* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Burka Eşittir Mahremiyet


Burka nedir?

Burka Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde kadınların giydikleri bir nevi çarşafın adıdır. Ama bu çarşaf bildiğimiz çarşaflardan biraz daha farklı.

Çünkü gözlerinizin geldiği yer bile dantel ile işlenmiş delikli kumaş parçası gibi, yani kadının gözlerini bile göremiyorsunuz. O sizi görüyor mu? Orasıda şüpheli bence.

Burka mahremiyetin simgesi olabilir mi?

Sosyolog Nilüfer Göle’ye göre evet burka günümüzde herkesin özlediği mahremiyetin bir
simgesiymiş. Ve Fransa’da ki, çarşaf ve burka tartışmalarını da çok saçma, komik ve kışkırtıcı buluyormuş.

“Ben çok kışkırtıcı buluyorum. Herkes burkanın karşısında: Müslümanlar, laikler, kadınlar, siyasetçiler... Burka azınlığın gücü, modernitenin aydınlık dünyasından kopuş. Gölgeyi, karanlığı hatırlatıyor bana. Ne güzel! Her şey aydınlık mı olacak kardeşim. Tam mahrem. Biz "modern mahrem" diyorduk. Bu, modernliğe karşı tam karanlık. Ben de zaten tam aydınlıktan yana değilim!
Mahremiyet ve her şeyin görünür olamayacağı. Modernleşmenin önemli özelliklerinden birisi her yeri aydınlatmaktır. Çok güzel, her yer aydınlatılsın. Daha güvenceyle dolaşıyoruz, sokak da bize, kadınlara ait oluyor, iş modemitenin bir parçası, ama kadar çok ki, bazen çok göz alıyor, gölge, loş alan bırakmıyor. Loşluğa katlanabil kimse yok, florasan lambaları. İşte bu noktada Burka kavgası bize kaybettiğimiz şeyleri hatırlatabilir...”
(Sosyolog Nilüfer Göle)

Kapkara bir bez parçasının içinde kadın mı yoksa erkek mi var. O bile belli değil.

Elbette ki böyle bir şey insana karanlığı ve gölgeyi çağrıştırabilir. Bundan daha doğal ne olabilir ki.

Her şeyin aydınlık olması gerekmiyor elbette.

Ama karanlığın karşıtı nasıl mahremliği çağrıştırıyor bir insana işte bu anlaşılacak bir şey değil.

Sevişmelerin çoğu karanlık yatak odalarında yapılıyor da acaba buradan mı yola çıkılıyor.

Ben aydınlıktan yana değilim derken, neyi kast ediyorsunuz. Doğanın aydınlığından mı? Düşüncenin aydınlığından mı? Yana değilsiniz.

Yok doğanın aydınlığından bahsediyorsanız buna diyecek bir şeyim yok. Ama düşüncenin aydınlığından bahsediyorsanız. Bir sosyolog olarak topluma nasıl yön vermeyi düşünüyorsunuz.

Ama;

“Çok güzel, her yer aydınlatılsın. Daha güvenceyle dolaşıyoruz, sokak da bize, kadınlara ait oluyor, iş modemitenin bir parçası, ama kadar çok ki, bazen çok göz alıyor, gölge, loş alan bırakmıyor. Loşluğa katlanabil kimse yok, florasan lambaları. İşte bu noktada Burka kavgası bize kaybettiğimiz şeyleri hatırlatabilir...”

dediğinize göre, doğanın aydınlığından bahsediyorsunuz.

Ama loşlukla, florasanla, loş alanlarla Burkayı nasıl aynı kefeye koyuyorsunuz.

Hatta loş olmakla, florasan lambasıyla mahremiyeti nasıl eş değer görüyorsunuz.

İnsanın giymiş olduğu giysi, gezdiği sokakların loş olması kişinin mahremini saklamasını beceremez. Ve mahremiyetin gizliliği eşya da veya doğadaki aydınlıkta değildir. Kişinin mahremiyeti düşüncelerinde saklıdır.

Her türlü yolsuzluğu, hırsızlığı yapan biri sırf karısını aldatmıyor ve başka kadınları taciz etmiyor diye çok ahlaklı biri olamayacağına göre. Burkanın içine saklanan biride çok namuslu ve adaletli birisi olacağının garantisini veremez hiç kimseye.
Mahremiyette giysinin içinde veya evimizin duvarları arasında değildir. Mahremiyet düşüncelerimizin içinde saklıdır.

Mahrem zaten dini bir kavramdır ve Arapça kökenlidir. Ve haram anlamına gelir.

Ama bunu dini bir kavram ve anlayış olarak görmeyip, ahlak olarak da tanımlayabiliriz. Ahlakta yatak odalarında falan değil kişinin dünyaya bakış açısıyla anlaşılabilir.

Hele florasan lambası ile hiç anlaşılmaz.

Ayrıca kişiler ne giyerse giysin beni hiç ilgilendirmiyor. Ama kişiler giydikleriyle başkalarını aşağılama yoluna giderlerse ve giydiklerini Allahın emri gibi gösterme çabalarına girdiklerinde çok komik oldukları kesin.

Allahın başka işi gücü yok da, insanların nasıl giyinecekleri hakkında yaşadıkları döneme göre bir ayarlama yaptığını sanmıyorum.

Bizi de Okusana ;) × +