Ben Anlamadım!!

 İletişim araçları çoğaldı bu iyi mi oldu kötü mü bilemiyorum..Ya da kaygım şu; kazanımları mı çok, kaybettirdikleri mi?? Bir yılda tanıyabileceğiniz birini 1 günlük sohbet içinde tüm hayat hikayesiyle tanıyorsunuz (sanal ortam için geçerli)

 Sonrasında özlemek fiili neredeyse hayatımızdan çıkacak..aklınıza gelen kişiyi anında arıyorsunuz ''Naber,Nasılsın'' tarzı bir kaç soruyla hal hatır sorup telefonu kapatıyorsunuz..Sonrasında konuşacak pek de uzun konularınız olmuyor..Artıları var muhakkak ama bana bir şeyler ters gidiyor gibi geliyor..Kimsenin gizi kalmıyor merak edeceğiniz ,sadece sizde saklı düşünceleriniz kalmıyor karşınızdakiyle ilgili..Her şey öyle ortada ki artık ilginizi çeken bir şeyi kalmıyor ...Birinci haftanın sonunda ne yemekten hoşlandığını bile tahmin ettiğiniz biriyle sohbet etmek de pek çekici gelmiyor size...Ve en korkuncu bu çabuk tanıyıp çabuk tükettiğiniz arkadaşlıkları reelinize de yansıtmaya başlamanız...

  Eskiden aşklarda arkadaşlıklarda dostluklarda ara da mesafeler varmış...Yani kişileri irdelemekten çok ya da sorular sormakla tanımaktan çok duygularınızda hissedermişsiniz onları...Kalbinizin sesini dinlermişsiniz..Kendinizce severmişiniz..Şimdiki gibi soru sora sora değil..Zaman içinde tanırmışsınız..Şimdiki gibi 100 soruyu bir günde sorup hakkındaki tüm bilgileri edindikten sonra sıkılıp bırakmazmışsınız...Nasılsa binlerce insanın olduğunu bir ortamda insanları harcamazmışsınız...

  Biri gider biri gelir diye bir söylem de yoktu bence önceden...Elimi sallasam ellisi sözünü kaç kişi kullanıyordu acaba sevdikleri için..!! Bir gün yolda yürüyordum ve ön tarafta 2 sevgili yürüyordu (ay ne romantik) ve erkek olan hanımefendiye öyle bir bağırıp duruyordu ki..!! O zaman anladım ki biz sevgiyi bilmiyoruz, bilmediğimiz gibi fena halde de kullanıyoruz...Bunca iletişim aracının olduğu dönemde ki karşılıklı konuşmalar da eskiden olduğu gibi değil istediğinizle istediğiniz zaman karşılıklı konuşma imkanınızın olduğu bir dönemdeyiz..Hala insanlar anlaşılmamaktan ,yalnızlıktan şikayet ediyorsa ben kesinlikle bir yerde yanlış yapıldığını düşünüyorum...

 Çok fazla insanla muhatap olduğumuz için hep daha iyisini ,çok daha iyisini talep etmeye başladık ..Dünkü yazımda insanlardan sıkıldığımdan bahsetmiştim birazda bununla ilgili mi diye sordum bu gün..Hayır değil çünkü ben insanları harcamıyorum böyle bir şey yapmayacak kadar korkuyorum ölümden...İnsanları gazete makalesi gibi okunup atılacak bir şey gibi görmüyorum ben...Her hayat benim dünyama bir şeyler katar onun için değer biçilemez güzelliktedir..Dinlediğim gördüğüm hayatlar..Ve okunup atılacak gazete gibi de görülmesi rahatsız ediyor beni...

 Değer vermek,sevmek,sabretmek,kusur örtmek,zamana bırakmak...çok güzel özellikler bunlar..Ama biz sanırım ''Abi biri gelir biri gider '' demeyi daha çok kullanıyoruz..Ya da ''Elimi sallasam ellisi''  ki nefret ediyorum bu laftan ,söyleyip kendimizi avutuyoruz ya da daha mükemmelini bulma umuduyla ilerliyoruz...Ve bunlar bizi kendimizi mükemmel görmeye itiyor...Hani biz mükemmeliz ya onun için her zaman daha iyisi bizi bulacaktır/bulmalıdır.Sürekli kendimizi yüceltme hatasını yapıp duruyoruz bunun bile farkında değiliz. Sonrasında yalan arkadaşlıklar, menfaat dostlukları, saman alevi aşklar alıyor başını gidiyor...
 İşte öyle..!!Yazmayı bilseydim düşüncelerimi daha net aktarabilirdim buraya..ama benden ancak bu kadar ;)


