtlanmasına da neden oluyordu ancak bölgede yaşanan gelişmeler karşısında daha kontrollü fakat vatandaşın özel yaşamı etkilemeyecek şekilde düzenlemesi ve hayata geçirilmesinin uygun olacağı kanaatindeyim. İlk tepki Genel Kurmay başkanı sn İlker Başbuğ dan geldi. Şu an için OHAL söz konusu değildir. Mutlaka biliyordu bölge için gerekli olduğunu ancak yan etkileri de düşünülerek çekiniliyordu açıkçası.



OHAL’ i bölge halkına uygulanan bir tecrit gibi görmek yanlış, kurtuluş formülü olarak da görmek yanlış, zira olağanüstü uygulaması olsa da şu gerçekle yüzleştik artık terörün en sıkı şartlar da bile tuzak kurabileceğini yanımıza kadar sokulabileceğini öğrendik. Yani OHAL’ in başlamadan yıpranacağı riski göze alınamadı belki de. Şartları geçmişe göre değiştirilerek faydalı olur mu tartışılır.



Öte yandan başlı başına bir konu teşkil edebilecek bir sorun yavaş yavaş dillendirilmekte bazı devlete hıncı olan( birilerinin ekmeğine bilerek veya bilmeyerek yağ süren) köşe yazarları ve bölücü terör örgütü yandaşlarının dayattığı ve bölgedeki sivil iradeyi etkilediği görülmekte. Biz buna dillendirme demeyelim fakat bir filizlenmenin olduğunu da göz ardı etmeyelim. Nedir bu?



Ellerinde bir büyük şehir 6 vilayette toplam 99 belediye bulunduran BDP özerklik adına adım atmak için bir çalışma içinde olduğu, Avrupa birliği yerel yönetimler şartnamesine dayandırılarak ve devletle müzakere! (pazarlık) yapılarak sorunu çözeceklerini dile getirdiler.



Şimdi buyurun cenaze namazına, olmadık duaya amin demek için. Böyle bir ortamı yaratana mı kızarsınız yoksa böyle bir boşluktan yararlanıp terörle devleti güya çaresiz ve çözüm arar durur durumundan faydalanıp ülkeyi kan revan içinde bırakan terör tellallarının bu fırsatı kullanmaya kalkışmalarına mı kızarsınız.



Bütün bu ortamın yaratılması hükümetin ürünüdür ve hepimizin sorunu haline gelmiştir.. Hoşgörü adına önümüzdeki süreçte bu tip yaklaşımlar toplum iradesi de dahil olmak üzere kabul görmeyecektir. Eğer ki bir şekilde kitabına uydurulup hala daha taviz verilirse Türkiye de olacakları düşünmek bile istemiyorum doğrusu. Biz böyleyiz galiba her işi sona bırakmak Allah’a havale etmek, bize bir şey olmaz mantığı ile tarihten bugüne gelen o şanlı geçmişin kredisini çarçur edip bitirmek. Öyle ya, genel de çoğumuz faturaları ödemenin son gününe saklamazmıyız? Erteleme alışkanlığımız vardır çoğu şeyi. Bir faturanın daha ödeme günü yaklaşıyor belli, ne kadar ödesek de bedeli, hesabı kesmenin zamanı geldi. Bu sıkıntılar aşılmalı ve biran önce bitirilmeli.

Bizi de Okusana ;) × +