BİR EV'E MEKTUP...



Bu mektubu sana yazıyorum...
Dün gece çok ağladım ama rüyamda.
O büyük kapından girdim içeri. o eşi benzeri olmayan kokunu çektim içime.
o kocaman koridorunda gezdim göz yaşları içinde.
çocukluğumu aradım odalarında , amcamın askerlik resmini aradım duvarlarda.
Babaannemin mis kokulu yemeklerini aradım mutfakta.
Dedemim ayak seslerini, yeğenlerimin koşuşturmalarını dinledim sesizce.
Kimse yoktu odalarında, mutfağında.
En acısı da buydu ya...
Her şey bir rüyadan ibaretti.
Sende mi özledin bizi.
Bizden sonra kimse eğlendiremedi değil mi seni?
Çocuk çığlıklarıyla, şen kahkahalara sen de hasret kaldın belki bizim gibi.



o zamanlar sessiz olan sokağın şimdi başka ellerde, odaların kimbilir şimdi kimlerde.
Bir gün gelsem sana sahiplerin izin veriri mi içeri girmeme?
İzin verirler mi kapılarına el sürmeme?
Camlarına buhar yapıpı küçük bir kalp çizmeme izin verirler mi?
Ayak bastığım yerelerine bir kaç damla göz yaşı bıraksam ne derler ki?

Kapı önün de baksam karşımda duran Galata kulesi'ne.
Özlem nasıl bir şey bilir misin sen?
Senden sonra neler oldu tahmin edebilir misin?
Büyüdük hepimiz.
Yorulduk hepimiz.
Öldü sevdiklerimiz.
Senden sonra çok ev gezdik ama sevemedik senin gibisini.
Seninle paylaşılanlar paylaşılamadı bir daha hiç bir evde.
Toplanamadık eskisi gibi öyle neşeli öyle kalabalık.
Senle karşılaşmayı çok istiyorum.
Beni anımsayacaksın biliyorum.
Bir gün geleceğim sana, sarılacağım duvarlarına.
Parmak izlerimi bırakacağım sana hatıra.
Eskilerden haber getireceğim sana.
Bellki bir kaç resim çektireceğim seninle yanyana.
Her özlemim de bakıp ağlayacağım.
Doğduğum güzel ev, Çocukluğumu bıraktığım ev.
Neşemizi, sevinçlerimizi, hatıralarımızı iyi sakla.
Belki birileri gelir bir gün onları senden ödünç almaya.












Bu mektubu sana yazıyorum...
Dün gece çok ağladım ama rüyamda.
O büyük kapından girdim içeri. o eşi benzeri olmayan kokunu çektim içime.
o kocaman koridorunda gezdim göz yaşları içinde.
çocukluğumu aradım odalarında , amcamın askerlik resmini aradım duvarlarda.
Babaannemin mis kokulu yemeklerini aradım mutfakta.
Dedemim ayak seslerini, yeğenlerimin koşuşturmalarını dinledim sesizce.
Kimse yoktu odalarında, mutfağında.
En acısı da buydu ya...
Her şey bir rüyadan ibaretti.
Sende mi özledin bizi.
Bizden sonra kimse eğlendiremedi değil mi seni?
Çocuk çığlıklarıyla, şen kahkahalara sen de hasret kaldın belki bizim gibi.



o zamanlar sessiz olan sokağın şimdi başka ellerde, odaların kimbilir şimdi kimlerde.
Bir gün gelsem sana sahiplerin izin veriri mi içeri girmeme?
İzin verirler mi kapılarına el sürmeme?
Camlarına buhar yapıpı küçük bir kalp çizmeme izin verirler mi?
Ayak bastığım yerelerine bir kaç damla göz yaşı bıraksam ne derler ki?

Kapı önün de baksam karşımda duran Galata kulesi'ne.
Özlem nasıl bir şey bilir misin sen?
Senden sonra neler oldu tahmin edebilir misin?
Büyüdük hepimiz.
Yorulduk hepimiz.
Öldü sevdiklerimiz.
Senden sonra çok ev gezdik ama sevemedik senin gibisini.
Seninle paylaşılanlar paylaşılamadı bir daha hiç bir evde.
Toplanamadık eskisi gibi öyle neşeli öyle kalabalık.
Senle karşılaşmayı çok istiyorum.
Beni anımsayacaksın biliyorum.
Bir gün geleceğim sana, sarılacağım duvarlarına.
Parmak izlerimi bırakacağım sana hatıra.
Eskilerden haber getireceğim sana.
Bellki bir kaç resim çektireceğim seninle yanyana.
Her özlemim de bakıp ağlayacağım.
Doğduğum güzel ev, Çocukluğumu bıraktığım ev.
Neşemizi, sevinçlerimizi, hatıralarımızı iyi sakla.
Belki birileri gelir bir gün onları senden ödünç almaya.










BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.