 İletişim araçları çoğaldı bu iyi mi oldu kötü mü bilemiyorum..Ya da kaygım şu; kazanımları mı çok, kaybettirdikleri mi?? Bir yılda tanıyabileceğiniz birini 1 günlük sohbet içinde tüm hayat hikayesiyle tanıyorsunuz (sanal ortam için geçerli)

 Sonrasında özlemek fiili neredeyse hayatımızdan çıkacak..aklınıza gelen kişiyi anında arıyorsunuz ''Naber,Nasılsın'' tarzı bir kaç soruyla hal hatır sorup telefonu kapatıyorsunuz..Sonrasında konuşacak pek de uzun konularınız olmuyor..Artıları var muhakkak ama bana bir şeyler ters gidiyor gibi geliyor..Kimsenin gizi kalmıyor merak edeceğiniz ,sadece sizde saklı düşünceleriniz kalmıyor karşınızdakiyle ilgili..Her şey öyle ortada ki artık ilginizi çeken bir şeyi kalmıyor ...Birinci haftanın sonunda ne yemekten hoşlandığını bile tahmin ettiğiniz biriyle sohbet etmek de pek çekici gelmiyor size...Ve en korkuncu bu çabuk tanıyıp çabuk tükettiğiniz arkadaşlıkları reelinize de yansıtmaya başlamanız...

  Eskiden aşklarda arkadaşlıklarda dostluklarda ara da mesafeler varmış...Yani kişileri irdelemekten çok ya da sorular sormakla tanımaktan çok duygularınızda hissedermişsiniz onları...Kalbinizin sesini dinlermişsiniz..Kendinizce severmişiniz..Şimdiki gibi soru sora sora değil..Zaman içinde tanırmışsınız..Şimdiki gibi 100 soruyu bir günde sorup hakkındaki tüm bilgileri edindikten sonra sıkılıp bırakmazmışsınız...Nasılsa binlerce insanın olduğunu bir ortamda insanları harcamazmışsınız...

  Biri gider biri gelir diye bir söylem de yoktu bence önceden...Elimi sallasam ellisi sözünü kaç kişi kullanıyordu acaba sevdikleri için..!! Bir gün yolda yürüyordum ve ön tarafta 2 sevgili yürüyordu (ay ne romantik) ve erkek olan hanımefendiye öyle bir bağırıp duruyordu ki..!! O zaman anladım ki biz sevgiyi bilmiyoruz, bilmediğimiz gibi fena halde de kullanıyoruz...Bunca iletişim aracının olduğu dönemde ki karşılıklı konuşmalar da eskiden olduğu gibi değil istediğinizle istediğiniz zaman karşılıklı konuşma imkanınızın olduğu bir dönemdeyiz..Hala insanlar anlaşılmamaktan ,yalnızlıktan şikayet ediyorsa ben kesinlikle bir yerde yanlış yapıldığını düşünüyorum...

 Çok fazla insanla muhatap olduğumuz için hep daha iyisini ,çok daha iyisini talep etmeye başladık ..Dünkü yazımda insanlardan sıkıldığımdan bahsetmiştim birazda bununla ilgili mi diye sordum bu gün..Hayır değil çünkü ben insanları harcamıyorum böyle bir şey yapmayacak kadar korkuyorum ölümden...İnsanları gazete makalesi gibi okunup atılacak bir şey gibi görmüyorum ben...Her hayat benim dünyama bir şeyler katar onun için değer biçilemez güzelliktedir..Dinlediğim gördüğüm hayatlar..Ve okunup atılacak gazete gibi de görülmesi rahatsız ediyor beni...

 Değer vermek,sevmek,sabretmek,kusur örtmek,zamana bırakmak...çok güzel özellikler bunlar..Ama biz sanırım ''Abi biri gelir biri gider '' demeyi daha çok kullanıyoruz..Ya da ''Elimi sallasam ellisi''  ki nefret ediyorum bu laftan ,söyleyip kendimizi avutuyoruz ya da daha mükemmelini bulma umuduyla ilerliyoruz...Ve bunlar bizi kendimizi mükemmel görmeye itiyor...Hani biz mükemmeliz ya onun için her zaman daha iyisi bizi bulacaktır/bulmalıdır.Sürekli kendimizi yüceltme hatasını yapıp duruyoruz bunun bile farkında değiliz. Sonrasında yalan arkadaşlıklar, menfaat dostlukları, saman alevi aşklar alıyor başını gidiyor...
 İşte öyle..!!Yazmayı bilseydim düşüncelerimi daha net aktarabilirdim buraya..ama benden ancak bu kadar ;)


BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.