* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Zincirler, uyanış

"Düşünüyorum da, zaten son zamanlarda yaptığım tek şey düşünmek. O kadar garip ki düşünce dünyam gerçek kendi içinde farklı bir gerçeklik oluşturmaya başladı. İnsanlar farklı davranıyor, sistemler farklı düşünceler farklı. Belki paralel bir evreni görüyorum veya onu hissediyorum bilmiyorum. Aslında bunların hepsi deliliğimin bir parçası olabilir elbette. Doktorlar tekrar ilaçların dozunu azalttı galiba bunu daha fazla düşünebilmemden anlıyorum. Aslında beni bir odaya kilitlemelerini ve düşünmeye bırakmalarını çok isterim ama yapmıyorlar. Orada paralel evrenimle birlikte yaşayabiliriz ama buna izin vermiyorlar. Zincirlerim hala duruyor fakat paslanmış çeliğin bileklerimde açtığı yaralar iyileşmeye başladı. Belki tekrar kurtulmaya çalışırsam daha kötü olabilir elbette. Her şey tekrardan karışmaya başladı anlayacağınız. Eskiden farelerim vardı en azından eşlik ederlerdi bana şimdi onlarda yok. Kimsem kalmadı benim, bir siz varsınız. Aslında burada olduğunuzu bilseydiniz giderdiniz ama bilmiyorsunuz. Sonuçta bunların hepsi benim düşünce dünyamda oluyor, gerçekte yoksunuz. Belki bende yokum. Neden olmasın? Yok olmak güzel olurdu.

Düşünüyorum diyordum evet son zamanlarda çok düşünüyorum ama bir konuda daha fazla düşünüyorum. Bazen rüyalar görüyorum ben çoğunlukla unutuyor olsam da bazen bambaşka bir hayat görüyorum. Tamamen farklı bir dünyada yaşayan bir adam görüyorum rüyamda. Adam üzgün, mutsuz ve yalnız aynı benim gibi. Daha ilginci ise bu rüyalarda onunla yaptığımız konuşmalarda. İki farklı dilde tamamen farklı kelimeler kullanıyoruz birbirimize ve kesinlikle anlaşamıyoruz. Sonra birimiz dayanamıyor ve gidiyor. Genelde hep ben kalıyorum geriye ve sonra bütün bir düş ülkesi çökmeye başlıyor. Parçalara bölünüyor durmadan ve boşluğa düşüyorlar. Parçalar düştükçe boşluk her yeri kaplıyor ve orada gözler görüyorum. Kırmızı vahşi gözler bana doğru saldırıyor. Uyuduğumun farkındayım ama uyanamıyorum. Aklıma gelen her şeyi yapıyorum ama uyanamıyorum. Sonra onlar beni canlı canlı yemeye başlıyor ve bir süre sonra her yer kararıyor. Sonra uyanıyorum zifiri bir karanlıkta uzunca zaman geçirdikten sonra. 

Sonra düşünüyorum da acaba biz uyuyorsak ve bir rüya görüyorsak. Gördüğümüz rüyaya da hayat adını veriyorsak eğer. Aslında bir kabus benim rüyamda olduğu gibi ama üstü örtülmüş. Kötülük soluduğumuz havada var aslında veya bastığımız toprakta. Bir süre sonra parçalar dökülmeye başlayacak ve hiçlik kaplayacak her yeri. Aslında bunu da gördüm bir rüyamda. Bir rüyadaydım hani rüya içinde rüya görürüz ya öyle işte. Sonra rüyanın içindeki rüyadan uyanıyordum ben. Zamanla bütün yalanlar, sahtelikler, illüzyonlar dökülüyordu hayattan. Onlarla birlikte renklerde gidiyordu. Bir çam ağacının altında elimde bir kutu akan yeşili saklamaya çalıştığımı hatırlıyorum. Milyarlarca insan aynı şeyi yapıyordu, gökyüzü mavisini yakalamaya çalışanlar boşuna koşuşturuyorlardı. Renkler gidiyordu elbette ve bildiğimiz, inandığımız her şey de onlarla birlikte terk ediyordu dünyayı. Hepsi insanların suçuydu ama bozmuşlardı dünyayı, ben hiçbir şey yapmamıştım gerçekten. Hiçbiri benim suçum değildi.

İnsanlar büyük bir boşlukta kalıyorlardı ve eskiden olduğu gibi vahşileşiyordu. Sonra yeni yalanlar, yeni sahtelikler, yeni illüzyonlar yaratıyordu sistem. İnanmazsınız ama herkes hemen inanıyordu. Gerçekleri kimse istemiyordu. Bu sonlardan birisiydi diğerinde ise insanlar vahşilikle birbirlerini öldürüyorlardı. Bilmiyorum hangisi gerçek. Uyuduğuma, bir kabus gördüğüme ve buna yaşam adını verdiğime inancım giderek artıyor. Bir buzulun içinde donmuş olup bütün bunları görüyor olabilirim. Belki ortak bir rüyadır, kabustur hayat. Belki bir düşüdür tanrının. Bilemiyorum, bildiğim tek bir şey var ki yaşadıklarım gerçek olamaz. Belki ben paralel diğer evrene aitimdir ve bu yüzdendir küçük yeşil tavşanın beni çağırması.

İlaç vaktim yaklaşıyor yine, sevmiyorum bu zamanları. Beni bıraksalar sadece düşünsem ama izin vermiyorlar. Nedense düşünce dünyamı susturmaya oldukça kararlılar ama bunu başaramayacaklar. Düşüncelerimi durduramayacaklar. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim düşünce dünyamın sakinleri. Artık sizin yanınıza gelmek istiyorum ama bilmiyorum buna izin var mı. Doktoruma bir sormalıyım en iyisi belki kısa bir gezinti yapmama izin verirler. Sonra bende sizin yanınızda kalırım geri gelmem. Doktorları da kandırmış olurum bu şekilde, gittiğim için üzüleceklerini hiç zannetmiyorum. 

Sahi bunların ne kadarı gerçek. Siz gerçek misiniz? Eğer siz gerçekseniz doktorlar gerçek değil ve bu demektir ki benim ilaç saatim geldi. Şimdi gidiyorum. Kaçma yeşil tavşan, gitme benden uzaklara.

Bizi de Okusana ;) × +